Meşhur A Takımı davası için Yargıtay, 'İçişleri Bakanlığı iznine gerek yok yargılansınlar' dedi ama 'Yargıtay'daki karar, yıllara yenik düştü'..
48 yılla başlayan, ihaleye fesat karıştırma, mal varlığını aklama, zincirleme suçlar' iddialarını içeren dava 2013'te FETÖ firarisi Osman Reis'in bile 'şikayetini geri çekmesiyle' ilk beraat kararını almıştı..
Ucu açık kalan kısmına da yıllar sonra Yargıtay el attı. O da zamana yenik düştü..
A Takımı davasının görülmesiyle ilgili bir kaç ay önce 'davanın müdahillerinin' cep telefonlarına bildirimler gelmeye başlayınca, kamuoyunda büyük yankı oluşmuştu..
Kamu vicdanı 'O dava ne oldu' diye merak ederken, bir kısmıyla ilgili yeniden yargılama olacak olması, vicdanlarda 'beklenti oluşturdu'..
Sonuç ne mi oldu..
Başlamadan bitti A Takımı davası..
Hatta dava diye bir şey bile kalmadı ortada..
Beraat etmeseler de 'yargılanmayacaklar'. Yani yok hükmünde oldu o iddiaların tümü..
Mesele zaten yargılanıp yargılanmamaları da değil..
Yargılansalar 'belki de beraat edeceklerdi'..
Daha önce aynı davanın 'ihaleye fesat karıştırma gibi, irtikap, mal varlığını aklama' gibi atılı ağır suçlar kapsamından 48 yılla yargılanırken, bazıları cezaevine girmişken' beraat etmişlerdi..
Bilir kişi raporlarının biri gelmiş itiraz edilmiş, diğeri gelmiş itiraz edilmiş, sonra hatırladığım kadarıyla üçüncüsü de istenmişti..
Zaman bu yerinde durmuyor elbette..
Beraat kararı çıkarken, atılı suçlardan bir kısmı için İçişleri Bakanlığı'ndan izin istenmişti..
Yıl 2013...
Gel zaman git zaman, izin çıktı mı, çıkacak mı diye beklenirken, yargılama da beklemeye geçti haliyle..
O sırada Yargıtay Ceza Kurulu, dosyaya baktı ve 'izne gerek yok yargılasınlar' dedi ama suçun işlendiği tarih olan 2007'nin üzerinden 'zaman aşımı süresi olan 7,5 yıl çoktan' geçmişti..
Yeniden yargılama çıktığında hukukçu arkadaşlar 'zaman aşımı olur' demişti, biz de bekliyorduk..
Sonuç, aynen beklendiği gibi oldu..
Tek celsede 'A Takımı düştü'..
Gözler aydın olsun..
Mesele 'Kamu vicdanı'nda aklandılar mı konu bu..
Çünkü beraat değil, zaman aşımından davanın yargılama yapılamadan düşmesi söz konusu olan..
Yani aklanmadılar..
Bence Başkan Yılmaz da bu sonuçtan çok hoşnut olmamalıdır..
Zaman aşımıyla böylesi bir davadan 'kurtulmak' gönülleri hoş etse de; Vicdanların sesinde 'zaman aşımı yok'...
Yargılansalar ne olurdu sorusu hep akıllarda kalacak..
Kamu vicdanı hep bunu soracak..
Kağıt üzerindeki 'tamam da', vicdanlardaki yargılamanın 'sonucu ne'?..
Bunu asla öğrenemeyeceğiz..
Yargıda sözün bittiği yerde olduğumuza göre; vicdanların sesine kulak vermek gerekir..
Mesele budur..