Eurostat’ın 2026 yılı asgari ücret verileri, ülkelerdeki fiyat seviyeleri hesaba katıldığında nominal ücret sıralamasının önemli ölçüde değiştiğini gösterdi. Türkiye, euro bazındaki ücretinin yanı sıra yüksek enflasyon nedeniyle satın alma gücü açısından da Avrupa’nın alt sıralarında yer aldı.
Avrupa ülkelerinde uygulanan asgari ücretler, yalnızca euro cinsinden rakamlar üzerinden değil, çalışanların elde ettikleri ücretle ne kadar mal ve hizmet alabildiğini gösteren satın alma gücü üzerinden de karşılaştırıldı.
Eurostat’ın 2026 yılı verilerine göre nominal asgari ücretlerde Batı Avrupa ülkeleri üst sıralarda bulunurken ülkelerdeki yaşam maliyetleri hesaba katıldığında sıralama değişti. Türkiye’de ise yüksek enflasyon ve ücretin yılda bir kez güncellenmesi, asgari ücretlinin yıl içindeki satın alma gücünün gerilemesine neden oldu.
EN YÜKSEK ASGARİ ÜCRET LÜKSEMBURG’DA
Temmuz 2026 itibarıyla Avrupa’daki en yüksek brüt aylık asgari ücret 2 bin 771 euro ile Lüksemburg’da kaydedildi. Lüksemburg’u 2 bin 391 euro ile İrlanda, 2 bin 343 euro ile Almanya, 2 bin 338 euro ile Hollanda ve 2 bin 234 euro ile Belçika takip etti. Avrupa Birliği ülkeleri arasında en düşük aylık brüt asgari ücret 620 euro ile Bulgaristan’da bulunurken aday ülkeler de hesaba katıldığında listenin sonunda Ukrayna yer aldı.
Türkiye ise euro üzerinden hesaplanan yaklaşık 621 euroluk asgari ücretle nominal sıralamada Bulgaristan’ın hemen üzerinde yer aldı.
SATIN ALMA GÜCÜ HESABI SIRALAMAYI DEĞİŞTİRDİ
Nominal ücretler, ülkelerin kendi fiyat seviyelerini tek başına yansıtmıyor. Bu nedenle karşılaştırmada Satın Alma Gücü Standardı (PPS) kullanılıyor. PPS, ülkeler arasındaki fiyat farklarını ortadan kaldırarak belirli bir gelirle ne kadar mal ve hizmet satın alınabildiğini gösteriyor. Böylece daha yüksek maaş ödenen ancak yaşam maliyetinin de yüksek olduğu ülkeler ile ücretlerin düşük olduğu fakat fiyatların daha sınırlı kaldığı ülkeler karşılaştırılabiliyor.
Satın alma gücü hesabında Almanya 2 bin 164 PPS ile ilk sıraya yükselirken Lüksemburg, Hollanda, Belçika ve İrlanda üst sıralardaki yerlerini korudu. Türkiye ise satın alma gücü karşılığı 1.000 PPS’nin altında kalan ülkeler arasında yer aldı.
ROMANYA 8 BASAMAK YÜKSELDİ
Nominal ücret ile satın alma gücü sıralaması karşılaştırıldığında en dikkat çekici yükselişlerden birini Romanya gerçekleştirdi. Romanya, euro bazındaki sıralamada 20’nci sırada bulunurken satın alma gücü hesaplamasında 8 basamak yükselerek 12’nci sıraya çıktı.
Kuzey Makedonya da satın alma gücü sıralamasında 8 basamak yükseldi. Sırbistan, Hırvatistan ve Bulgaristan, fiyat seviyelerinin hesaba katılmasıyla nominal sıralamadaki yerlerinin üzerine çıktı.
ESTONYA SATIN ALMA GÜCÜNDE GERİLEDİ
Yaşam maliyetlerinin hesaba katılmasıyla en fazla sıra kaybeden ülkelerden biri Estonya oldu. Estonya, nominal asgari ücret sıralamasına göre satın alma gücü listesinde alt sıralara geriledi. Benzer şekilde yaşam maliyetlerinin yüksek olduğu bazı ülkelerde maaşların euro karşılığı yüksek olmasına rağmen çalışanların gerçek alım gücü daha sınırlı kaldı.
Bu tablo, asgari ücretin yalnızca maaş bordrosundaki rakamla değil, ülkedeki kira, gıda, enerji, ulaşım ve diğer temel giderlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu.
ASGARİ ÜCRETLER ENFLASYONUN GERİSİNDE KALDI
Ocak-Temmuz 2026 döneminde incelenen ülkelerin sınırlı bir bölümünde asgari ücret artışı yapıldı. Ücretlerin yılda yalnızca bir kez güncellendiği ülkelerde, yıl içerisinde biriken enflasyon asgari ücretin gerçek değerini düşürdü. Fiyatların yükselmesine rağmen maaşın aynı seviyede kalması, çalışanların aynı gelirle daha az ürün ve hizmet alabilmesine neden oldu.
Yüksek enflasyonun bulunduğu ülkelerde bu kayıp daha belirgin hâle geldi.
TÜRKİYE’DE 6 AYLIK ENFLASYON YÜZDE 17,76 OLDU
Türkiye’de asgari ücret 2026 yılı başında artırıldı ancak yılın ilk yarısında tüketici fiyatları yükselmeye devam etti.
TÜİK verilerine göre Ocak-Haziran 2026 dönemindeki enflasyon yüzde 17,76 olarak gerçekleşti. Asgari ücrete yılın ortasında ek artış yapılmaması nedeniyle ücretin ocak ayındaki satın alma gücü haziran sonuna kadar önemli ölçüde geriledi. Bu durum, maaş tutarı değişmemesine rağmen asgari ücretlinin temel ihtiyaçlara ayırmak zorunda kaldığı payın artmasına yol açtı.
ASGARİ ÜCRETLİNİN AYLIK KAYBI NASIL OLUŞUYOR?
Asgari ücretin yıl başında belirlendiği ve sonraki aylarda değiştirilmediği sistemde fiyat artışları maaşın gerçek değerini azaltıyor.
Örneğin yılın başında 100 birimlik mal ve hizmet alınabilen bir ücret, fiyatların 6 ayda yaklaşık yüzde 17,8 artması durumunda aynı satın alma gücünü koruyamıyor.
Nominal maaş değişmese bile çalışanların gıda, kira, ulaşım, enerji ve diğer zorunlu harcamalar için ödediği tutar yükseliyor. Bu fark, asgari ücrette bordro üzerinde görünmeyen ancak günlük yaşamda hissedilen satın alma gücü kaybını oluşturuyor.
TÜRKİYE’DE ASGARİ ÜCRETLİ ÇALIŞAN ORANI YÜKSEK
Türkiye’de çalışanların önemli bir bölümü asgari ücret veya asgari ücrete yakın maaşlarla istihdam ediliyor. Asgari ücretli çalışan oranının yaklaşık yüzde 40 seviyesinde olduğu yönündeki hesaplamalar, ücrette meydana gelen satın alma gücü kaybının geniş bir çalışan kesimini etkilediğini gösteriyor.
Asgari ücretin birçok özel sektör maaşı için de temel ölçüt olarak kullanılması, fiyat artışlarının etkisinin yalnızca doğrudan asgari ücret alanlarla sınırlı kalmamasına neden oluyor.
NOMİNAL ARTIŞ ALIM GÜCÜNÜ KORUMAYA YETMİYOR
Eurostat verileri, ülkeler arasındaki ücret karşılaştırmasında yalnızca euro cinsinden maaş tutarına bakılmasının yeterli olmadığını ortaya koyuyor. Maaşların ne kadar arttığının yanı sıra gıda, konut, enerji ve ulaşım fiyatlarının ne kadar yükseldiği de çalışanların gerçek gelirini belirliyor.
Türkiye’de asgari ücretin yılda bir kez güncellenmesi ve yıl içinde yüksek enflasyon yaşanması, maaşın satın alma gücünün her ay kademeli biçimde azalmasına yol açıyor.
Kaynak: Haber Merkezi

