Yıllar öncesinde 'kısa süreli yaptığım adliye muhabirliği dönemim de' bir duruşmada çok etkilenmiştim.
Hakimdeki titizliğe bakın..
Parmağını uzattı mı parmağını diye soruyor..
Uzatırsa 'tehdit' varmış..
Üzerine yürüdü mü?. Yürürse 'teşebbüs' olurmuş..
OMÜ'de bir hakaret davasını takip etmiştim..
Hakim gelip yerden pencerenin boyunu ölçmüştü. Oradan o öğretim üyesi içeriye söz söyleyebilir mi diye..
Vs.vs.. Yani anlayacağınız, suç, suçla mücadele ve hukuk bu kadar ince aslında..
Şimdi firari Savcı Zekeriya Öz, hani Sarp Sınır Kapısı'ndan (salınmış) kaçmış ya, o nedenle kimse şaşırmıyor değil mi?..
Kimse kaçana kadar nerdeydiniz diye sormuyor bile 'fark' ettiniz mi?..
Bu söylenti neredeyse 15 Temmuz'un hemen ardından var, o zamana kadar niye harekete geçmediniz diye 'soran' var mı..?
Neden o kaçıranlarla ilgili söylentiler varken, o yataklık yapanları yakalamadınız diye kimsenin yerinde 'tepindiğini' görüyor musunuz?..
Parmağı soran hakimin, savcının 'kamera kayıtlarını bir an önce güvenli bölgeye alalım 'çalışmasını' duydunuz mu hiç?..
Bakın görün kamera kayıtları da kayıptır, büyük ihtimal. Yanılmış olmayı da çok isterim açıkçası..
Sarp Sınır Kapısı'ndan Öz'ün çıkışına yardımcı olan kaç kişi gözaltında bilgisi olan var mı?..
Hangi isimle çıkmış hiç işittiniz mi?..
Kaçmasına yardım ettiği öne sürülen 3 kişinin 'neden basına fotoğrafları dağıtılmadı', belki kaçmadan bir gören olurdu, diyeceğim ama 'üçü de ABD'de..
Soracak kimse yok..
Yakalanacak kimse de kalmamış.
O zaman 'Uçan balonlardan oluşan Ergenekon' davalarının savcısı Zekeriya Öz'den geriye elimizde kalan ne...
Sınırdan çıkarken 'tatilci görüntüleri ve kocaman bir sıfır'..
Ha unutmadan bir de 'yıktığı yok ettiği hayatlar, çaldığı gelecekler, hapislerde nedensiz geçen yıllar'..
Parmağını uzattı mı diye soran o ceza hakiminin hassasiyetine dönersek;
O parmağı soracak hakim ve savcıların sayısı son zamanlarda 'parmakla gösterilecek kadar az kaldı' diyebilirim..
Tıpkı onca askerin arasında darbe kalkışması gecesinin sabahı yakalanan sivil öğretim üyesi Adil Öksüz’ün ‘tarla bakmaya geldim’ sözüne kanıp, ‘bu işte parmağı var mı diye düşünmeden’ serbest bırakan hakimlerin olduğu gibi..
Parmağı soranlarla, sormayanların mücadelesidir bu..
Mesele budur..