Samsun, Yusuf Ziya Yılmaz'ın Büyükşehir Belediye Başkanı olmasının ardından, 'kimliğini düzenli bir şekilde kaybeden il' konumuna nasıl geldi.
Aslında bu, bu kentte yaşayan herkes için çok önemli bir konu.
Ama rantçıların umurunda değil; Çünkü onlar değişim ve gelişimin nimetlerinden yararlanıyor.
Açılan bulvarların hangisine bakarsanız bakın Samsun'un enlerinin dev binaları vardır oradalarda.
Babalarından mı kaldı oradaki arsalar. Sudan ucuzken, aldılar, sonra da dev kuleleri diktiler.
Deniz kenarındaki sanayi kuruluşlarına bakın; yer kalmadı doldurup, denizin içine bile daldılar.
Samsun parsel parsel işlenirken, 'Bak ne güzel oldu' Batı Park dediler, orayı gösterdiler, 'Samsunla hiç ilgisi olmayan dev aslan heykellerini kondurdular'.
Kavşaklar yaptılar, Anavatanı sanki Samsun gibi sülün heykellerini koydular.
2 milyon lira harcayıp, Amazon köyü bile yaptılar.
Amisos hazineleri 'yeni müze yapılacak' diye yıllardır depolarda dururken, Kurtuluş Mücadelesi'ni başladığı kent olan Samsun'da "Gazinin Havza yolu diye" bir kaç komik tabelayla, Atatürk şehri imajına sözde önem verdiler.
Atatürk'ün Samsun'a çıkışını temsil eden Tekel İskelesi'ndeki heykellere, martıların yaptıkları haberlere konu oldu.
Denizin ortasına ne olduğu belirsiz bir el işareti koydular, FETÖ'nün İzmir'deki evinde çıkan ele benzerliği nedeniyle sonra apar topar kaldırdılar.
Sonra yine o el çıktı ortaya, bu kez yer değiştirerek..
Aslanlarıyla, Sülünleriyle, denizden çıkan garip elle, Amazonlarla Samsun'un hafızası karıştı/karıştırıldı adeta.
Saathane Meydanı ise tam bir fiyasko.
Resmen bir tarihi cinayet işlendi.
7 yıldır dönüşüm projesi dediler, 'döndüler durdular, proje revizesi üzerine revize yaptılar'..
216 dava açıldı, proje için.
Ecdat yadigârı tarihî bir çarşı yok edilmek üzere.
Vakıflar Müdürlüğü, müdahil oldu 'bir kaç yapıyı' kurtardı.
Tarih kendini koruma altına aldı, kepçeler kanalizasyon çalışması yaparken, surlar ortaya çıktı.
1194 yılında Selçuklular döneminde kurulmuş bir çarşı.
800 küsur yıllık ticaretin merkezi.
Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinde yer alan, İpek Yolu geçiş güzergâhında bulunan kültürel bir miras.
Cenevizliler döneminde "Müslüman Samsun Mahallesi" diye bilinen bir tarihi bölge.
Şimdi ne Balıkçılar Sokağı, ne Manavlar Sokağı, ne Kasaplar Sokağı, ne Baharatçılar Sokağı, ne Perakendeciler Sokağı diye bir yer kaldı.
Taş hanıyla, kervansarayı, medrese, cami ve şifa hamamı ve simgesi olan meydana ismini veren bir saat kulesi ile yarınlara emanet bir çarşı.
Hepsi Büyükşehir Belediyesi'nin 'bu kentin insanına danışmadan' yok ettiği, yok etmeye devam ettiği 'bizim tarihimiz'..
MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta da, TBMM'de Büyükşehir Belediyesi'nin 7 yıldır yaptığı bu kıyımı dile getirdi.
Yanlıştan dönün diye bağırdı.
Ama Tarihi Kentler Birliği Başkanı da olan Başkan Yılmaz'a sesini duyurabildi mi bilmem.
Hatta Sanmam.
Çünkü Samsun kimliksizleştirilmesiyle ilgili ne kadar uyarı yapıldı sayısını hatırlamıyorum bile.
Herkesin bulunduğu makamların geçici olduğunu görüyoruz.
Özellikle AK Parti'de 'gitmez denilen kimler gitti'.
Gitmek mesele değil de, giderken, 'o kentte geride bırakılan hasar önemli'.
Bakın Ankara'ya Melih Gökçek'ten sonra tartışılan dinozor, fıskiye heykelleri anında kaldırıldı.
Yılmaz'ın Aslanlarını, Amazon Köyü'nü, Sülün heykellerini, denizdeki o garip eli, ardından kaldırılır, kaldırılmasına anladık ta;
Saathane'yi bir daha geri getirebilir miyiz?, o önemli.
O nedenle; Belediye Başkanlığı süresinin sonlanması anlamında neredeyse 'eli kulağında' olan Yılmaz'ın, Saathane'nin tarihi misyonunu yok etmesine izin verilmemelidir.
Samsun'un tarihsel 'ticari kimliği' orasıdır.
Yok etmek bir kişinin iki dudağı arasında olmamalıdır.
Erhan Usta bu işin peşini bırakmamalı...