Bir kaç gündür 'annemin rahatsızlığı' nedeniyle şehir dışındaydım, fırsat bulup yazamadım.
Çok şükür atlattık, işimizin başına döndük.
Ama bu süreçte gazetelerdeki ve gazetemiz HALK'daki her haberi yakından takip ettim.
Açıklamaların güncelliğine, ulaşmak istediği hedef kitleye kadar, bir konuda yorum yapabilirim.
Hangi siyasi parti sahada, hangisi durumu idare ediyor, sohbet çıkışlarında çektirdiği iki kare fotoğrafla 'sahadayız diyor', kimler gece gündüz çalışıyor, ayırt edebiliyorum.
Bu arada yapılan 'yayınlanan, yayınlanmayan' tüm anket çalışmalarını da inceledim.
Değerlendirmemiz için bize gönderilen anketlere baktığımda gördüğüm ilk şey şu?..
Kararsızların 'inmeyen yüksek oranı'..
Yüzde 18- 20 arası halen kararsız var.
Neredeyse toplam seçmenin beşte biri kadar.
Peki seçimlere yaklaşık 20 gün varken neden halen bu kadar kararsız seçmen var.
İşte mesele de bu aslında.
Nedeni de şu aslında;
Seçim kararı öncesi ve sonrasındaki ilk zaman diliminde ekonominin kötü gitmesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'tek adam yönetim' şeklinin teşkilat yapılanmasına kadar inmesi, OHAL filan derken seçmen 'Erdoğan'a ve AK Parti'ye sandıkta bir ders vermeyi' kafasına koydu.
O nedenle 'kararsızım diyenlerin' çoğu aslında Erdoğan'a ve AK Parti'ye oy vermeyecek olanlardı.
O nedenle anket firmalarının sonuçları arasında da uçurumlar olmaya başladı.
Ekonominin daha da kötüleşmesine bir de dolardaki artış eklenince, 'kararsızlarda' biraz azalma oldu. Çünkü bir gurup kararsız seçmen kararını verdi ve AK Parti'ye ve Erdoğan'a oy yok dedi.
Milletvekili listeleri açıklanmadan önce o nedenle kararsızlar oranı yüzde 8 ile 12'lere kadar geriledi.
Ama sonra olanlar oldu. En olumlu, seçmende karşılığı olan vekil adayları listesi AK Parti'de çıkarıldı. MHP'de geleneksel yapıyı korudu.
CHP, İYİ Parti şok etti bazı bölgelerde. Samsun'da da sürprizler oldu.
İYİ Parti'ye ve CHP'ye başka partilerden kaçan seçmenler 'kararsıza dönüştü'.
Kararsızlar yine 13-16 aralığına geldi.
Bu arada Cumhurbaşkanı adayları da 'Mangalda kül bırakmayan' vaatlerle ortalığı kasıp kavurunca, Erdoğan'a ders vermeyi düşünen bir grup seçmen de kararsızlığa düştü.
Çünkü bazı Cumhurbaşkanı adayları 'propagandalarında bana göre hatalı, ciddiyetten uzak' açıklamalarla güven sorunu oluşturdu.
Doların durumunu gören seçmen de 'Kime vereceğiz demeye' başladı.
İşte o nedenle 18-20 aralığında bir seçmen gurubu var ki, 'biz bunlara gezer oy diyoruz', halen oylarının rengini belirleyemedi.
Hatta seçimin sonucunu belirleyecek 'bir vekili o partiden alıp, diğerine verecek olan' oylar bu oylar.
Samsun'da tam bir kararsızlık hakim desem yeridir.
Tanınmayan vekil adayları var.
Genel merkezden 'lak diye listenin seçilebilecek noktasına konulmuş' isimler var.
'Ben dolaşıyorum, beni tanıyorlar diyorlar', ama inanın gazeteciyim ben bile adını yazarken, soyadını bir kaç kez doğrulatmam gerekiyor.
Yani bir de seçmeni düşünün. Ben görmedim, tanımıyorum, niye oy vereyim ki diyebilir. Hele bazılarının daha 'tek bir haberine, açıklamasına, ilanına bile rastlamadım'.
Sonuç olarak olay şu..
AK Parti'ye 'Vatandaşı da biraz düşünsünler' diye ders vermeye çalışan seçmen sayısı 30 gün öncesine kadar oldukça geriledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a 'oy verelim' ama milletvekili tercihinde ittifak ortağı MHP'ye oy vererek bir ders verelim diyen seçmen duruyor ve o yüzde 18'in de içinde.
Peki başka kimler var o yüzde 18'in içinde.
*MHP ile İYİ Parti arasında gidip gelinler.
*CHP'den İYİ Parti'ye gitme eğiliminde olanlar.
*HDP'ye oy vermeyi düşünün radikal solcular.
*Daha önce AK Parti'ye oy veren ama şimdi SP'ye mi versem diyen muhafazakar seçmen.
Tüm bunları dağıtınca ortaya nasıl bir şey çıkar, tamamen siyasi partilerin 'son 20 günde göstereceği performansa bağlı'.
Hele ki, seçileceği çok rahat görülen yerler var ki, bana göre BÜYÜK RİSK..
Ve seçilmesi zor gibi görülen yerler var ki, bana göre kararsızlar lehte dönerse, "Olmazlar olabilir'..
Şöyle ki; 7 Haziran 2015 seçimlerini baz alarak, çalışan siyasi partiler 'Kazançlı çıkar'.
Herkes eksiğini görür, ne yapacağını bilebilir.
1 Kasım'a bakan hangi siyasi parti olursa, olsun yanılacaktır, görüşündeyim.
Ne şartlar aynı, ne de şekli.
Sonuçları da farklı olacaktır..
Unutmayın..