Paylaş

YEDAŞ kendine çeki düzen vermeli..

Ekleme: 16.02.2018 06:16 Güncelleme: 30.05.2026 21:55

Genel Müdürlüğü Samsun'da diye 'gurur kaynağımızdı’ bir zamanlar YEDAŞ.Bir kaç yılda adeta markalaştı ve 'kurumsal iletişimiyle' örnek ve rol model bir kuruluş olmuştu. Ama o görünüm 'kaliteli hi...

Genel Müdürlüğü Samsun'da diye 'gurur kaynağımızdı’ bir zamanlar YEDAŞ.
Bir kaç yılda adeta markalaştı ve 'kurumsal iletişimiyle' örnek ve rol model bir kuruluş olmuştu. 
Ama o görünüm 'kaliteli hizmet, kaliteli enerji anlayışı' çok ama çok gerilerde kaldı. 
Programlı kesintileri  daha önce yerel basında yer alıyordu, son iki yıldır rastlamadım desem yeridir. 
Şimdi diyecekler ki; kurumun sitesinde yayınlanıyor.
İyi de vatandaş, işi gücü yok, milenyum çağında bugün bizim bölgede elektrik kesiliyor mu, doğalgaz olacak mı, su da kesinti yapılacak mı diye 'siteleri mi dolaşacak'.
Kurumsallık bunu tüketiciye duyurmayı, tedbir almayı ve taşeronu hizmet üretirken denetim yapmayı gerektirir. 
Yok olmuyorsa, kurumsal iletişim sınıfta kalmış demektir.
Çünkü bu çağda bu kafa ile gelinen sonuç; Pelitköy Başbakanlık Toki Konutları'nda yaşanan sefalet gibi olur. 
YEDAŞ taşeron firmaya ihale ettiği trafo yenileme işini bir kaç gündür sürdürüyordu.
Sürdürüyordu diyorum çünkü ben de o mağdurlar arasındayım. 
Sabah kalkıyorsun elektrikler yok. Ortalık karanlık. 
Asansör ve merdiven elektrikleri için jeneratör devrede. Sesi duyuluyor. 
Nedir ne değildir, diye sorduk soruşturduk. Çünkü böyle bir duyuru planlı kesinti ya da trafo değişimi YEDAŞ tarafından basında ya da sosyal medya üzerinden kimseye bildirilmedi. 
Dile kolay 400 konut var.
Herkesin iş telaşı var. 
Sabah evden çıkarken, akşam gelir mi elektrik acaba korkusuyla, kapılarımızı kilitledik.
Dolaplardaki yiyecekler bozulmasın enerji zamanında gelsin diye de adeta dua ettik..
Sonra ne mi oldu. 
Korkulan en kötü şey oldu. 
Trafo tadilatı tamamlandı, enerji verildi. 
Ortalık 'toz duman'.
Bazılarının buzdolapları yandı, bazılarının televizyonları, bazılarının bilgisayarları, bazılarının diğer elektrikli eşyaları.
Şofbenler ise mefta..
Çünkü kartları yandı. Çalışamaz hale geldi. 
Yani duş almak için 20. yüzyıla dönmek gerekiyor. Ocakta su kaynatacaksın. 
Böylesine bir sefalet, böylesine bir rezillik. 
Küçük çocukları olan aileler daha da zorda. 
Sonrasında 'hasar tespit çalışmaları falan filan'.
Ankara'ya bildiririz, ihaleyi onlar aldı, YEDAŞ aslında işin sahibi diye bir sürü 'faso fiso' anlatımlar, izahatlar.
Yani neresinden bakarsan bakın, sonuçta YEDAŞ'ın yol açtığı bir sefalet yaşanıyor TOKİ konutlarında. 
Nereden nereye diyeceğim de, YEDAŞ'ın geldiği noktayı tam olarak bilemiyorum. 
Çektiğimiz eziyete mi yanarsın, 'yetkililerle görüşelim de şofbenlerin kartlarını bir kaç güne kadar tamir yaptıralım' diyerek, garip çözüm arayışına mı?..
Yani şimdi bizler tüketici olarak bu çağda bunları yaşamak zorunda mıyız?..
YEDAŞ'tan yetkililer, sanki bu işler umurunda değilmiş
Konu aslında 'yargılık bir konu.'
Hem zararların karşılanması dava açılmalı, hem de günlerdir yaşananlar için manevi tazminat davası açılmalı. 
Çünkü böyle bir sefaleti kimsenin kimseye yaşatmaya hakkı yok.
Hem YEDAŞ'ta kendine bir çeki düzen verir böylelikle. 
Çünkü görünen o ki; işler iyi gitmiyor.
Tadilat yapıldı denilen trafodan hatalı kablo bağlandığı iddiasıyla, yanlış akım verildiğini söyleseler de kaliteli enerji sloganıyla yola çıkan YEDAŞ ve taşeronu 'bugünün teknolojisinde' bu sefaleti vatandaşa yaşatmıştır. 
İhmalkar davranmıştır. 
Ne yazık ki gelinen noktada yaşadıklarımızı düşününce şunu söyleyebiliyorum; "Bir zamanlar markaydı"..
Nereden nereye?..

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.