Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, Samsun, Ordu ve Giresun'u vuran sel felaketleri ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Küresel iklim değişikliği ve doğaya yapılan müdahalelerin sel ve taşkına neden olduğuna dikkati çeken Demir, "Kontrolsüz yapılan HES’ler, dere yataklarında yapılan yetersiz ve yanlış ıslah çalışmaları ve betonlaşma doğada tahribatlar meydana getirmektedir "dedi.

CANLI TÜRLERİ YOK OLUYOR
Demir, "Son yıllarda Karadeniz'de deniz suyu sıcaklığının yükselmesiyle deniz suyu yüzeyinde oluşan buharlaşma; deniz üzerinden gelen hava hareketi ile dağlara çarparak ani ve kısa süreli şiddetli yağış ve akabinde selleri meydana getirmektedir. İklimdeki değişime bakıldığında Karadeniz Bölgesinin belli bölümlerinde yazları 1-1.5 aylık kurak dönemler görülmeye başlanmıştır. Seller ve heyelanların canlı türü ve sayısını azaltması, endemik türlerin yok olması önemli bir ekolojik problem oluşturmaktadır. Ayrıca deniz ekosisteminin ve balıkçılık sektörünün zarar görmesi, deniz sularının ısınması sonucu istilacı türlerin artmaya başlaması ve Akdeniz’deki türlerin Karadeniz’de görülmeye başlanması, deniz suyunun ısınması sonucunda balıkların Karadeniz’in kuzeyine çekilmesi önemli problemlerdir” dedi.
HASTALIKLAR KAPIDA
Prof. Dr. Demir, gelecekte yaşanabilecek problemleri de sıralayarak," Halk sağlığının olumsuz etkilenmesi, bakteriyel hastalıkların artması, kanser ve kalp krizi gibi sağlık sorunlarındaki artış, yapılaşma ve azalan kar yağışı ve doğaya yapılan kontrolsüz müdahaleler neticesinde su kaynaklarının azalması ve kirlenmesi, kar yağışının azalması sonucu yaylalardaki su kaynaklarında azalması ve aynı zamanda yer altı sularında azalma görülmesi, kaynak sularının kuruması bölgenin bugün ve gelecekteki önemli problemleridir. Bölgede ekosistemin korunması için çalışmalar artırılmalı, HES yapılacak bölgelere karar verilirken bütüncül havza planlaması, yani Kümülatif ÇED yapılması zorunlu hale getirilmelidir. Havzalar kendilerine has özellikleriyle ayrı ayrı planlanmalıdır. Ayrıca HES’lere yönelik izleme sistemi kurulmalı, mevcut HES’ler bu mantık çerçevesinde gözden geçirilmelidir. Selleri önlemek için ıslah projeleri ekosistemi yok etmektedir. Buna karşın yatak işgali kesinlikle önlenmelidir. Kanala konulmuş dere ıslahı değil, doğa ve ekolojiye uygun dere ıslahı çalışmaları yaygınlaştırılmalıdır. Tarım arazilerinde erozyonu önleyici bitkiler yetiştirilmeli, tarım dışı amaçlarla kullanılmamalıdırlar. Toprak işleme erozyona göre yapılmalı, arazilerde teraslamaya gidilmeli "diye konuştu. İHA