ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı askeri operasyonun ardından bölge tarihinin en karanlık günlerini yaşıyor. Çatışmalarda 3. güne girilirken, savaşın coğrafi sınırları aşarak tüm Körfez ve Lübnan hattına yayılması küresel bir felaket senaryosunu gerçeğe dönüştürdü.
HİYERARŞİYE AĞIR DARBE VE MİSİLLEME
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı'nın da aralarında bulunduğu 48 üst düzey yetkilinin öldürüldüğü saldırılar, Tahran yönetimini topyekun bir misilleme harekatına itti. İran, bu operasyona destek veren Körfez ülkelerini roket yağmuruna tuttuğunu duyururken, Suudi Arabistan'daki Saudi Aramco'ya ait stratejik Ras Tanura rafinerisinin vurulması enerji hatlarında büyük bir kriz başlattı.
NÜKLEER TESİS VE SİYASİ MERKEZLER HEDEFTE
Savaşın şiddeti, stratejik noktaların vurulmasıyla yeni bir evreye geçti. İsrail ordusu, İran'ın nükleer programının kalbi sayılan Natanz nükleer tesisini vurduğunu duyurdu. Bu hamleye karşılık gecikmedi; İran kanadı, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun ofisinin doğrudan hedef alındığını ve vurulduğunu açıkladı. Karşılıklı liderlik ve stratejik altyapı saldırıları, bölgedeki diplomasi umutlarını tamamen ortadan kaldırdı.
LÜBNAN CEPHESİ AÇILDI: TRUMP'TAN İLK MESAJLAR
Gerilim sadece İran ve Körfez ile sınırlı kalmadı. Hizbullah'ın Hamaney'in intikamını alma yemininden sonra Lübnan sınırından İsrail'e füze saldırıları düzenlendiği bildirildi. İsrail ordusu, bu saldırılara karşılık olarak Lübnan'ın güneyine yönelik geniş kapsamlı bir operasyon başlattığını resmen duyurdu. ABD cephesinde ise Başkan Donald Trump, yaşanan gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirterek bölgedeki ABD güçlerinin ve müttefiklerin korunması noktasında yeni direktifler yayınladı. Dünya, nükleer tesislerin ve siyasi merkezlerin hedef alındığı bu kontrolsüz tırmanışın küresel bir savaşa evrilmesinden endişe ediyor.
mynet.com