Paylaş

Marketlerde 'isyan sesleri çıkmaya başladı'.

Ekleme: 29.12.2021 09:06 Güncelleme: 30.05.2026 21:55

Zincir marketler, fırsatçılar, tedarikçiler 'geri adım atmıyor'. Biz zammı yaptık geri almayız diye adeta direniş gösteriyorlar.  Vatandaş döviz kurları artarken, etiket fiyatları yükseltil...

Zincir marketler, fırsatçılar, tedarikçiler 'geri adım atmıyor'.

Biz zammı yaptık geri almayız diye adeta direniş gösteriyorlar. 

Vatandaş döviz kurları artarken, etiket fiyatları yükseltildiği dönem de 'ses çıkarmadılar'.

Ne yapalım, ekonomi bozuk, döviz kuru artıyor, marketçiler de artırıyor' diyerek, kilo yerine gramla,  torba dolusu yerine taneyle  alışveriş yaparak, kaderlerine boyun eğdi. 

Ben marketçilerle 'anlık etiket yükseltildiği dönemde bile', şimdi yaşanan tartışmalara rastgelmedim. 

Kimseden de duymadım.

Tüketici sessizce alışverişini yapıyor çıkıyordu. 

Ama şimdi işler değişti. 

Döviz kuru geri geldi, hatta paraşütsüz iniş yaptı ama bir türlü beklenen indirimler etiketlere yansımadı. 

Hatta halen fiyat artışı var. 

O nedenle marketlerde tartışmalar başladı. 

Etiketlerdeki fiyatları görenler çalışanlara 'yüksek sesle  tepki veriyor'.

Dün zincir mağazalardan birinden çıkan kadının konuşmasına şahit oldum. 

Hiç bir şey almadan çıktı ve 'Bir daha da adımımı atmam buradan içeri. Mahalle bakkalıma kazandırırım bu fırsatçılara para kaptıracağıma' diyordu. 

Yanındaki birbirini tanımayan kadınlar da, alışveriş yapmadan çıkmış aynı tepkiyi veriyorlardı. 

Dün sosyal medya Twitter'dan özelden mesaj atan bir takipçim, "Bu marketleri boykot edelim, almayalım birşey. Vurgunculuk yapıyorlar' diye yazdı. 

Aynen katılıyorum diye yanıt verdi. 

Ben şahsen bir kaç gündür mahalle bakkalından ve yerel marketlerden alışveriş yapmaya başladım. 

Onlar en azından sebzelerde 'indirimler yapabiliyorlar'.

Ama zincir marketler öyle mi?.

Çürüyen sebze ve meyvelerde ancak indirim yapıyorlar. 

Vatandaş çöp yesin diye adeta. 

Örnek vereyim;

Dün mahallemizde bir zincir marketin önünden geçtim.

Fırından ekmek alacaktım. 

Kapının önünde tezgahta, bir sepette muz vardı. 

Ahı gitmiş vahı kalmış. 

Diğer sepette de nar vardı. 

Beklemekten beton olmuş. 

Merak ettim içeriye girdim. 

Nar 14 küsur liraydı, muz ise 17 küsur.

Ama dışarıdaki sepetteki muz 7 lira, nar ise 4.95.

Normalde çöpe atmasına ramak kalmış meyveleri bile satışa koymuşlar. 

Tam bir rezalet aslında.

Milleti zehirleyecekler. 

Tarım İl Gıda Kontrol Şube Müdürlüğü'nün ve Sağlık Müdürlüğü ekiplerinin bu konulara denetim yapması gerekir.

İndirim diye son kullanma tarihi geçmek üzere olan yiyecekleri, gıdaları satıyorlar. 

Yani yine 'zincirleme kandırmaca' yapıyorlar. 

Ama vatandaş artık o eski vatandaş da değil hatırlatmak isterim. 

Tepki seslerinin gittikçe yükseldiğini fark edebiliyorum. 

Artık indirim yapmayan marketlere isyan noktasındalar. 

Her gün daha da sesleri çıkmaya başladı. 

Gözlerinin önünde döviz kuru artarken etiket fiyatlarındaki fiyat yükselişlerini de izlediler;

Döviz kuru çakıldı inmeyen, mıhlanmış etiketleri de görüyorlar. 

Ticaret Müdürlüğü'nün yapması aslında basit. 

Bütün marketlere her ürünün tedarik edildiği tarihin etiketlere yazmasını şart koşmalı. 

Böylece vatandaş 'o ürünün stoktan mı, yoksa, güncel mi alındığını' anlayacaktır. 

Dar gelirli artık, etiket market dedektifi olmuş.

Ne nerede ne fiyatta biliyor, hepsini dolaşmadan alışveriş yapmıyor. 

Belgesindeki fiyata da yüzde 15 gibi bir kar şartı getirilirse, sorun kendiliğinden çözülür. 

Etiketlere yalan beyan yazana da 'tek bir market olarak' değil, bin şubesi varsa, o kadar şube üzerinden idari para cezası uygulamalı. 

Eski ürünleri bile döviz artışında aldık bahanesinin önüne böylece geçilir. 

Vatandaş 'eğer marketlere gönüllü müfettiş görevi yaparsa', bakın görün bir tek market 'haksız fiyat artışına gidebilir mi?.

Yani ayıptır, günahtır. 

Dar gelirlinin 17 liraya aldığı 650 gram peynir 30 lira olmuş döviz artarken, bir lira geri gelmedi inanılır gibi değil. 

Sivri biberde mi döviz artışından etkilendi. 

17 liradan sivri biber mi olur. 

Tarladaki çiftçi şaşkın resmen. 

O veriyor bir liraya, tezgahtaki fiyata bak. 

İnsaf gerçekten. 

Bu arada Samsun'da başta Büyükşehir Belediyesi olmak üzere tüm belediyelere görevler düştüğü de bir gerçek. 

Belediye başkanları 'marketleri uyarabilir, halcilerle, tedarikçilerle konuşabilir, denetler, depolarına kadar gider' daha net bir uygulamayla sorunun çözümüne müdahil olabilir. 

Hiç bir şey yapmadan 'sadece olanları izlemek ve çözümü Ankara'dan beklemek çok yanlış'.

Farkındalık oluşturabilmek için aslında bu bir fırsat. 

Mesela Çarşamba Belediye Başkanı Halit Doğan'ın 'İndirime gitmeyen zincir marketlerden alışveriş yapmayın' çağrısı önemli.

Sonra İlkadım Belediye Başkanı Necaattin Demirtaş da 'Fırsatçılar için özel ekip kurduk'' uyarısıyla devreye girdi. 

Atakum, Canik ve Tekkeköy Belediyeleri'nden de aynı duyarlılığı bekliyor vatandaşlar. 

Diğer ilçelerden de. 

Topyekun mücadele vermek gerekir.

İndirim yapan marketleri alkışlayalım, ama yapmamakta direnenlere de tepkimizi koyalım. 

Bakın görün istenilen sonuç alınacaktır. 

Bu arada yeni kurulan 'Fiyat İstikrarı Komitesi de ilk toplantısını yaptı. 

Fiyat İstikrarı Komitesi, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati'nin başkanlığında bakanlıkta toplandı. 

Nebati'yi hepiniz biliyorsunuz. 

'Gözlerimde ne görüyorsunuz' diyen Hazine Bakanı. 

Komitede Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Sanayi ve Teknoloji, Tarım ve Orman ile Ticaret bakanları da yer aldı.

Komitenin görevinin özü, bahsettiğimiz 'bir türlü inmeyen etiketlerle mücadele'. 

Yani Komite, fiyat istikrarını tehdit eden riskler ve bunlara yönelik hayata geçirilmesi gereken tedbirleri ele almak amacıyla kuruldu.

Bakalım Bakan Nebati'nin gözlerindeki ışıltı, etiketlerde indirime yansıyacak mı, hep birlikte göreceğiz. 

Beklentimiz, kurumlar daha uyumlu olarak bu denetimlerini yapacak, önlemlerini alacak ve etiketlerde 'paraşütsüz iniş yaşanacak'.

Yani fırsatçılara 'göz açtırılmayacak'.

Gözlerdeki ışıltının yansımalarını bekliyoruz. 

Umarım 'vatandaşın, dar gelirlinin' daha fazla çarpılmasına izin vermez. 

Çünkü vatandaş  döviz artarken de, düşerken de,  etiketler jet gibi çıkarken de, çarpılmayı bırak, yoruldu, yamuldu adeta. 

Hadi hayırlısı.

Başkanlar göreve

İlkadım Belediye Başkanı Demirtaş ve Çarşamba Belediye Başkanı Doğan, 'inmeyen etiketlere karşı harekete geçti'. Diğer başkanlardan da vatandaş 'tepki bekliyor'. 

Gözlerdeki ışıltı marketlere yansır mı?.

Hazine Bakanı Nebati, "Gözlerimdeki ışıltıyı görüyor musunuz' demişti. Dün de Fiyat İstikrarı Komitesi'ne başkanlık yaptı. Komitenin görevi fiyat istikrarı.

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.