Samsun uzun yıllardır eğitimde örnek gösterilen bir şehir olarak anıldı. Ancak bugün okulların gerçek tablosuna bakıldığında bu unvanın sorgulanması gerekiyor. Köklü okullar, güçlü öğretmen kadroları ve üniversite başarısıyla övünen bir şehirde hâlâ en temel sorunların devam ediyor olması ciddi bir uyarı niteliğinde.
Kimi okullarda sınıf mevcutları 40’ı geçiyor. Bu kadar kalabalık sınıflarda birebir ilgi göstermeye çalışan öğretmenlerin ne kadar zorlandığını sahada görmek mümkün. Üstelik bazı dersler hâlâ branşı dışında öğretmenlerle yürütülüyor. Atama bekleyen binlerce genç öğretmen varken mevcut öğretmenlerin bu şekilde zorlanması bir eksiklik değil, açıkça planlama hatasıdır.
Altyapı konusunda da tablo tam anlamıyla eşitsiz. Merkezdeki bazı okullar robotik atölyeleriyle övünürken, ilçede hâlâ internet erişimi olmayan okullar bulunuyor. Aynı şehir içinde teknoloji çağını yaşayan öğrencilerle, hâlâ fotokopiyle ödev dağıtılan okullar yan yana duruyor.
Veliler açısından da durum kolay değil. Devlet okullarının ücretsiz olduğu söylense de kayıt dönemlerinde farklı başlıklar altında toplanan katkılar ailelerin bütçesini zorluyor. Eğitim hakkı, ekonomik imkâna göre farklılaşmamalıdır. Bir çocuğun okul deneyimi ailesinin gelirine göre şekillenmemelidir.
Tam da bu noktada eğitimin giderek özelleşmesi dikkat çekiyor. Son yıllarda devlet okullarındaki eksikler giderilmek yerine veliler dolaylı biçimde özel okullara yönlendiriliyor. “Devlet okulu yetmiyor” algısı büyüdükçe eğitim bir hak olmaktan çıkıp parası olanın erişebildiği bir hizmete dönüşüyor. Bu anlayış kabul edilemez. Eğitim piyasa mantığıyla yönetilirse, nitelik değil ayrıcalık üretir.
En sessiz ama en ağır yükü ise öğrenciler taşıyor. Bugünün çocukları bilgi öğrenmekten çok sınav kaygısıyla yaşıyor. Hayal kurmaktan önce puan hesaplıyorlar. Eğitim sistemi sadece yarış üzerine kurulu olduğu sürece kaybeden sadece çocuklar olmayacak; toplumun bütün geleceği etkilenecek.
Samsun isterse bu tabloyu değiştirebilir. Bu şehirde bilgi de var, birikim de. Tek gereken şey, sorunları saklamak yerine açıkça kabul etmek ve çözüm için ortak irade göstermek.
Eğitim bir yarış değil, gelecek inşasıdır. Ve geleceği tesadüfe bırakamayız.