Kamuoyunda “PKK’ye af geliyor” başlığıyla tartışılan yeni yasal düzenleme, aslında yalnızca bir hukuk metninden ibaret değil. Bu düzenleme; terörle mücadeleden devletin güvenlik anlayışına, mağdurların adalet beklentisinden Türkiye'nin gelecekteki toplumsal barışına kadar uzanan son derece ağır bir siyasi ve hukuki tartışmanın merkezinde bulunuyor.
Tam da bu nedenle meseleye sloganlarla değil, hukuk devleti perspektifinden bakmak gerekiyor. Çünkü burada iki yanlış kolayca yapılabilir.
Birincisi, “Terör örgütü mensuplarına af veriliyor” diyerek düzenlemenin bütününü peşinen reddetmek.
İkincisi ise “Barış gelecekse her türlü hukuki düzenleme kabul edilebilir” anlayışına sığınmak.
Madem Türkiye yeni bir hukuki dönem başlatmayı tartışıyor, o zaman şu soruyu sormak da hakkımız: Bu düzenleme yalnızca PKK mensuplarını mı kapsayacak, yoksa Türkiye'deki daha geniş adalet ve özgürlük sorununu da ele alacak mı?
Eğer gerçekten amaç toplumsal barışı güçlendirmekse, hukuk reformunun kapsamı yalnızca belirli bir örgütle sınırlı bir düzenleme olarak kalmamalıdır.
Türkiye'de terör suçları dışında da siyasi saiklerle açılmış davalar, ifade ve düşünce açıklamaları nedeniyle verilen cezalar, uzun tutukluluklar ve kamuoyunda “siyasi tutuklu” olarak değerlendirilen insanların durumları bulunmaktadır.
Hukuk herkese aynı ölçüyü uygulamalıdır. Bir kişiye siyasi kimliği veya geçmişteki örgütsel bağlantısı nedeniyle farklı, başka bir kişiye farklı hukuk uygulanması; adalet duygusunu zayıflatır.
Türkiye'de gerçek bir toplumsal barıştan söz edeceksek, bunun yalnızca silahların susması anlamına gelmediğini de kabul etmeliyiz.
Barış aynı zamanda insanların düşüncelerinden dolayı hapse atılmayacağından emin olmasıdır.
Barış, farklı siyasi görüşlerin kendisini özgürce ifade edebilmesidir.
Barış, hukuk kurallarının iktidara, örgüte, kimliğe veya siyasi görüşe göre değişmemesidir.
Eğer gerçekten yeni bir dönem başlıyorsa, bu dönem belirli bir örgütün mensupları için değil, bütün vatandaşlar için yeni bir hukuk anlayışının başlangıcı olmalıdır. Ve aynı zamanda siyasi nedenlerle özgürlüğünden mahrum bırakılan, şiddet eylemine karışmamış kişilerin durumları da hukuk çerçevesinde yeniden değerlendirilebilir.
Barış, yalnızca silahların susması değildir.
Barış; insanların düşüncelerinden dolayı korkmadan konuşabildiği, siyasi görüşü nedeniyle adaletten farklı muamele görmediği, mağdurların unutulmadığı ve ağır suçların cezasız bırakılmadığı bir hukuk düzenidir.
Bu nedenle PKK sorununun çözümü için bir hukuki düzenleme yapılırken, bunun Türkiye'nin genel demokratikleşme ve hukuk reformu sürecinin de başlangıcı olması gerektiği düşüncesindeyim.