2023'ün Kasım ayında Steam’in o meşhur "Artık dolarla satıyoruz" kararı, oyunseverler olarak hepimizin üzerinde soğuk bir duş etkisi yaratmıştı. O günden beri kütüphanemize yeni bir oyun eklerken iki kez, hatta üç kez düşünür olduk. Ancak dijital dünyanın bir köşesinde, bize hala "kendi paramızla" işlem yapma lüksünü sunan bir sığınak kaldı: Epic Games. Ve beklenen yaz indirimleri nihayet o tanıdık TL etiketleriyle kapımızı çaldı.
Gelin, bu devasa indirimlerin arkasında yatan o garip satın alma dürtümüzü ve kütüphanemizde bekleyen "oynanmamış" oyunların psikolojisini konuşalım.
Listeye şöyle bir bakıyorum; Detroit: Become Human 14,20 TL, Alan Wake Remastered 7,35 TL, Tomb Raider 6,30 TL... Bugün bir bardak çayın, hatta ufak bir suyun bile bu fiyatlara satılmadığı bir dünyada, devasa prodüksiyonlu sanat eserlerini adeta bozuk para fiyatına kütüphanemize ekleyebiliyoruz. Epic Games'in bu yerel fiyatlandırma inadı, oyun kültüründen kopmak istemeyenler için çölde bir vaha gibi. Doların acımasız kur çarpımlarından uzaklaşıp sadece iki haneli rakamlarla AAA (yüksek bütçeli) oyunlar alabilmek, modern zamanlarda ciddi bir lüks.
Ancak işin içinde çok daha derin, çok daha psikolojik bir boyut var. Çoğumuz bu oyunları 14 TL olduğu için alıyoruz ama bilgisayarımıza indirip saatlerce oynayacak vaktimiz gerçekten var mı? Aslında sepeti doldurup kredi kartından o ufak meblağları çekerken satın aldığımız şey oyunun kendisi değil; "Bir gün geniş geniş vaktim olacak ve bu oyunu rahatça oynayacağım" fantezisi.
Hayatın o bitmek bilmeyen koşturmacası, faturalar, bitmeyen mesailer ve sorumluluklar arasında, kütüphanemizde duran o yüzlerce oynanmamış oyun bize bir tür sahte umut veriyor. O "oynanmamışlar" listesi, bizim kendimize ayıracağımızı umduğumuz, hep ertelediğimiz o huzurlu, stressiz hafta sonlarının birer temsilcisi. Buna modern psikolojide Dijital İstifçilik deniyor. Cüzdanımızı yormadığı sürece ruhumuzu besleyen, geleceğe dair o küçük boş vakit hayallerini satın aldığımız masum bir biriktirme alışkanlığı.
Eğer The Witcher 3'ü 165 TL'ye ya da Mafia üçlemesini 74 TL'ye görünce içinizde o tanıdık satın alma dürtüsü uyanıyorsa, kendinizi "Zaten oynamayacağım, vaktim yok" diye frenlemeyin. Çünkü bazen o dijital kütüphaneye girip sahip olduğunuz devasa evrenlere sadece bakmak bile, gerçek dünyanın boğucu stresinden sıyrılmak için yeterlidir.
30 Temmuz'a kadar vaktiniz var. Dolar kurunun gölgesinden uzakta, kendi dilimizde ve kendi paramızla satılan o "kaçış biletlerinden" birkaçını cebinize koymayı unutmayın. Oynayacak vaktimiz olmasa bile, o evrenlere sahip olma hissi paha biçilemez.