Orta Doğu’da 28 Şubat tarihinde patlak veren ve bölgesel dengeleri altüst eden savaşta, diplomatik hamleler ile askeri stratejiler karşı karşıya geldi. ABD ile İran arasında bir barış planı ve ateşkes ihtimalinin belirmesi, İsrail kanadında "savaş hedeflerine ulaşılamadan sürecin sonlanacağı" endişesini doğurdu.
New York Times’ın (NYT) haberine göre; İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Washington ve Tahran arasındaki olası bir mutabakatın önünü kesmek ve stratejik hedeflerini tamamlamak amacıyla orduya kritik bir talimat gönderdi.
NETANYAHU'DAN ZAMANA KARŞI 48 SAAT EMRİ
İsrail hükümetinin, ABD-İran barış planının kilit savunma ve saldırı hedeflerine ulaşılmadan savaşı bitirebileceğinden korktuğu belirtiliyor. Bu kapsamda Netanyahu, İran'ın nükleer tesislerini ve füze üretim merkezlerini devre dışı bırakmak amacıyla orduya 48 saat içinde harekete geçme emri verdi. Bu hamle, bölgedeki gerilimi en üst seviyeye taşıyarak diplomatik çabaları gölgede bırakabilir.
TAHRAN'DAN ABD'NİN TEKLİFİNE 5 ŞARTLI YANIT
Öte yandan, ABD tarafından sunulan ateşkes teklifine Tahran yönetiminden yanıt geldi. Sunulan teklifi "aşırı" olarak nitelendiren İran, masaya oturmak için 5 maddelik sert şartlarını açıkladı. İran kanadı, özellikle yaptırımların tamamen kaldırılması ve bölgedeki askeri varlığın sınırlandırılması gibi başlıkları içeren bu şartlar yerine getirilmeden kalıcı bir barışın mümkün olmayacağını savunuyor.
STRATEJİK HEDEFLER: NÜKLEER VE FÜZE PROGRAMLARI
İsrail ordusunun öncelikli hedefinde İran'ın silah sanayisinin bel kemiği sayılan nükleer ve füze programları yer alıyor. İsrail yönetimi, barış masası kurulmadan önce bu tesislerin ciddi hasar almasını, stratejik bir zorunluluk olarak görüyor. NYT'ye konuşan kaynaklar, İsrail'in bu operasyonlarla barış planının şartlarını da kendi lehine değiştirmeyi amaçladığını ifade ediyor.
BÖLGESEL SAVAŞIN YENİ EVRESİ
28 Şubat'tan bu yana her geçen dakika daha da derinleşen krizde, Netanyahu'nun bu son talimatı Orta Doğu'daki savaşın seyrini tamamen değiştirebilir. Diplomatik kanallar açık tutulmaya çalışılsa da, sahadaki askeri hareketlilik "topyekûn savaş" riskini sıcak tutmaya devam ediyor.
Haber Merkezi