Önce Altın Kızların ki; ''Filenin Sultanları'' dedik onlara.
Yeryüzünde yenmedik takım bırakmamışlardı zira.
Dünyanın dört bir tarafında İstiklal Marşı’mızı dinletirken de, televizyon karşısında birçoğumuza İstiklal Marşı’mızı söyletirken de, nasıl gurur duymuştuk her biriyle.
İstiklal Marşı’mızın yanı sıra, Amerika kıtasından Uzakdoğu Asya kıtasındaki Çinlisinden, Japon’una kadar birçok ülke insanına erik dalını da ezberleten onlar olmuştu
Ve fakat.
Gel gör ki;
İçimizden birileri, bu altın kızların kılık kıyafetine kafayı taktı.
Kızlarımızı, Cuma hutbelerine bile malzeme yaptı bazı utanmazlar.
Ama biz yani, bu ülkedeki kahir ekseriyet olarak çok sevdik kızlarımızı.
Şimdi olimpiyatlarda yarışacaklar, bayrağımızı yine göndere çekecekler ve yine Uzak Doğudan, Kıta Amerika’sına kadar, her ırktan ve renkten insana yine istiklal marşımızı söyletecekler.
''Türk'üm, doğuyum, çalışkanım'' diyerek büyümüş olanlar arasında kim gurur duymaz ki böyle bir tabloyla.
Sevmeyenler de varmış.
Varsın olsun.
Biz çok sevdik kızlarımızı.
A Milli Futbol takımımız da şu sıralar, Avrupa şampiyonasında mücadele ediyor.
Takımımız, turnuvaya katılma hak kazandığında nasıl sevinmiştik hatırlayın.
Millilerimiz ilk maçında Gürcistan'ı 2-1'le geçerken, hangimiz sevinç gözyaşı dökmedik.
Hele Samet Akaydın son saniyelerde kalemize gelen topu kafayla çıkarıp, bir büyük belayı def ederken hangimiz o delikanlıyla gurur duymadık.
Ve fakat.
2 gün sonra oynanan Portekiz maçında, birçok futbolcunun yaşadığı talihsizliğin sonrasında ise özellikle sosyal medya paylaşımlarında aynı delikanlıyı vatan haini ilan edenlerimiz bile oldu.
Takımımızı turnuvaya taşıyan teknik direktörümüzü, bu başarısı nedeniyle yere göğe sığdırmamıştık ama şimdi ise sosyal medyada paylaşım yapanlar arasında ''Defol git'' diye yazanlara bile rastlıyoruz maalesef.
TRT'deki maçları mümkün olduğunca dikkatlice izlemeye çalışıyorum.
Önceki akşam Almanya - İsviçre maçında özellikle tribün görüntülerini kaçırmamaya çalıştım.
Alman taraftarlarının da, İsviçre taraftarlarının da sırtlarında tek bir forma vardı.
O da milli takım formasıydı.
Oysa Millilerimizin, Cumartesi günü Portekiz'le oynadıkları maç sırasındaki tribün görüntülerinde milli takım formasından daha çok, FB, GS, BJK formaları dikkatlerden kaçmıyordu.
Başarıda da başarısızlıkta da değerlendirmelerimizi de ne yazık ki; milli takım forması üzerinden değil de, taraftarı olduğumuz takımın forması üzerinden yapıyoruz.
Kendi kalesine gol atan, ya da gol kaçıran Fenerbahçe'nin oyuncusuysa, Galatasaraylı taraftalar veryansın ediyorlar.
Galatasaray'da forma giyen oyuncu hata yaptığında ise bu defa, Fenerbahçeliler sazı ellerine alıyorlar maalesef.
Oysa şu sıralar Almanya'da tek bir takım var.
O da milli takım.
''Bizim çocuklar'' diyerek gönderdik oralara madem, başarıda da, başarısızlıkta da çocuklarımıza sahip çıkalım.
''Milli Takım'' diyoruz madem.
O vakit, milli olalım bir zahmet.
Milli takımla milli olamamak
Hazır
Giriş: 25.06.2024 10:00
Güncelleme: 24.06.2024 17:48
Önce Altın Kızların ki; ''Filenin Sultanları'' dedik onlara.
Yeryüzünde yenmedik takım bırakmamışlardı zira.
Dünyanın dört bir tarafında İstiklal Marşı’mızı dinletirken de, televizyon karşısında bir...