Âşık Veysel’in şikâyetnâme türündeki şiirlerine kendisine dair söylediği bir şiirle başlamak yerinde olacaktır. Zaman zaman kendi durumunu sorguladığı, bu durumdan şikâyet ettiği ve bu durumunu şiirleştirdiği de olmuştur. Aslında “Hayatım” şiiri onun kısa bir hayat hikâyesi gibidir ve bu yönüyle kısa bir yaşnâmeye benzemektedir. Onun küçük yaşta gözlerini kaybetmesi, naçar kalması, insanlara muhtaç olması, sazını kendisine arkadaş yapması, çiçek hastalığına uğraması, daha sonra eşi tarafından aldatılması ve çocuklarının yetim kalması bu şiirinde işlediği konular olmuştur:
Genç yaşımda felek vurdu başıma
Aldırdım elimden iki gözümü
Yeni değmiş idim yedi yaşıma
Kayıb ettim baharımı yazımı
Üç yüz onda gelmiş idim cihana
Dünyaya bakmadım ben kana kana
Kader böyle imiş çiçek bahana
Levh u kalem kara yazmış yazımı
Veysel der dünyaya ben niye geldim
Her zaman ağladım ne zaman güldüm
Gönlüme teselli kendimde buldum
Sabır ile teskin ettim özümü.
Veysel bu şiirinde yaşadığı olayları, çektiği sıkıntıları, geçirdiği hastalıkları kaderin bir cilvesi olarak görür ve “Levh u kalem”de böyle yazıldığını, “çark-ı devrân”ın böyle döndüğünü söyleyerek biraz da talihinden şikâyetçi olur. Şiirin sonunda dünyaya niye geldiğini sorup, her daim üzüldüğünü söyleyerek bir kader sorgulaması yapar. Ancak şiirin sonunda da bütün bunlara sabrederek ve tevekkül ederek kendisini teskin ettiğini söyler ve aslında bütün bunların bir imtihan olduğunu kabul eder.
O, tâ 1967 yılından bahseden bir şiirinde halkın dilindeki çirkin sözlerden, kızlarda-gelinlerde gördüğü edepsizliklerden, küçüklerin büyüklere gösterdiği hürmetsizliklerden ve minnetsizliklerden bahseder:
Dünya tebdil oldu durum değişti
Kimi aya gider kimi cennete
Dünya güzellendi itibar düştü
Anne baba yoksun kaldı hürmete
Bindokuzyüzaltmışyedi yılında
Çirkin sözler gezer halkın dilinde
Ar edep kalmadı kızda gelinde
Büyükler küçüğe gelir minnete.
Veysel, cahil, bilgisiz insanları “dız-dız eden sineklere” benzetmektedir. Cahil insanlardan hiçbir fayda gelmeyeceğini, “yalnızca okuma-yazma bilmenin de cahillikten kurtulmaya yetmeyeceğini” anlatmaya çalışmaktadır. Ona göre önemli olan kâmillik ilmini öğrenmektir. Kâmillik ilmi ise; olgunlaşma, eksiksiz ve kusursuz olma, kendini bilme, millet birliğine hizmet etme gayretidir:
Kar suyundan süzen çeşme göl olmaz
Gül dikende biter diken gül olmaz
Dız dız eden her sineğin bal'olmaz
Peteksiz arının balı yalandır.
Cahil okur amma âlim olamaz
Kâmillik ilmini herkes bilemez
Veysel bu sözlerin halka yaramaz
Sonra sana derler deli, yalandır.
Veysel, şiirlerinde esasen üç şeyden şikâyet eder. Bunlar; cehalet, yoksulluk ve ihtilaftır. Buna karşılık ise o, adeta bunların panzehri olarak kabul ettiği eğitimi, okumayı, fabrika kurmayı, üretim yapmayı ve birlik-beraberliği sağlamayı şiirlerinde öğütler. Haftaya bu öğütlerde buluşmak üzere hoşçakalın.