Geçen gün sosyal medyada bir gönderinin altına gelen yorumlara bakıyorum. Yüzlerce yorum var ama tuhaf bir şey dikkatimi çekiyor: Hepsi birbirinin aynısı. Aynı kelimeler, aynı emojiler, aynı "mükemmel" cümle yapıları... Bir an durup kendime sordum: "Burada benden başka gerçek bir insan var mı?"
İşte bu soru, son yılların en ürkütücü iddiasını doğuruyor: Ölü İnternet Teorisi.
İnternet Artık Bir Hayalet Şehir Mi?
Teori şunu söylüyor: 2010’ların ortasından itibaren internet, "gerçek insanlar" tarafından oluşturulan bir yer olmaktan çıktı. Artık içeriklerin büyük çoğunluğu yapay zeka tarafından üretiliyor, bu içerikleri yine yapay zeka botları beğeniyor ve altına yine botlar yorum yapıyor. Biz ise bu devasa simülasyonun içinde, gerçek bir etkileşim bulmaya çalışan azınlık bir insan grubuyuz.
Bir internet editörü olarak her gün binlerce içerik arasından geçiyorum. Eskiden bir yazının "insan elinden" çıktığını ruhundan, imlasındaki o küçük samimi hatadan anlardınız. Şimdi ise her yer kusursuz, her yer steril ama bir o kadar da ruhsuz.
Algoritmalar Bizi Gettoya Hapsetti
Bu sadece bir "bot" meselesi de değil. Algoritmalar bizi öyle bir noktaya getirdi ki, artık sadece görmek istediğimiz şeyi görüyoruz. Bizimle aynı fikirde olan üç-beş kişi (veya bot), bizim dünyamızı oluşturuyor. Geri kalan her şey filtrelenmiş bir gürültüden ibaret.
Bir tasarımcı olarak "Keşfet" sekmesine baktığımda gördüğüm o birbirinin kopyası işler, aslında internetin yaratıcılığının nasıl bir çıkmaza girdiğinin kanıtı. Eğer her şey algoritma için üretiliyorsa, ortada sanat kalır mı? Yoksa sadece "etkileşim yakıtı" mı üretiyoruz?
Peki Gerçeklik Nerede?
İnternetin "ölmesi", fişinin çekilmesi demek değil; samimiyetinin ve sahiciliğinin bitmesi demek. Eskiden internet, sığınılacak bir "başka dünya" idi. Şimdi ise manipülasyonun, reklamların ve yapay zekanın cirit attığı bir pazar yeri.
İnsanlar artık dijitalden kaçıp, o "eski usul" fiziksel temaslara, kağıda kaleme, yüz yüze sohbete daha çok değer vermeye başladıysa sebebi bu dijital yalnızlıktır. Çünkü hiçbir algoritma, bir insanın bir başkasına "Gerçekten nasılsın?" demesindeki o derinliği yakalayamıyor.
Sonsöz Yerine...
İnternet belki tam olarak ölmedi ama bitkisel hayatta olduğu kesin. Bu makineleşmiş dünyada "insan" kalabilmek, artık bir tercih değil, bir mücadele meselesi. Bir dahaki sefere bir gönderiyi beğenirken ya da bir yorum yaparken kendinize sorun: "Bu benim gerçek fikrim mi, yoksa algoritmanın bana fısıldadığı şey mi?"
Çünkü bu dijital labirentte kaybolmamak için elimizde kalan tek pusula, kendi özgün ve "kusurlu" insanlığımız.