Her şehrin bir sesi vardır. Bazı şehirler gürültüyle, bazıları rüzgarla konuşur. Bizim Samsun’umuz ise Türk Müziğinin en zarif haliyle konuşan, geçmişi nota nota işlenmiş bir şehirdir. Şöyle bir arkamıza yaslanıp dinlesek; Saathane’den Çiftlik’e, limandan raylara kadar her köşe başından bir aşina sesin yankısı gelir kulağımıza.
Samsun, sadece Millî Mücadele’nin ilk adımının atıldığı yer değil; aynı zamanda Türk müziğinin de en köklü kalelerinden biridir. Eskiler çok iyi bilir; Samsun’da bir zamanlar her evden bir udun tınısı, bir kanunun titreyişi yükselirmiş. Mahalle aralarındaki o mütevazı sofralarda, cemiyet toplantılarında asıl mesele hep meşk etmekmiş.
Biz Samsun Türk Sanat Müziği Korosu olarak provalarımıza başladığımızda, aslında sadece yeni konserlere hazırlanmıyoruz. Biz, bu şehrin hafızasını taze tutmaya çalışıyoruz. O kürsüye çıktığımda bazen gözlerimi kapatırım; geçmişin o büyük üstatlarının, bu şehirde sanatın meşalesini yakanların nefesini hissederim.
Gençler bazen soruyor: "Hocam, bu eski şarkılar hala neden bu kadar seviliyor?" diye. Çünkü o şarkılar sadece birer ezgi değil; Samsun’un geçmişidir. Bir hicaz eser duyduğumuzda büyükbabamızın bir anısını hatırlarız, bir nihavent şarkıda gençliğimizin o sahil yürüyüşlerini buluruz. Şehir sadece binalardan ibaret değildir; şehir, içinde söylenen şarkıların toplamıdır.
Bugün Samsun’da kültür ve sanatın çıtasını yukarılara taşımaya çalışırken, aslında o mirasa olan borcumuzu ödüyoruz. Biz istiyoruz ki; bu şehrin çocukları sadece modern dünyanın gürültüsünü değil, dedelerinin, ninelerinin o asil ve vakur şarkılarını da bilsinler. Türk Müziğinin olduğu yerde nezaket vardır, müzik olan evde huzur vardır.
Değerli hemşerilerim, bir şehri sevmek, onun sesine de sahip çıkmaktır. Biz sahnede batonu kaldırdığımızda sadece bir koro şarkı söylemiyor; Samsun’un o köklü hafızası, o büyük sevdası haykırıyor.
Gelin, ilk fırsatta bir anlığına şehrin gürültüsünden kaçın ve Samsun’u kalbinizle dinleyin. O kadim hafızanın size fısıldadığı bir şarkı mutlaka olacaktır.