Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hatice Kumcağız, çocuklarda görülen saldırganlık davranışlarının altında yatan temel nedenleri ve bu süreçte aile ile okulun alması gereken önlemleri değerlendirdi.
Prof. Dr. Kumcağız, çocukların öfke yönetimi ve sosyal gelişim süreçlerinde ailenin "ilk durak" olduğunu belirterek, “Aile, çocuğun öfkesini dindirebileceği veya kontrol edebileceği ilk yerdir. Ancak duygusal ihmal, çocuğun internetteki dünyasına ailenin ilgisiz kalması çocuğun olumsuz davranışlara yönelmesine zemin hazırlayabilmektedir” dedi.
"ÇOCUKLAR SALDIRGANLIĞI BİRÇOK FAKTÖRÜN BİRLEŞİMİYLE ÖĞRENİYOR"

Prof. Dr. Kumcağız, saldırgan davranışların tek bir nedene bağlı olmadığını vurgulayarak şu açıklamayı yaptı: “Çocukların saldırganlık içeren davranışları, birçok olumsuz faktörün birleşerek oluşturması sonucu gerçekleşmektedir. Bunlardan psikolojik faktörler olarak, sosyal izolasyon, depresyon ve yoğun bir öfke durumunun etkili olabileceği söylenebilir. Kendini farklı gören, çevresinden beklediği ilgiyi görmeyen çocuklarda zamanla derin kırgınlık, şiddetli bir intikam arzusu gelişebilir. Benzer şekilde dikkat edilmesi gereken bir diğer faktör ise akran zorbalığıdır. Okulda ‘görünmez’ olan ya da sürekli ‘aşağılanan’ zorba davranışlara maruz kalan çocuk, zamanla ‘mağdur’ rolünden ‘cezalandırıcı’ rolüne geçebilir.”
AİLE TUTUMLARI VE MODEL OLMA ETKİSİ
Prof. Dr. Hatice Kumcağız, ailelerin tutumlarının çocuk gelişimi üzerindeki belirleyici rolüne dikkat çekti: “Çocuğun ilk güvenli limanı ailesidir. Aile, çocuğun dünyaya açılan ilk kapısıdır. Çocuk, öfkesini nasıl kontrol edeceğini ilk anne- babasını gözlemleyerek öğrenir. Anne veya baba öfkelendiğinde bağırıyorsa, çocuk ‘sorun çözme yöntemi bağırmaktır’ sonucuna varır. Anne-baba tutumları da çocuğun davranışlarının gelişiminde önemli bir yer tutmaktadır. Aşırı baskıcı (otoriter) veya aşırı serbest bırakıcı (ihmalkar) anne baba tutumları şiddeti tetikleyebilir.”

En sağlıklı yaklaşımın, sınırların belli olduğu fakat çocuğun duygularının da dinlendiği demokratik yaklaşımlar olduğunu belirten Kumcağız, koşulsuz sevginin özgüven gelişimindeki önemine değinerek, "Değerli olduğunu hisseden ve özgüveni yüksek olan çocukların, başkalarına zarar vererek kendini kanıtlama ihtiyacı daha düşüktür" ifadelerini kullandı.
AİLE VE OKULUN ALMASI GEREKEN TEDBİRLER
Prof. Dr. Hatice Kumcağız, ailelerin ve okul yönetimlerinin atması gereken somut adımları şöyle sıraladı:
Ailenin alması gereken tedbirler:
-
Çocuklar çatışma çözme becerilerini anne babalarını izleyerek öğrenir. Anne babalar stres anlarında sakin kalmalı, sorunu bağırarak değil, konuşarak çözmelidir.
-
Dijital denetim ve medya okuryazarlığına önem verilmelidir. Şiddeti normalleştiren video oyunları ve kontrolsüz sosyal medya içerikleri, çocuktaki empati duygusunu köreltir.
-
Anne babalar çocuklarıyla birlikte içerik analizi yapmalı ve etkileşim içinde olmalıdır.
-
Ev ortamında duyguların ifade edilmesine izin verilmelidir.
Okulun alması gereken tedbirler:
-
Okul yönetimi 'akran zorbalığı'na karşı gerekli önlemleri almalı ve bu durumu çocukluk şakası olarak değerlendirmemelidir.
-
Mağdur öğrenci korunurken, zorba davranış gösteren öğrenciye rehabilitasyon odaklı yaklaşılmalıdır.
-
Okullarda akademik başarının yanı sıra sosyal, duygusal ve kişisel gelişim de desteklenmelidir.
-
Çocuklar enerjilerini olumluya kanalize eden spor ve sanat faaliyetlerine yönlendirilmelidir.
-
Sessiz, izole, dışlanan veya ani davranış değişikliği gösteren çocuklar rehberlik servisi tarafından risk grubu olarak takip edilmelidir.
-
Öğrencilerin tehdit içeren durumları 'ispiyonculuk' endişesi taşımadan bildirebilecekleri kutular veya dijital platformlar oluşturulmalıdır.
Demirören Haber Ajansı