Savaş, yalnızca cephede kazanılan ya da kaybedilen bir mücadele değildir; aynı zamanda toplumların geleceğini tüketen büyük bir yıkım sürecidir. Bugün bölgemizde yaşananlara baktığımızda, bu yıkımın sadece savaş alanıyla sınırlı olmadığını çok daha açık görüyoruz.
Ortadoğu yine ateş altında. Amerika Birleşik Devletleri’nin müdahaleci politikaları ve İsrail’in saldırganlığı, bölgeyi sadece askeri olarak değil, ekonomik ve toplumsal olarak da çökerten bir sürecin içine sürüklüyor.
Ekonomiler çöküyor. Üretim duruyor. Tarım alanları yok oluyor, fabrikalar kapanıyor, ticaret yolları kesiliyor. Bir ülkenin yıllarca biriktirdiği ekonomik değerler birkaç ay içinde yerle bir olabiliyor. Enflasyon yükseliyor, işsizlik artıyor, insanlar en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hale geliyor. Savaş can kıyımlarına neden olurken; aynı zamanda ekmeği de küçültür.
Diğer yandan, sosyal bir yıkım yaşanıyor.
Milyonlarca insan yerinden ediliyor. Aileler parçalanıyor. Eğitim kesintiye uğruyor, bir nesil okulsuz büyüyor. Sağlık sistemleri çöküyor, en basit hastalıklar bile ölümcül hale geliyor. Toplumun dokusu bozuluyor; güvensizlik, travma ve umutsuzluk kalıcı hale geliyor.
Savaşın en tehlikeli sonucu “alışmaktır”. Bugün yoksulluğa alışan, eşitsizliğe alışan, sürekli kriz haliyle yaşamayı normal gören toplumlar ortaya çıkıyor. Bu, savaşın görünmeyen ama en kalıcı zaferidir.
“Güvenlik”, “strateji”, “ulusal çıkar” uğruna yapılan savaşlar!...
Bu kavramlar, boş tencerelerin sesini bastırmıyor. Yıkılan okulların, kapanan hastanelerin, işsiz kalan milyonların gerçeğini değiştirmiyor.
Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail politikalarının yarattığı bu tablo, sadece bugünü değil, bölgenin on yıllarını ipotek altına alıyor.Savaşın gerçek bedeli, savaş bittikten sonra da ödenmeye devam eder.
Yoksul, emekçi halklar açısından savaşın kazananı yoktur. Ama kaybedenleri artık sadece ölenler değil; yaşayan ama hayatı elinden çalınan milyonlardır.
Bugün savaş kapımızdayken mesele sadece bir güvenlik sorunu değil; aynı zamanda bir geçim, bir gelecek, bir insanlık meselesidir. Ya bu yıkımın ekonomik ve sosyal sonuçlarını görmezden gelmeye devam edeceğiz ya da daha yüksek sesle itiraz edeceğiz.
Çünkü savaş, sadece toprakları değil, yoksul hayatları da rehin alır.
Ve o işgal, itirazı yükseltmezsek yıllarca sürer…