ABD dünyanın her tarafında Müslümanları kurban ederken, Müslümanların Hac sırasında kestiği kurbanlar da Amerikan askerlerine gitmiş. Rusya Devlet Başkanı Putin, 15 milyon kişinin kestiği ‘Kurban Etleri’nin yaşlı, çocuk demeden Müslüman katleden, Müslüman kadınlara tecavüz eden ABD askerlerine gittiğini iddia etti. PKK ve uzantılarına verdiğini iddia ettiği 80 bin tır silah ve askeri malzemenin parasını da ABD’ye kuruşuna kadar Suudi Arabistan ödedi. Yahudilerin Büyük İsrail (Arzı Mevut) projesini de Suudi Arabistan finanse ediyor.. Mekke Yahudi İşbirlikçilerinin işgali altındadır.
Müslüman’ın öncelikli görevi, işgal altındaki Mekke’ye hac veya umre ziyareti değil; Mekke’yi işgalden kurtarmaktır. Yahudiler Hz. Peygamber’le yapmış oldukları antlaşmaları sürekli olarak bozmuşlar ve düşmanla işbirliği yaparak müşrikleri Müslümanların aleyhine kışkırtmışlardı. Onların bu hareketleri Şanı Yüce Allah ve Resulüne karşı savaş kabul edilmiş ve “Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası ancak ya öldürülmeleri veya asılmaları yahut el ve ayaklarının çapraz olarak kesilmesi ya da bulundukları yerden sürgün edilmeleridir” şeklinde ayet gönderilmiştir.
Suudi Arabistan komşusu Yemen’de ABD ile birlikte sivilleri katledip, çocukları aç bırakarak öldürürken, kurban etlerinin ABD askerlerine verilmesi, Şanı Yüce Allah’ın emri ‘kurbanın’ yerine getirilmesi değil; kesen için de kesileni veren için de düşmanla işbirliğidir. Kurbanı böyle kesen birinin haccı da hac değil; düşmanla işbirliğidir. Ne verirsen elinle öteki dünyaya o gelir seninle. Hac’da kesilen kurbanlar gibi birçok yardım kuruluşunun kestiği kurban ve topladığı yardımlar da amacına ulaşmıyor.
Suriye’ye giden yardımların da çoğu ne Türklere ne de ihtiyaç sahibi Araplara gitti, bölgede gücü elinde bulunduran PKK uzantılarına gittiği doğrulandı. Yardımlar devlet kontrolü ve denetiminde yapılmıyor. Tamamen aracıların inisiyatifine göre dağıtılıyor. Çoğu parayla ucuz fiyattan satılıyor. Mehmetçiğin katiline de Arapları yerinden, yurdundan eden emperyalist güçlere de tabii ki PKK’lılara da yardım Türkiye’den gidiyor.
ERMENİ YASA TASARISININ ARKA PLANI
ABD Başkanı Trump’ın rakiplerinden ABD eski Başkan Yardımcısı ve 2020 seçimleri Demokrat Parti başkan aday adayı Joe Biden, ABD Kongresi'nin alt meclisi Temsilciler Meclisi'nde Ermeni Soykırımı'nın kabul edilmesinden memnuniyet duyduğunu ifade etti.
ABD eski Başkanı Reagan’ın danışmanı Fein: “Beyaz Saray araştırma yaptı, 1. Dünya Savaşı’nda Ermenilerin Fransa ve Rusya’yla birlikte 2 milyon Müslüman Osmanlı’yı katlettiği ortaya çıktı. Ermenilere değil; Türklere soykırım yapıldı” dedi ve belgeleri ortaya koydu.
Bu çelişki nereden mi kaynaklanıyor? ABD kamuoyunu bir avuç Ermeni nasıl oluyor da bu denli etkileyebiliyor? ABD yönetimi, siyasiler ve aydınlar Türklerin Ermenileri değil; Ermenilerin Türkleri katlettiğini biliyor. Ama vatandaşlar bilmiyor. Şundan bilmiyor: ABD, Almanlara karşı 1. Dünya Savaşı’na girmeye ikna edilemeyince, Türklere karşı ikna yolu denendi. Zamanın ünlü edebiyatçı, şair, yazar, sanatçı, oyuncu, siyasetçi v.b. dünya çapında kabul görmüş kişilere yüksek ücretler ödenerek Osmanlı’nın Ermenilere karşı insanlık suçu işlediğini konu alan yazılar yazdırıldı, konferanslar verdirildi, oyunlar sahnelendi, kiliselerde ayinler düzenlendi her çeşit kara propaganda yapıldı.
ABD İngiltere ve Fransa’nın yanında savaşa girmeye zorlandı. Kamuoyunun baskısıyla ABD savaşa sonradan dahil oldu. Körfez Savaşı’nda ‘Saddam’ın füzeleri’ ABD’nin devlet olarak yalanıyken, ‘Ermeni soykırımı’ ABD kamuoyu oluşturucularının uydurduğu yalandı.
Savaş bitince ‘Soykırım yalanında’ alınan yoldan bir daha geri dönülmedi. Almanya değil; Osmanlı paylaşıldı. Çok tekrarlanan yalan, doğru etkisi yapıyor, doğrunun yapıcı etkisinden yalanın yıkıcı etkisi çok daha büyük olduğu için, ABD Başkanlarına Siyasi danışmanlık yapan Tarih Profesörü Stanford Shaw da ‘Ermenilerin soykırım yaptığını’ belgeleriyle ortaya koysa da ABD’li siyasetçiler kendilerinin oluşturduğu kara propagandanın etkisinden bugün bile kurtulamıyor. Türkiye kendi kamuoyunu aydınlatamazken hatta kendi aydınını aydın yapamazken ABD’yi aydınlatmak söz konusu olmaz. ABD’ye kendi anlayacağı siyasi ve askeri dille cevap verilecek