Paylaş

Halk Aydını Âşık Veysel Nelerden Şikâyet Eder?

Ekleme: 22.07.2026 10:00

Âşık Veysel’in şikâyetnâme türündeki şiirlerine kendisine dair söylediği bir şiirle başlamak yerinde olacaktır. Zaman zaman kendi durumunu sorguladığı, bu durumdan şikâyet ettiği ve bu durumunu şiirleştirdiği de olmuştur. Aslında “Hayatım” şiiri onun kısa bir hayat hikâyesi gibidir ve bu yönüyle kısa bir yaşnâmeye benzemektedir. Onun küçük yaşta gözlerini kaybetmesi, naçar kalması, insanlara muhtaç olması, sazını kendisine arkadaş yapması, çiçek hastalığına uğraması, daha sonra eşi tarafından al...

Âşık Veysel’in şikâyetnâme türündeki şiirlerine kendisine dair söylediği bir şiirle başlamak yerinde olacaktır. Zaman zaman kendi durumunu sorguladığı, bu durumdan şikâyet ettiği ve bu durumunu şiirleştirdiği de olmuştur. Aslında “Hayatım” şiiri onun kısa bir hayat hikâyesi gibidir ve bu yönüyle kısa bir yaşnâmeye benzemektedir. Onun küçük yaşta gözlerini kaybetmesi, naçar kalması, insanlara muhtaç olması, sazını kendisine arkadaş yapması, çiçek hastalığına uğraması, daha sonra eşi tarafından aldatılması ve çocuklarının yetim kalması bu şiirinde işlediği konular olmuştur:

Genç yaşımda felek vurdu başıma

Aldırdım elimden iki gözümü

Yeni değmiş idim yedi yaşıma

Kayıb ettim baharımı yazımı

Üç yüz onda gelmiş idim cihana

Dünyaya bakmadım ben kana kana

Kader böyle imiş çiçek bahana

Levh u kalem kara yazmış yazımı

Veysel der dünyaya ben niye geldim

Her zaman ağladım ne zaman güldüm

Gönlüme teselli kendimde buldum

Sabır ile teskin ettim özümü.

Veysel bu şiirinde yaşadığı olayları, çektiği sıkıntıları, geçirdiği hastalıkları kaderin bir cilvesi olarak görür ve “Levh u kalem”de böyle yazıldığını, “çark-ı devrân”ın böyle döndüğünü söyleyerek biraz da talihinden şikâyetçi olur. Şiirin sonunda dünyaya niye geldiğini sorup, her daim üzüldüğünü söyleyerek bir kader sorgulaması yapar. Ancak şiirin sonunda da bütün bunlara sabrederek ve tevekkül ederek kendisini teskin ettiğini söyler ve aslında bütün bunların bir imtihan olduğunu kabul eder. 

O, tâ 1967 yılından bahseden bir şiirinde halkın dilindeki çirkin sözlerden, kızlarda-gelinlerde gördüğü edepsizliklerden, küçüklerin büyüklere gösterdiği hürmetsizliklerden ve minnetsizliklerden bahseder:

Dünya tebdil oldu durum değişti

Kimi aya gider kimi cennete

Dünya güzellendi itibar düştü

Anne baba yoksun kaldı hürmete

Bindokuzyüzaltmışyedi yılında

Çirkin sözler gezer halkın dilinde

Ar edep kalmadı kızda gelinde

Büyükler küçüğe gelir minnete.

Veysel, cahil, bilgisiz insanları “dız-dız eden sineklere” benzetmektedir. Cahil insanlardan hiçbir fayda gelmeyeceğini, “yalnızca okuma-yazma bilmenin de cahillikten kurtulmaya yetmeyeceğini” anlatmaya çalışmaktadır. Ona göre önemli olan kâmillik ilmini öğrenmektir. Kâmillik ilmi ise; olgunlaşma, eksiksiz ve kusursuz olma, kendini bilme, millet birliğine hizmet etme gayretidir:

Kar suyundan süzen çeşme göl olmaz

Gül dikende biter diken gül olmaz

Dız dız eden her sineğin bal'olmaz

Peteksiz arının balı yalandır.

Cahil okur amma âlim olamaz

Kâmillik ilmini herkes bilemez

Veysel bu sözlerin halka yaramaz

Sonra sana derler deli, yalandır.

Veysel, şiirlerinde esasen üç şeyden şikâyet eder. Bunlar; cehalet, yoksulluk ve ihtilaftır. Buna karşılık ise o, adeta bunların panzehri olarak kabul ettiği eğitimi, okumayı, fabrika kurmayı, üretim yapmayı ve birlik-beraberliği sağlamayı şiirlerinde öğütler. Haftaya bu öğütlerde buluşmak üzere hoşçakalın.

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.