Yıllar önce Samsunspor'un liderliğe oynadığı 1985-1986 sezonunun ilk yarısının son günlerinde, Samsunspor'un en iyi iki oyuncusu olan Tanju ve Savaş'ın ilk yarı maçlarının devam ettiği günlerde, GS tarafından ikna edilmesi sonucu takım içinde oluşan huzursuzluk, Samsunspor'u liderlikten etmişti.
Samsunspor camiası ,bu iki futbolcunun kendilerini o başarıya ulaştırmış takımlarını maçlar devam ederken devre dışı bırakarak yaptığı transferi, bir ihanet olarak gördüğü için bu iki futbolcuyu hiç bir zaman affetmemiştir.
Profesyonel bir futbolcunun istediği takımda oynamak istemesine hiç kimsenin itirazı olamaz. Ancak henüz maçlar oynanırken kulübüne bilgi vermeden bu tür ilişkiye giren ve sakatlanma korkusu ile maçlarda isteksiz oynayan veya oynamak istemeyen bir futbolcunun ahlaklı olduğu söylenemez.
Adı büyüğe çıkmış takımların bu yolla transfer yapmak için oyuncunun takım yönetimini devre dışarı bırakarak, direk oyuncu ile görüşerek onu takımından kopartmak spor ahlakı ile bağdaşmaz.
O nedenler de, bu tür tavırlar haksız bir güç gösterisi olduğu için kabul edilemez.
Yıllar sonra Samsunspor, bir kez daha bu kez bir başka adı büyüğe çıkmış takımın ahlak dışı bir transfer girişimi ile karşı karşıya kalmıştır.
Samsunsporlu Musaba, 4-5 aylık ilk döneminde başarılı olarak tüm takımların dikkatini çekmiştir. Sözleşmesinde 5.7 Milyon Euro karşılığı olarak serbest kalır maddesi bulunan bir oyuncu. Bunun anlamı, "Bu oyuncu transfer sezonu açıldığında istediği takıma gidebilir" demektir.
Bu nedenle bu futbolcuyu bir başka takımın istemesi normaldir. Ama bunun ahlaki yolu, isteyen takımın transfer sezonu açılınca Samsunspor Yönetimine baş vurarak, sözleşmesindeki maddeyi yerine getireceklerini beyan ederek talip olmalarıdır.
Samsunspor Başkanı Sayın Yüksel Yıldırım, kendilerine böyle bir talebin gelmediğini söylemiştir.
Çok daha önemli sözleri, önceki akşamki Eyüp maçı sonrası maçı naklen veren A-Spor kanalında Teknik Direktörümüz Thomas Reis söylemiştir.
Alman ekolünün kurallarına sadık hocamız açıkça bu oyuncunun son maçlarında bilerek gerekli çabayı göstermediğini ve bu akşamki maçta oynamak istemediğini, çağrıya rağmen antrenmana dahi çıkmadığını söyleyerek bunun spor ahlakı ile bağdaşmadığını ve FB Yönetiminin de kendileri ile görüşülmeden oyuncu ile direk ilişki kurulmasının da spor ahlakı ile bağdaşmadığını vurgulamıştır.
Bu olayında gösterdiği gibi Samsunspor Başkanı'nın da transferlerde gerekli hassasiyeti göstermediğini düşünüyorum. Başkan, aldığı oyuncunun elini kolunu sallayarak kendisini devre dışı bırakarak bir transfer yapabileceği bir sözleşmeyi nasıl imzalamıştır?
Eğer Başkanımız olaya, bu futbolcuyu bir milyon Euro'ya aldım beş milyon Euro'ya satarak para kazandım gözü ile bakıyorsa, bu da Samsunspor camiasını hiçe saymaktır.
Şu konuyu hiç kimse göz ardı etmemelidir: Bugün Samsunspor'a yanlış yapan, yarın gittiği takıma da yapabilecektir.
Son Sözüm: İşte bu nedenlerle, kendilerine büyük lakabı yakıştırılan bu takımları, ben "Adları ÜÇ BÜYÜĞE ÇIKARTILMIŞ TAKIMLAR" Olarak tanımlıyorum.
Bu tür olaylar, TFF'NUN da hiç bir konuda gücünün olmadığının kanıtıdır.