Ülkemizde 40 yılı aşkın süredir 40 bin insanımızı toprağa düşüren, kaynaklarımızın heba edilmesine neden olan lanet terörü bitireceği inancıyla TBMM Başkanlığı'nda toplanan Milli Dayanışma ve Kardeşlik Komisyonu'nda, uzun tartışmaların sonucunda hazırlanan “Çerçeve Yasa”nın görüşülmesine dün TBMM Genel Kurulu'nda başlandı.
Dikkat ettiyseniz, adına “Çerçeve Yasa” denen yasanın görüşülmeye başlandığını duyurduğum yazının girişinde, bu yasa teklifinin görüşülmeye başlanmasını “lanet terörü bitireceği inancıyla” ifadesiyle anlatmaya çalıştım.
Lanet terörün bitmesini bu ülkede 7'den 70'e herkes ister.
Amaç buysa ben de “Evet” derim elbette.
Ve fakat...
Toplumun bir bölümü, yasanın terörü bitirmekten öte amaçlar taşıdığına dair endişe taşıyor.
Yasanın kişilere özel çıkarılmak istenildiğine dair endişeler gibi mesela.
Yasanın görüşülmesi sırasında söz alan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, yasa teklifinin komisyonda görüşülmesi sırasında İmralı'ya gidilip gelinmesine atıfta bulunarak, “Yasayı TBMM hazırlamamış ki, şimdi onun onayına sunulmaktadır” şeklindeki ifadelerle başladığı konuşmasında süreci “ihanet” olarak tanımlarken, partisinin endişelerini dile getiriyordu.
İktidarı oluşturan Cumhur İttifakı'nın üyeleri ve şu anda onlarla birlikte hareket eden DEM Parti gibi, yasa teklifini koşulsuz savunanlar, Çerçeve Yasa'yla birlikte Türkiye'nin eşik atlamakta olduğunu iddia ediyorlar.
Yasa, bu açıdan bakıldığında çok önemli elbette.
Ülkem terör belasından çok çekti.
40 yılı aşkın süre boyunca oluk oluk kan aktı.
Kınalı kuzularımız toprağa düştü.
Her şehit cenazesi yüreğimize kor ateş gibi düştü.
Lanet terör kaynaklarımızı da eritti.
Adına “Çerçeve Yasa” denilen, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” işte bu bakımdan çok önemli. Ancak böylesi önemli bir yasanın toplumsal mutabakatla çıkması gerekir.
Teklife dair MHP'nin görüşlerini açıklayan Feti Yıldız ise Devlet Bahçeli'nin 22 Ekim 2004 tarihindeki konuşmasından sonra yuvalara ateş düşmediğine vurgu yaparak, “Bu nedenle bu hakikat hiçbir maddi değerle ölçülemez, hiçbir siyasi duruş bunun kadar kıymetli olamaz” ifadelerini kullandı.
Konuya bu açıdan bakıldığında yasa çok önemli elbette.
Milli dayanışmayı ve toplumsal bütünleşmeyi güçlendireceği düşünülen böylesi önemli bir teklif, Gazi Meclis'e toplumumuzun her kesimi tarafından “amasız, fakatsız” bir mutabakatla getirilebilseydi keşke.
Ama olmuyor.
Hiçbir şeyi tamam edemiyoruz.
Milli dayanışma ve toplumsal bütünleşme sağlayacağı inancıyla gündeme gelen yasanın görüşülmeye başlandığı saatlerde haber kanalları, Gazi Meclis'e yakın bir yerde hak arayışı içindeki madencilerin gözaltına alındıklarını haber veriyordu.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel de, endişelerini dile getirirken milletvekillerinin bölgelerinde seçmenlerinin hassasiyetlerine göre hareket edeceklerini ama partinin yöneticileri olarak barışın önünü kesmeyeceklerini dile getirirken bir anlamda ‘’yetmez ama evet’’ demiş oldu.
Yasa kabul edilecek elbette. Meclis'teki sandalye sayısına dayalı aritmetik bunu bize gösteriyor.
Ama yasa terörsüz Türkiye'yi bize sağlasa bile, “demokratik Türkiye'yi” önümüze koyabilecek mi, bilemiyorum.
Endişelerim var.
Kayyım uygulamaları son bulacak mı mesela?
Ki kazandıkları belediyelerin neredeyse tamamı kayyımlarla yönetilen DEM Parti'nin, kayyım uygulamalarına çözüm getirmeyen yasayı neden kutsadığını mesela anlayabilmiş değilim.
Komisyonda sağlanan mutabakata rağmen Meclis'e eksiklerle gelen teklif, böyle düşünmeme neden oluyor çünkü.