Bu soruyu sadece ben değil, az çok gazete okuyan hemen herkes soruyor..
Özellikle Tekkeköy'de vatandaş bir hayli soruyor..
Devletin yargısına, Danıştay'a, Çevre Bakanlığı'na, İçişleri Bakanlığı'na güvenen insanlar, vatandaş olarak kanuni haklarını kullanıp şikayetlerini yaptılar, dava açtılar..
Mağdur olduklarını öne sürdüler..
Kaldı ki, o bölgenin mera olduğunu öne süren Ziraat Mühendisleri de dava açtı..
Danıştay her iki yönden de projenin durdurulmasına karar verdi..
Ama gel gör ki, ilimizin yöneticileri yargı kararına uymadıklarını açık açık gösterircesine 'herkesin gözünün önünde oradaki durması gereken çalışmaları izlediler'..
İşçiler iş makineleri harıl harıl çalışıyordu..
Objektiflerin karşısına geçip poz verdiler.. Yargı kararı varsa var dercesine bir 'gösteriydi' bu aslında..
Dün bir de ne öğrendik..
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da Danıştay'ın kararlarını öne sürerek, gereğinin yapılmasını ve yürütmenin durdurulmasını açık açık yazan bir talimat göndermiş..
Evet talimat bakanlık talimatı ama uyan var mı, yok..
Samsun Valiliği de bu talimat sonrası, harekete geçmiş elbette..
Vali İbrahim Şahin bir vali yardımcısı göndermiş ve tarafların ifadesini almaya başlamış..
Sonuçta bir rapor hazırlanacak..
Ancak burada ilginç bir durum var..
Samsun Türkiye'den ayrı bir şehir değil elbette..
Yasalar çerçevesinde yürüyor her iş..
Daha doğrusu yürümeli..
Delta bölgesinde kaçak olan binalar 'mahkeme kararıyla yıkılıyor da', o mahkeme kararları Lojistik Köye gelince neden uygulanmıyor...
Yargı kararları işlerine gelince 'yıkıma dönüşüyor', ama işlerine gelmeyince 'yık değil yap' oluyor..
Nasıl bir adalet anlayışı bu..
Ama bunu anlamak zor değil elbette..
Çünkü Samsun''da yargı kararlarıyla işlerine geldikleri gibi oynamasını hep bildiler..
Sheraton Otel'de de yargı kararları vardı ama inşaat hiç durmadı..
Lojistik köyde ne bekliyorsunuz ki..
Onlar o yargı kararını 'bakın görün, inşaatı durdurun, tesis çalışması yapmayın' olarak anlamamışlardır..
Kendilerine göre bir yorum geliştirmişlerdir, inşaata devam, kağıt üzerindeki yargı kararları şöyle bir beklesin şeklindedir..
Çünkü yapılan ve görülen o..
Kuş Cennetine giden sahil yolunda da öyle olmadı mı?..
Yolunu vermeyen vatandaşın kapısına 'Vatandaşın mülk hakkını koruyan' yargı kararı asılmadı mı?..
Gelin görün ki, önceki gün Lojistik köydeki çalışmaları izleyen Başkan Yılmaz zaten, yargıya karşı direnişini her platformda da gösteriyor..
Sadece Lojistik'te mi?..
Ya da sahil yolunda mı?..
Veya Saathane Meydanı'nda mı?..
Hayır.. Bakın 5 aydır Cumhuriyet Savcıları'nın davetine de uymuyor..
Bilir kişi raporlu 'ihaleye fesat karıştırma suçlaması nedeniyle' çağrılmasına rağmen ifadeye de gitmiyor..
İfadeye gitmemek, yargı çağırdı, uymamak, ne demek herkese açık açık gösteriyor..
Bunu Savcı ifade için çağırdığında da yapıyor, lojistik köye gidip, çalışmaları inceleyerek de..
Ben yaptım oldu diyor..
Ve bunu göstere göstere yapıyor..
O nedenle de vatandaşın kafası karışıyor..
Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan bile yasaların herkese eşit mesafede olduğunu belirtmek için üstüne basarak söylüyor....
'İfadeye çağrıldın, gideceksin' diyor..
Yolunu da gösteriyor..
Ben bile kuzu kuzu gittim diyor...
Daha ne desin, değil mi?..