20 Ocak 1989’da uğradığı büyük trafik faciası sonrası yaşanan yıkımı dahi büyük bir dayanışma ile atlatan Samsunspor, düşerek kalkarak da olsa yoluna devam etmiştir.
Aradan geçen 37 yıllık süreçte yaşanan parasal sıkıntılara rağmen, Samsunspor hiçbir zaman sahipsiz kalmamıştır. Hatta başkan adayı çıkmayan bir genel kurulda, 20 Ocak faciasını yaşamış olan eski kaptanımız rahmetli Emin Kar “Ben varım” diyerek Samsunspor’u başkansız bırakmamıştır.
Ancak yaşanan yönetimsel sıkıntılar ve borç yükünü göğüsleyecek yönetimler çıkmayınca, Samsunspor ilk kez 2. Lig’e düşmenin yanında Samsun kenti adına kara bir dönem olan “Kayyum Yönetimine” mahkûm olmuştuk.
O sıkıntılı günlerde bile taraftarımız yağmur, çamur, kar demeden takımınını deplasmanlarda dahi yalnız bırakmamıştır.
O taraftar, bugün de çok daha başka sorunlara rağmen takımına sahip çıkmaktadır. Şehir dışında yapılmış olmasına rağmen, gün geldi 30.000 taraftar stadımızı doldurdu.
Ne yazık ki, her olumsuzlukta taraftarımızı suçlayarak bir yere varılamayacağını göremeyen bir başkan ve yönetim kurulu iş başında.
Bu taraftar, eski dönemlerde yeri gelmiş başkanları ve yöneticileri eleştirmiştir. O günlerde bile hiçbir başkan ve yöneticinin bu taraftara olumsuz bir laf ettiği duyulmamıştır.
Çünkü taraftarın da, yöneticilerin de Samsunspor’u canından çok sevecek kadar takımına karşı bir AİDİYET DUYGUSU vardı.
Günümüzdeki asıl sorun da işte burada.
Her fırsatta kulübün sahibi olduğunu hatırlatmalar, gereksiz konuşmalar ve yerli yersiz taraftarı suçlamalar, taraftardaki “Aidiyet duygusunu” ciddi boyutta aşındırmış bulunuyor.
***
Gelelim Samsunspor’un Kayyuma mahkûm olması üzerine kapanması ve başka bir isimle yeniden kurulması gibi kabul edilmez formüllerin konuşulduğu günlere;
İşte o belirsizliklerin yaşandığı günlerde, geçmişte Samsunspor’un başarılarına imza atmış geçmiş dönem Başkanlarımızdan İsmail Uyanık, takımın şirketleşmesi halinde, güçlü bir iş insanı olan Yüksel Yıldırım ile Samsunspor’a sahip çıkacaklarını açıklayarak karabulutları dağıtmıştı.
Sonrasını herkes biliyor. Yapılan Genel Kurulda üyelerimiz şirketleşme sözüne sahip çıkıyor ve Samsunspor şirketleşiyordu.
Ne var ki, tam işler iyiye giderken yapılan karşılıklı yanlışlar sonrası parayı veren Yüksel Yıldırım ile İsmail Uyanık ikilisi ayrışıyor ve Dernek Yönetim Kurulu Başkanlığını da Yüksel Yıldırım’ın üstlenmesi ile tek adamın her şeye karar verdiği bir dönem başlıyordu.
Samsunspor Yüksel Yıldırım yönetiminde önce 1. Lig’e, ardından da Süper Lig’e çıkma başarısını göstermiş ama deneyim eksikliği ile yapılan bir hata sonucu iki dönem transfer yasağı almıştı.
Transfer yapılamamasına rağmen, Samsunspor Süper Lig’e çıktığı ilk sezonda ligi 3. Olarak tamamlayarak Avrupa’da oynama hakkını kazanıyordu.
Avrupa kupası maçlarında da çok iyi sonuçlar alınıyordu. Aslında her şey güzel gidiyordu. Takımın başına getirilen Alman çalıştırıcı Thomas REİS ile kısıtlı kadroya rağmen büyük başarılara imza atılıyordu.
İyi gitmeyen şey, Samsunspor’u Kayyum karabasanından alıp Süper Lig’e çıkartan, şirketleşme ile sahibi durumuna gelen Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım’ın, yerli yersiz eline her mikrofon verildiğinde anlamsız ve tüm camiayı üzecek konuşmalar yapmasıydı.
Bu gereksiz konuşmaların ilki, Ertuğrul Sağlam yönetiminde bir yıl önce Süper Lig’e çıkma şansını kaybetmemize neden olmuştu.
Üzülerek söylemek gerekirse, Samsunspor’un başında iki de bir Samsunspor’un sahibi olduğunu söyleyen ve en küçük eleştiride, “Getir parayı al kulübü” diyebilen bir başkan var.
Bir GS maçı sonrası takım kaptanlarımız Emre ve Okan için söylediği “Beyinleri ile kalpleri arasında çelişki olmuş” sözleri hem bu iki kaptanımızı hedef haline getirmiş, hem de Samsunspor camiasının tepkisine yol açmıştı.
Fakat bu tür gereksiz konuşmalar giderek artıyordu. Trabzonspor maçı sonrası söyledikleri ise kabul edilemez derece de ağırdı.
Sayın Başkan, tüm takımların yaptıkları transferlerle güçlendiği günlerde satılan Musaba’dan gelen para tutarı kadar bile kaliteli bir oyuncu almak yerine, sıradan transferler yapacaksınız, çok başarılı olan hocamız Thomas Reis ile sözleşmesini yenilemeyeceksiniz.
Hocamız Thomas Reis’in, “İstenen oyuncular alınamadı” demek zorunda kaldığı bir ortamda, kaybedilen Trabzonspor maçı sonrası Başkan olarak çıkıp oyuncularımızı akıl almaz sözlerle suçlayacaksınız.
Hedefinize koyduğunuz bazı oyuncuları sezon sonunda göndereceğinizi söyleyeceksiniz.
Samsunspor camiasının bunları kabul etmesi mümkün değildir. İşte bu nedenlerle tepkiler giderek büyüyor.
Transfer dönemi kapanmış. Elimizdeki kadro ile sezonu tamamlamak zorundayız. 19 Şubat’ta çok önemli bir Avrupa kupası maçımız var.
Bir kulübün başkanı o camianın babası konumundadır. Aile içinde bir sıkıntı olunca yapılması gereken,babanın devreye girerek uzlaştırıcı kimliğiyle sorunu çözmektir.
Sayın Başkan, bu takımı kayyum günlerinden alıp Avrupa kupalarında oynayacak duruma getiren sizsiniz. Şimdi, camiayı bu kaostan çıkartmak da sizin görevinizdir.
Çünkü Samsunspor’da yaşanan son olaylar, gazetemizin baş yazarı Sayın A. Yener Cabbar’ın yazdığı gibi ‘TAM BİR İLETİŞİM FACİASI’dır.
Yazımın son bölümde bazı spor yazarlarının gerekli transferler yapılarak takımdaki belirgin eksiklerin giderilmediği gerçeğini göz ardı ederek, isimlerini de belirterek bazı oyuncularımızı eleştirmesini çok yanlış bulduğumu söylemek istiyorum.
Yunus Emre Çift, alt yapımızda yetişmiş ve A takımında yer bularak 100. maçını oynamış bir oyuncumuzdur. Görev verildiğinde çıkıp elinden geleni yapıyor. Gerçek mevkiinde Satka’nın bulunuşu nedeniyle, gerçek yerinde oynayamıyor. Nitekim Satka’nın sakatlığı döneminde onun yerinde oynadığında çok da başarılı olduğu görülmüştür.
Soner Gönül ise oyna denince çıkıp elinden geleni yapıyor. Kulübe de otur denince oturuyor. Bir saygısızlığı olmayan elinden geleni yapma çabasında olan bir oyuncumuz. Eğer yerine çok daha üst düzey bir oyuncu alınmamışsa, bunun faturası Soner’e kesilemez.
Son günlerde camianın çok sevdiği ve çok başarılı bulduğu hocamız Thomas Reis’e dahi gereksiz eleştiri yapanların olması, akıl tutulmasıdır.
Bir an önce Sayın Başkanımız Yüksel Yıldırım’ın öncülüğünde tüm taraftarlarımız kenetlenmeli ve Antalyaspor maçı ile başlayarak, Avrupa Kupasındaki rakibimiz Makedonya takımı SHKENDİJA karşısında alacağı galibiyetlerle yeni bir sayfa açmasını diliyorum.
Yazımı, herkesin bildiği bir öykü ile noktalıyorum;
Sağanak yağmurlu bir havada makam aracı ile işine gitmekte olan bir iş insanı, yol kenarında sırılsıklam olmuş okula gitmeye çalışan bir çocuk görür.
Çocuğun üzerinde kazak ve kaban olmadığı gibi ayağında da eski ve parçalanmış bir ayakkabı vardır.
Şoförüne aracı durdurmasını söyleyerek çocuğu arabaya alır ve en yakın AVM’ de çocuğa kazak, mont ve ayakkabı alarak okuluna bırakmak üzere yola koyulurlar.
İş insanı yol boyunca kez üst üste, “Bak bu ayakkabıyı almasaydım ayakların ıslak ıslak okula gidecektin. Montu almasaydım sınıfta ıslak elbiseyle oturacaktın.” diye konuşmayı sürdürür. Araç kırmızı ışıkta durunca, çocuk arabadan inip yol kenarındaki su birikintisine kendini atıp yuvarlanır ve kalkıp “İş insanına dönerek bundan daha mı kötü olurdu?” diye söylenir.
Kıssadan hisse, yaptığın iyiliği kimsenin başına kakmayacaksın.
Samsunsporumuz da yeniden güneşli günleri görmek dileğiyle, iyi haftalar.