Dikkat ediyorum, Samsun ölçeğindeki şehirlerin neredeyse tamamı altyapı işini bitirmiş.
Hatta öyle bir noktaya gelmişler ki; ilçelerdeki altyapı işlerini tamamlıyorlar.
İstanbul ve Ankara gibi metropol şehirlerde aşırı yağışlarda yollara su birikintileri oluyor ama Başkent ile İstanbul arasında kıyaslanmayacak derecede bina, araç ve insan yoğunluğu var.
Ya Samsun; en küçük bir yağışta iflas etmiş altyapısıyla gölete dönüşüyor yollar.
Altyapı sorun da sanki yolların durumu nasıl ki.
Dikkat edin Samsun’da şehrin göbeğinde bile yol sorunu var.
Kırsalı zaten geçtik.
Duruşehir yakınlarında vatandaşların lüks binalar arasındaki yollarda araçlarıyla geçerken çektiği videolar ile dolu sosyal medya.
İsyan ediyorlar.
Çilelerini kayıt altına alıp, rezalet görüntüleri paylaşıyorlar.
Aziz Atik Fen Lisesi’ne giden yol da aynı şekilde.
Büyükşehir’e yapılan tüm başvurulara rağmen değişen bir şey yok.
Pırıl pırıl öğrencilerin eğitim öğretim gördüğü okul orası.
Türkiye sıralamasında derece yapan öğrenciler var.
Onlara verdiğimiz özen ne kadar.
Okullarına gittiği yol kadar.
Çamur deryası.
Bazen belediye niye var ki diyesi geliyor insanın.
Altyapı yapmayacaksa, yol yapmayacaksa; ne iş yapar ki.
Sosyal medya öyle hale geldi ki, Samsun denilince Büyükşehir Belediyesi’ne tepkiler çığ gibi.
Kimi video çekiyor paylaşıyor, kimi fotoğraf çekip çilesini anlatıyor.
Sorunlarını dile getirmem için twitter’da beni de etiketlediklerinden, gelen etkileşimlerin çoğu Samsun’un belediye hizmetlerindeki aksaklıklar.
Hele ki, sahilde beton yürüyüş yolunun bir kısmının çökmüş olması ve ‘tadilat yapmak yerine’ etrafına güvenlik şeridi çekilmesi tam bir facia.
Allah korusun felakete davetiye
çıkarmak gibi.
Akıllara zarar.
Yani yüzlerce işçisi olan belediye, hiç güvenlik şeridi ile uğraşır mı?
Zamanı mı yok, parası mı yok.
Bu nasıl bir anlayış.
Bu nasıl bir boş vermişlik.
Yıkmaya gelince yıkılmadık yer kalmadı, yapmaya gelince niye iki metrekarelik alan yapılmıyor.
Mesele ne biliyor musunuz?.
Vizyon.
Vizyon yoksa o koca sahilde ‘küçücük bir yıkıntının’ bütünü nasıl tartışılır hale getirdiğini göremezler.
Ne olacak ki, sonra yaparız mantığının aslında hizmetle de bir ilişkisi yoktur.
Çünkü sonra değil hemen yapmak, hizmetin en iyisini vermek için devlet kaynakları emrinize verilmiş.
Maaşınızı da bu nedenle alıyorsunuz.
Bir çocuk, dikkatsiz bir vatandaş görmeyip, o yıkılmış yerlere düşse ve burnu kanasa sorumlusu sizlersiniz.
Bu böyle bilinsin.
Samsun talihsizliği budur işte.
Yusuf Ziya Yılmaz gibi ‘tartışılan çalışmaları olsa da’ vizyon sahibi bir başkandan sonra, ‘o küçük detay ama büyük sorun olan’ eksikliklerin görmesini herkesten beklemeyin.
Vatandaşın sosyal medyada paylaştığı sorun yumaklarını takip etseler yetecek ama diyorum ya;
İşi bilmek ayrı bir vizyon sahibi olmak çok ayrı şeyler.
Ayrıca belediyenin o kadar basın ordusu çalışanı var.
Havuz medyası var.
Görmeyen gözler olduktan sonra yapacak bir şey yok.
50 tane medyası olsa ne yazar.
Hani bir de ‘Akıllı şehir’ olacağız diyorlar ya gerçekten komik geliyor.
Ya gözünüzün önündeki aksaklıkları göremeden hangi akıllı şehirden söz ediyorsunuz.
Sahildeki yolun bir kısmı çökmüş, görüp yapmak yerine güvenlik şeridi çekmişseniz;
Akıllı şehir olsa ne olacak?.
Akıl, o beton yolun kırılmış kısmının hemen onarılmasını gerektirir.
Olay budur?..
Gerisi teferruat.
Yerel seçimlere 2,5 yıl kadar zaman kaldı.
Sabır..
(17).jpeg)
(16).jpeg)
Vatandaş çekiyor…
Samsunlular, alt yapı ve yol sorunlarını artık videoya çekip yayınlamayı sıklaştırdı.
.jpg)
Mustafa Demir
(8).jpeg)
Tehlikeye davet..
Sahil yolundaki beton yoldaki çökme onarılacağına etrafına güvenlik şeridi çekilmesi görenleri şaşkına çeviriyor.