Sürekli diyorum, vatandaşın beyni döndü adeta diye.
Aklımızla hafızamızla oynamak isteyenleri görünce, demek ki 'vicdanen doğru' yapıyoruz diyorum o nedenle.
Vicdanım rahat yani anlayacağınız.
Kamuoyunun hakkını aramak, FETÖ'ye karşı mücadele vermek vicdanın ötesinde bir görev, hatta ödev'..
5 Mayıs 2015... Sabah Gazetesi, yıllardır Samsun'da dillendirilen bir ihale konusunu, gündeme taşıdı.
Büyükşehir Belediyesi'nin yaşlı bakım ihalesinin 2007-2015 tarihleri arasında hep aynı kişinin ortağı olduğu şirketlere verildiğini 'Paralel doktora milyonluk' kıyak diye haber yaptı.
O sırada 17-25 Aralık FETÖ darbe girişimi olmuştu ve hükümet FETÖ'ye karşı mücadele başlatmıştı.
Kimsenin umurunda olmadı bu haber. Büyükşehir ihaleleri aynı kişinin ortağı olduğu firmalara vermeye devam etti.
Savcılık soruşturması açıldığıyla ilgili duyumlar vardı.
Yaygın basın ve yerel gazeteler yazdı.
Soruşturma var mı yok mu, diye AK Parti il başkanlığı devreye girdi.
Büyükşehir Belediyesi'ne 'bu ihaleleri veriyorsunuz ama böyle iddialar var, bir araştırsanız, sonra FETÖ ayağı çıkarsa sorun olur' diye sorup, kendisi söz konusu Dr Ersin Yılmaz'ı araştırmak yerine Cumhuriyet Savcılığı'na yazı yazdı.
Bildiğimiz kadarıyla iki avukat yönetim kurulu üyesiyle birlikte hazırladı bu dilekçeyi.
Başkan Yılmaz hakkında soruşturma var mı diye sordu..
Savcılıkta ilginçtir aynı gün yanıt verdi 'Yoktur' dedi.
Bir gün sonra dönemin Cumhuriyet Başsavcısı Erol Tosun çok net şekilde yazılı açıklama yaptı, ''Kafalardaki karışıklığı giderdi'..
'Daha önce savcının verdiği yazıyı tekzip edercesine' iki soruşturma olduğunu ve birinin de 2016/4542 sayı sıralı soruşturma dosyasıyla Sabah Gazetesi'nde yayınlanan yaşlı bakım ihalesi olduğunu açıkladı.
Herkes şoktaydı. En çok ta 'Soruşturma yoktur diye basına açıklama yapan' AK Parti il yönetimi tabi ki..
İşte o soruşturma dosyası aldı yürüdü ve içine bir de bilirkişi raporu girdi. Bilir kişi raporu 'Başkan Yılmaz'ın da ihale yetkili olarak sorumlu olduğunu, iptal edilmesi gereken ihalenin ihale şartlarına uygun olmayan kişilere verildiğini belirtti.
Elbette hiç kimsenin beklemediği iki olay daha yaşandı sonraki süreçte..
Haziran ayında Başkan Yılmaz'a savcılıkça tebliğ çıkarıldı ve şüpheli sıfatıyla 'ihaleye fesat karıştırma suçu' nedeniyle ifadeye çağrıldı.
İkinci gelişme ise Türkiye'nin karanlık gecesiydi.
Yani 15 Temmuz FETÖ darbe kalkışması.
Bu darbe kalkışması ve hakkında soruşturma olmasına rağmen olmasına rağmen Büyükşehir Belediyesi 'verdiği yaşlı bakım ihalesini iptal etmedi'.
Sonra Dr. Ersin Yılmaz'ın mal varlığına tedbir getirildi. O zaman zaruri olarak ihaleden doğan hizmet alımını sonlandırmak zorunda kaldılar.
Bir süre sonra ne oldu dersiniz. Sabah Gazetesi'nin ve yerel medyanın 'paralel' diye yazdığı Dr. Yılmaz FETÖ'den tutuklandı.
Şimdi o ihaleyle ilgili soruşturma dosyası da sürüyor.
Başkan Yılmaz ifade verdi mi vermedi mi, ikinci bir bilir kişi raporu alındı mı alınmadı mı bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey var.
Başkan Yılmaz'ın hakkında daha öncesinde soruşturma var mı diye Savcılığa soran AK Parti İl Başkanlığı'nın il yönetiminde bulunan Avukat Ay, sanırım Başkan Yılmaz'ın avukatı olarak, FETÖ tutuklusu Dr. Yılmaz'ın da soruşturma içinde yer aldığı, bu soruşturma dosyasına yönelik haberler için 'seferber olmuş'.
Yasal olarak sorun yok elbette. Kendisi Avukattır.
Ama etik mi sorusunu sorarım tabi ki.
AK Parti İl yönetiminden birinin 'Böyle bir iddia varken, soruşturma dosyası ortadayken, yargı kararının sonucu beklemeden' gerçek dışıdır, mesnetsizdir demesi 'ne kadar etiktir' acaba.
Şimdi anlamadığım şey, şudur.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, hükümet ve Başbakan Binali Yıldırım, canları pahasına FETÖ'ye karşı mücadele verirken, bir ucunda FETÖ tutuklusu olan bir soruşturma dosyasında 'AK Partili il yönetim kurulu üyesinin sadece avukat olması nedeniyle' ne işi var.
Kaldı ki; FETÖ tutuklusu Ersin Yılmaz'ın 'soruşturma kapsamında verdiği ifadelerle' FETÖ dosyalarına da girmiş bir ihale soruşturmasından söz ediyorum.
Ayrıca; FETÖ soruşturması nedeniyle iptal olmuş bir hizmet alımından.
AK Parti il başkanlığından istifa etmiş olsa uyarda, AK Parti'nin hem il yönetiminde ol, hem de 'bir ucu FETÖ tutuklusuna dayanan' devletin resmi belgeleriyle yürütülen bir soruşturma da, "Şüpheli olan Başkan Yılmaz ile ilgili 'Bu haberler mesnetsizdir' de inanılır gibi değil.
Son söz..
Soruşturma gerçek mi, gerçek.. Yani hukuken sorun yok..
Ülke olarak FETÖ, PKK, DEAŞ gibi terör örgütlerine karşı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dediği gibi 'Milli seferberlik halinde miyiz' evet, o zaman 'en küçük şüphe açısından bile 'basın etiği açısından da sıkıntı yok.
Etik bir tarafa 'milli seferberlik'ten söz ediyorum.
Basın ahlakı açısından 'kamuoyunu doğru bilgilendirmek' görevimiz ve ödevimiz olduğuna göre..
Halkı doğru bilgilendirmeye devam edeceğiz.
Bunun neresinden rahatsız oldunuz onu anlamadım..
Belediyenin o kadar resmi ve serbest avukatı varken, FETÖ tutuklusuyla ilişkili bir savcılık soruşturma dosyasına AK Parti İl yönetiminden bir avukat 'neden soyundu bu işe' soru bu.
Bu sorum FETÖ ile mücadelede 15 Temmuz sonrası siyaset kurumunu adil yargılama ve soruşturmalara karıştırmayan AK İl Başkanı Muharrem Göksel'e....
Yanıtını da merakla bekliyorum.