"Mış gibi yapmak" diye bir deyim var, bilirsiniz.
"Mış gibi yapmak"; bir durumun, duygunun veya eylemin gerçekte olmadığı hâlde, sanki varmış ya da yaşanıyormuş gibi davranmak demektir. Bu kavramın; samimiyetsizlik, rol yapmak ve gerçeği gizlemek gibi anlamları da vardır.
Geçtiğimiz günlerde gazetede bir haber vardı, görmüşsünüzdür.
Samsun Valisi Orhan Tavlı, Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan ve AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş, birlikte Samsun'daki yatırımları gezip incelemişler.
Merak ettim hâliyle.
Neymiş bu "dev yatırımlar"?..
Tekkeköy, Atakum ve Alaçam-Yakakent Devlet Hastaneleri gibi sağlık kuruluşları; Samsun Yeni OSB, Bafra OSB ve Alaçam Su Ürünleri OSB gibi sanayi altyapıları; Bölge Adliye Mahkemesi Yeni Hizmet Binası ve Mustafa Demir Kütüphanesi gibi inşaatların yanı sıra, SASKİ'nin atık su arıtma tesisi ile YEDAŞ Genel Müdürlüğü ziyaret edilmiş.
Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan da kentteki yatırım programına ilişkin yaptığı değerlendirmede, protokol üyeleriyle birlikte yerinde inceledikleri yatırımların Samsun'u bölgenin yatırım ve cazibe merkezi hâline getireceğini söylemiş.
Başkan Halit Doğan'ın, Samsun'u gelecekte bölgenin cazibe merkezi olarak görmek istemesini yadırgamam elbette.
Ve fakat...
Başkan'ın bu iddiasını çok önemsemeli miyim, bilemedim doğrusu.
Yeşilırmak ve Kızılırmak gibi ülkemizin iki önemli akarsuyunun denizle buluştuğu havzada yer alan; Çarşamba ve Bafra gibi verimli ovalara sahip, Anadolu'ya açılan en önemli kapılardan biri konumundaki Samsun zaten bölgede yatırım yapılabilecek en önemli yerleşim merkezlerinden biridir.
Ki bunun içindir ki, bir zamanlar ülkemizin 7. büyük ve en gelişmiş şehirlerinden biri olmuştu.
Ne var ki ihmal edilmişliği nedeniyle Samsun, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan en güncel İl SEGE (Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması) raporuna göre 81 il arasında 31. sıraya kadar gerilemiş ve 3. kademe gelişmiş iller kategorisinde sınıflandırılmıştır.
Türkiye'nin 7. büyük şehirlerinden biri olma konumuyla yetinmeyip, gelişimini daha yukarılara taşımamız gerekirken...
Yani...
"Neden Türkiye'nin 4. veya 5. büyük şehri değiliz?" dememiz gerekirken, hedef küçültüp bölgenin lideri olmakla avunur hale gelmişiz.
Oysa Samsun'a bölgenin lideri olmak yetmez.
Samsun, bir an önce düşürüldüğü 31. sıralardan kurtulmayı ve yeniden "Türkiye'nin 7. büyük şehri nasıl olurum?" sorusuna cevap aramayı hedeflemelidir.
Siyasetçilerimiz, yöneticilerimiz ve sıradan vatandaşlar olarak büyük düşünmek zorundayız.
Türkiye genelinde birçok OSB'yi gezmiş bir hemşeriniz olarak söylüyorum:
BAYKAR ve MKE gibi yatırımları önemsemekle birlikte; tamamlanan, devam eden ve planlanan yatırımların hiçbiri, Samsun'u sosyoekonomik gelişmişlik bakımından yeniden Türkiye'nin önde gelen şehirlerinden biri yapmaya yetmez.
Mesela CHERY yatırımı gibi projeler bizi bu hedefe biraz olsun yaklaştırabilirdi. Ancak hastane yatırımları, SASKİ'nin atık su tesisleri ve YEDAŞ Genel Müdürlüğü gibi yatırımlarla asla hedef büyütülemez.
Samsun'a Yüksek Hızlı Tren (YHT) gelecekti hani.
Sahi, o yatırım ne oldu?
Yatırım programında Delice-Merzifon güzergâhı için acele kamulaştırma kararı alınmıştı. Ancak aynı programda Samsun-Havza hattı için böyle bir karar yoktu.
Nitekim TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve Samsun Milletvekili Mehmet Muş'a da bizzat, "Samsun-Havza arasındaki kamulaştırma kararı neden yok?" diye sormuştum.
"Hallederiz." şeklinde bir cevap almıştım.
Halledilir umarım.
Bizim YHT yatırımımız; 2013 yılında 4,3 milyar lira bedelle başlanıp 2016'da tamamlanması planlanan, ancak bugüne kadar 101,4 milyar lira harcanmasına rağmen hâlâ yalnızca yüzde 24'ü tamamlanabilen Ankara-İzmir YHT projesine benzemez umarım.
Demem o ki;
Samsun'un seçilmişleri de atanmışları da, sıradan vatandaşları da gelecek kuşaklara huzur ve güven içinde yaşayacakları bir şehir bırakmak istiyorlarsa büyük düşünmek zorundadır.
Hastane inşaatları gibi yatırımları "dev yatırım" diye sunmaktan da vazgeçmelidirler.