Şiddetli yağmurun ağırlaştırdığı zemin, bir dezavantajdı Manisalılar için. ‘Pas oyunu’na dair bir ezberleri var zira, kendi oyunlarına sekte vurdu bu.
Temasa ve mücadele gücüne döndü oyun dolayısıyla; ayakta kalma becerisine...
Tabela yapabilmenin öncelikli yolu olan duran topların önemi daha da arttı tabii. Dış şutların da.
Samsunspor için ise ilk gözlenen kompakt yapısıydı.
Birlikte düşünüp birlikte hareket edebilme konusunda ikna edici duruşları vardı.
Her oyuncunun, her arkadaşına yardımcı olma gayreti, maçı kazanmaya yönelik iştahlarının sanki özeti gibiydi. Konsantrasyon seviyesi de, nereden bakarsanız bakın fit’ti.
Yüksek özgüven de cabası!
Kusursuza yakın oynadı kendi rolünü. Ta ki Nurullah’ın yediği hatalı gole kadar...
Ortada pozisyon dahi yokken, elleri ile gitmesi gereken topa ayakları ile gitmeye kalkınca, bu güne kadar biriktirdiği sermayesinden yemiş oldu genç kaleci.
İdeal defansından 3 oyuncusu yokken, ilgin en çok gol atan, ilgin en çok gol pozisyonuna giren takımına karşı; aynı pozisyon içinde 2 kez direkten dönen top dışında pozisyon vermemek, maçın şifresiydi.
Belki buna zeminin de yardım ettiği söylenebilir.
Ama bu, takımını kusursuz hazırlayan Ertuğrul Hoca’ya haksızlık olur.
Kusursuza yakın oynayan oyunculara haksızlık olacağı gibi.