Samsun'da son günlerdeki gelişmelere bakınca;
Ne derin ve geçmez yarası varmış, diye geliyor insanın aklına.
Öyle ya.
Hemen her yıl, Samsun'un özellikle Terme, Çarşamba, Ayvacık ile Salıpazarı ilçeleri bazen de Bafra sel suları altında kalır;
Ardından da 'yaralar sarılıyor' diye açıklamalar yapılır.

Rutine döndü bu durum adeta.
Kanayacak yara belli, yetkililerin sözleri ve açıklamaları da her zaman hazır ve aynı.
Hatta fotoğraflar bile aynı.
Başlangıç ve gelişme şöyle devam eder;
Meteoroloji sel uyarısı yapar, sonra yağış başlar ve ardından yağmur suyu alt yapı yetersizliğinden, yapılmayan barajlar ve ıslah edilmemiş dereler nedeniyle sele dönüşüp hayatı felç eder.
Sonrasında her zaman olduğu gibi, çizmeli yetkililer çıkar ortaya.
Selin zarar verdiği bölgelerde dolaşır, ciddi incelemeler yapar.
Endişeli bakışlar arasında dikkatlice inceleme yapılır, ilçe yetkililerinden nasıl oldu ve sonuçları hakkında bilgiler alınır.
Açıklamalar da önceki yaşananlarda olduğu gibi benzerdir aslında.

Hemen her yıl aynı nedenler ve aynı sonuçlar olduğundan, en çok duyduğumuz sözler genellikle şöyle olur;
Beklenenden çok fazla yağış düştü metrekareye.
Bunu beklemiyorduk.
O nedenle su taşkını oluştu.
Ve en bitirici söz sonunda;
'Yaralar sarılacak.'
Her su taşkınlarında fotoğraftaki yetkililer değişir, ancak su taşkınları değişmez.
Yaptığı hasarlar da aşağı yukarı aynıdır.
Rakamlar ortaya çıkar, önceki yılların kopyası gibi.
Can kaybı olmaması en sevindirici haber olur.
Sonuçta çileler yaşanır, selin getirdiği balçıklar temizlenir, atıklar toplanır ve bir kaç gün sonra hayat kaldığı yerden devam eder.
Peki yara kapanır mı?
Sarılsa da, o yaranın tekrar oluşmaması için bir şey yapılır mı?
İşte sorun orada.
Mesela bu taşkınlara neden olan Salıpazarı Barajı yapıldı mı?
Kaç kez komik ödeneklerle gündeme geldi değil mi?
Sadece Terme'ye selin zararı 500 milyon lira.
O yara nasıl kapanacak?
Pansuman yeterli mi?

Yani aslına bakarsanız, Samsun'un 'sel gibi' büyük bir sorunu var olmasına rağmen;
Su taşkını kentin öncelikli sorunu olarak masaya en son ne zaman yatırıldı?
Afet gibi yaşanan kabusa dönen sağanaklardan ne kadar ders çıkarabildik?
Gülsan Sanayi de sandallar gezerken, bu kent Kürtün Vadisi imara açılsın mı?,
Atakum Marina kaldırılacak mı?,
Çevreyolundaki rantsal işler,
Gibi kentin öncelikli değil, rant kokan işlerle oyalandığına kaç kez şahit olduk.
Ortada kapanmayan bir yara var ama, halen yarayı tedavi etmek yerine su taşkını olmasına seyirci kalmaya devam ediyoruz maalesef.
Bu yara sarılmakla geçmez, baraj ister, alt yapı ister diye defalarca söylense de, her yağmur kabusa dönse de, insanlar uykusuz geceler geçirse de;
Halen yaraların sarılmasıyla uğraşıyoruz ne yazık ki.
Şimdi yine bakın görün.
Aradan bir kaç gün geçtikten sonra kentin yine öncelikleri arasında olmayan başka başka sorunları tartışmaya başlarız.
Enerjimizi o konulara harcamaya devam ederiz.
Kentin sorumluları, yine önceliklerini farklılaştırır.
Geçmişten ders almadığımız gibi, yeni yaşanan felaketi de çabucak unuturuz.
Umarım öyle olmaz da, yıllar öncesinden bugüne bakınca, bu yazdıklarımdan başka bir şey göremiyor olsam da, belki bu kez demek bile umut veriyor bize.
Aslına bakarsanız;
Samsun Valisi Orhan Tavlı, kaymakamlık döneminden 35 yıl öncesini Ayvacık'tan bilir Samsun'un su taşkınları sorununu.
Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan da Çarşamba Belediye Başkanı olarak yaşadı sel olayını.
Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, daha önce başkanlık yaptığı dönemde daha da kötü bir su taşkını yaşamıştı ilçesinde.
Yani konuya hemen hepsi hakim.
Samsun'un siyasetçileri, barajın yapılması gerektiğini 'bilmem kaç kez dile getirip' hatta tamamlanacak diye kaç kez müjdeler dahi verdi.
Hatırlatmayalım şimdi tek tek.
Kaldı ki AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Ziya Yılmaz, SBB Başkanlığı döneminde çizmelerini giyip, sel bölgelerinde çok dolaştı.
Onun döneminde Samsun'da merkezde can kayıpları da yaşanmıştı.
Peki sonuç;
Yıl 2024 halen önlenemeyen seli, tamamlanamayan Salıpazarı Barajı'nı konuşuyoruz.
Bu son olsun demekten başka bir şey gelmiyor elden.
Ama yetkililer bilmeli ki;
Samsun'un, marinanın kaldırılması, Kürtün Vadisi'nin imara açılması, meralarının kamulaştırılması, Samsun'a ikinci Millet Bahçesi yapmak gibi projelerden çok daha öncelikli işleri var.
Hatta insanların malına değil, canına kast edecek kadar kabusa dönmüş bir sorunu var.
O nedenle de acil çözüm bekliyor.
Bunun tek yolu da, yaraları sarmak yerine, o yarayı kökünden iyileştirmek.
Zaten betona dönüştürülen Samsun'un en büyük sorunu altyapı sorunudur.
Kent merkezinin de ilçelerinin de.
Enerjimizin de, paraların da bu yönde kullanılması gerekir.
Geçmiş dönemlerde Samsun'a beton işler yapıp hizmet ettiğini zannedenler, bugüne baksın, ne haldeyiz.
Salıpazarı Barajı tamamlanmazsa;
Daha çok bu afetleri konuşur,
Yaralar sarılacak sözlerini de çok kez duyarız.
Yazıktır, günahtır.,