Kadınların Eşitlik ve Özgürlük Mücadelesi Sürüyor

Ekleme: 07.03.2026 10:00 Güncelleme: 30.05.2026 19:41
8 Mart geldiğinde hep aynı manzarayla karşılaşıyoruz: Vitrinler mor, mesajlar süslü, cümleler özenli… Ama ülkenin gerçek gündemi, çiçekli paylaşımlardan çok daha ağır. Çünkü bu topraklarda kadın olmak...

8 Mart geldiğinde hep aynı manzarayla karşılaşıyoruz: Vitrinler mor, mesajlar süslü, cümleler özenli… Ama ülkenin gerçek gündemi, çiçekli paylaşımlardan çok daha ağır. Çünkü bu topraklarda kadın olmak hâlâ hayatta kalma mücadelesi vermek anlamına geliyor.

8 Mart bu nedenle bir “kutlama” değil, bir hesaplaşma günüdür..

Son yıllarda artan kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler, yalnızca bireysel suçlar olarak açıklanamaz. Sorun yapısaldır. Şiddetin önlenmesinde zafiyet, koruma kararlarının etkin uygulanmaması, cezasızlık algısı ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini besleyen dil… Bütün bunlar zincirin halkalarıdır.

Bir kadın defalarca şikâyette bulunup yine de korunamıyorsa; bir kadın boşanmak istediği için öldürülüyorsa; bir kadın okulda ,işyerinde herkesin gözü önünde katledilebiliyorsa burada sadece fail değil, ihmaller zinciri de sorgulanmalıdır.

8 Mart tam da bu yüzden rahatsız edici bir gündür.

Güncel sorunlar yalnızca şiddetle sınırlı değil. Ekonomik kriz derinleştikçe kadınlar iş güvencesinden ilk vazgeçilen kesim oluyor. Esnek ve güvencesiz çalışma modelleri en çok kadınları etkiliyor. Ev içi yük artıyor, bakım emeği yine kadınların omzuna yıkılıyor. Kadın istihdam oranı istenen seviyeye çıkamıyor, ücret eşitsizliği sürüyor. Yoksulluk ve savaşlardan en çok kadınlar etkileniyor…

Sosyal medyada yükselen nefret dili, kadınların yaşam tarzına müdahale eden söylemler ve kamusal alanda artan baskı da başka bir boyut. Kadının nasıl giyineceği, nasıl güleceği, kaçta dışarıda olacağı tartışılırken asıl mesele olan güvenli yaşam hakkı arka plana itiliyor.

8 Mart; çiçeğin değil, cesaretin günüdür. Suskunluğun değil, hesap sormanın günüdür. Çünkü her kaybedilen kadın, eksilen bir hayat değil sadece; eksilen adalet duygusudur.

Demokrasi, nüfusun yarısının korku içinde yaşadığı bir zeminde gelişemez.

8 Mart’ı anlamlı kılacak olan şey; somut politikalar ve gerçek iradedir. Koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi, etkin soruşturma süreçleri, caydırıcı cezalar, eğitim müfredatında toplumsal cinsiyet eşitliğinin yer alması, ekonomik bağımsızlığı destekleyen projeler… Bunlar olmadan 8 Mart’a yönelik söylemler sembolik kalacaktır.

Ve eşitlik, bir günlüğüne hatırlanacak bir temenni değil; her gün savunulması gereken bir haktır.

Tarihsel köklerine bağlı olarak kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi sürüyor.

Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!

Bu haberi nasıl buldunuz?

Yorum Yap