Türk Müziği koroları, asırlık birikimimizin en nadide incilerini günümüze taşıyan, kültürel mirasımızı yaşatan güzide kurumlardır.
Ne var ki bazı koro yönetimlerinin ve şeflerin, müziğin asıl amacından uzaklaşarak, sadece görüntüye dayalı bir başarı kaygısına kapıldıklarını endişeyle izlemekteyiz.
Bu kaygının en somut ve sanatsal açıdan en tehlikeli boyutu, konser salonlarını doldurmak ve kadroyu geniş göstermek adına, yeterli disipline ve bilgiye sahip olmayan, derleme-toplama insanlarla sahneye çıkma eğilimidir.
Konsere günler kala, sırf kalabalık bir tablo oluşturmak uğruna, provalara düzenli katılmamış, repertuara yeterince hâkim olamamış kişilerin koro içine serpiştirilmesi, Türk Müziği icrasının hassas ruhuna vurulmuş büyük bir darbedir.
Koro, aylarca süren sabır, tekrar ve ortak bir nefesle yoğrulur; o nefesin uyumu bozulduğunda, ortaya çıkan ses bir sanat eseri olmaktan çıkar, dağınık ve niteliksiz bir gürültüye dönüşür.
İzleyiciyi ve dinleyiciyi aldatmaya yönelik bu çaba, koro için anlık bir görsel doluluk sağlasa da uzun vadede kurumun sanatsal itibarını onarılamayacak şekilde zedeler.
Müzikal performansta nicelik değil, nitelik esastır ve rekabetçi (iddialı) olma hedefi, ancak kusursuz bir ses disipliniyle mümkündür.
Bu tehlikenin bir diğer boyutu da repertuar seçimidir. Koro şeflerini ve kurum yönetimlerini buradan açıkça uyarmak gerekir:
Lütfen konser repertuarlarınızda arabesk ve fantezi tarzlarından kesinlikle kaçının. Zira bu tarzları icra etmek için kurumların ve derneklerin resmi bir koro kurmalarına ve sanat mekânlarını kullanmalarına gerek yoktur.
Arabesk ve fantezi, zaten her alanda bir ahtapot gibi yayılmış, popüler yoz kültürün etkisinde olan bir alandır.
Türk Müziği korolarının asıl amacı, bu popüler yoz kültürün etkisinden sanat müziğimizi korumak, onu en saf ve en doğru haliyle icra etmektir.
Türk Müziği severler, basitliği ve popüler sulandırmaları dinlemek için konser salonlarına gelmezler, gelmemelidirler. Onların beklentisi, nadide makamların, eşsiz nağmelerin ve derin estetiğin sahnelenmesidir.
Bu noktada, bazı koroların enerjilerini, kurumdan ayrılmış eski şefleri veya üyeleriyle sürdürülen anlamsız çekişmelere ve kişisel rekabetlere harcadığını görüyoruz.
Oysa ki sanat camiası, kısır çekişmelerin enerjisini taşıyacak kadar geniş değildir. Ayrılanlar artık kendi yeni mecralarına yelken açmış, yeni hedefler belirlemiştir.
Mevcut yönetimin ve koro üyelerinin, enerjilerini geride kalmış bu rekabetten çekerek, samimi ve yapıcı bir iş birliği zeminine taşımaları gerekmektedir.
Kurum ve dernek yönetimlerine son çağrımızdır: Lütfen bu köhne taktikler ve kişisel çekişmeler yerine, Türk Müziği korolarını, gerçekten ciddi, kalıcı ve sanatsal derinliği olan etkinliklere yönlendirin.
Basit bir salon konserinde kalabalık görünme kaygısını ve popüler çalakalem eserleri bir kenara bırakıp; unutulmaya yüz tutmuş Türk Müziği eserlerinin seslendirilmesidir.
Sanatın gerçek başarısı, alkışın gürlüğünde değil, icra edilen eserin dinleyicinin ruhunda bıraktığı izdedir. Türk Müziği korolarının vebali, kalabalık koltukları değil, hak ettikleri saygıyı ve sanatsal mükemmeliyeti korumaktır.
Ayrıca Koro Şefleri, kurum ya da dernek yönetimlerini kurulu bulunan koro içerisinde hizipçilik ve kendilerine kimlik ve kişilik oluşturmaya çalışan hastalıklı ruh haliyle şefe karşı hareket etme çalışmaları içerisinde bulunan tribüne oynayan hadsiz kişiliklere de dikkat etmeleri koro bütünlüğü açısından önemlidir.