Vizyoner Belediyecilik
Günümüz yerel yönetim anlayışı, geleneksel belediyecilik kalıplarının çok ötesine geçmiştir. Artık yalnızca "yol, kaldırım, park, su ve kanalizasyon" yapmak bir belediyenin varlık sebebi olarak yeterli değildir; bunlar belediyeciliğin temel ve zorunlu asgari görevleridir. Gerçek anlamda "sosyal, adil ve yaşanabilir" bir şehir inşa etmek isteyen belediyeler; vatandaşın ekonomik, psikolojik, sosyal ve kültürel hayatına dokunan vizyoner projeler üretmek zorundadır.
Modern bir belediyenin temel felsefesi "betonu değil, insanı inşa etmek" olmalıdır. Yol, kaldırım ve park yapmak bir binanın temeli gibidir; ancak o binayı yuva yapan içerisindeki huzurdur. Vatandaşın akşam evine huzurla dönebildiği, çocuğunun geleceğinden emin olduğu, yaşlısının yalnız hissetmediği, esnafının esnaf gibi yaşadığı bir şehir ancak insan odaklı, adil, şeffaf ve vizyoner bir yerel yönetim anlayışıyla mümkündür.
Bu çerçevede atılacak her adım, sadece şehri değil, o şehirde yaşayanların ruhunu ve geleceğini güzelleştirecektir
Asıl mesele, vatandaşın hayatına dokunabilmek ve yaşamını kolaylaştırabilmektir.
Bir belediyenin başarısı yalnızca yaptığı asfaltın kilometresiyle, döşediği kaldırımın metrekaresiyle veya açtığı parkın sayısıyla mı ölçülür?
Yoksa gerçek başarı, o şehirde yaşayan vatandaşın hayatının ne kadar kolaylaştığı, ekonomik yükünün ne kadar hafiflediği, kendisini ne kadar güvende hissettiği ve belediyesinin kendisine ne kadar yakın olduğu ile mi ölçülmelidir?
İşte asıl mesele tam da burada başlıyor.
Çünkü belediyecilik yalnızca şehrin fiziki görünümünü değiştirmek değildir. Belediyecilik, insanın hayatına dokunabilmektir.
Bir emeklinin pazar alışverişini daha rahat yapabilmesi, bir annenin çocuğuyla güvenle dışarı çıkabilmesi, engelli bir vatandaşın hiçbir yardım almadan şehrin içinde hareket edebilmesi, iş arayan bir gencin belediyenin imkânlarından faydalanabilmesi, dar gelirli bir ailenin kış aylarını daha az kaygıyla geçirebilmesi de belediyeciliğin önemli bir parçasıdır.
Hatta bana göre belediyeciliğin asıl ölçüsü, vatandaşın günlük hayatında hissettiği bu kolaylıklardır.
Bir şehirde yollar yapılabilir, kaldırımlar yenilenebilir, parklar çoğaltılabilir. Fakat o şehirde yaşayan vatandaş hâlâ geçim sıkıntısı çekiyor, sosyal hizmetlere ulaşamıyor, belediyenin kapısında derdini anlatacak bir muhatap bulamıyor ve günlük yaşamında sürekli zorluklarla karşılaşıyorsa, orada belediyecilik anlayışının yeniden sorgulanması gerekir.
Çünkü şehir dediğimiz şey sadece beton, asfalt ve binalardan ibaret değildir.
Şehir insandır.
İnsanın huzuru, mutluluğu, güvenliği ve yaşam kalitesi de belediyeciliğin merkezinde olmalıdır.
Bugün ülkemizin en önemli sorunlarının başında ekonomik sıkıntılar geliyor. Dar gelirli vatandaş, emekli, asgari ücretli, işsiz genç ve çocuklu aileler hayatlarını sürdürebilmek için ciddi bir mücadele veriyor. Market alışverişi, kira, elektrik, su, doğalgaz, ulaşım ve eğitim giderleri vatandaşın bütçesini zorluyor. İşte tam da bu noktada belediyelerin sosyal sorumluluğu daha da önem kazanıyor. Belediyeler vatandaşın ekonomik yükünü hafifletecek projeler geliştirmek zorundadır.
Öncelikle belediyelerin sosyal destek anlayışı yeniden ele alınmalıdır. Yardımlar yalnızca belirli dönemlerde dağıtılan gıda kolileriyle sınırlı kalmamalıdır.
Sosyal destek, insanın yaşamını sürdürebilmesini sağlayan bütüncül bir hizmet anlayışına dönüşmelidir.
Dar gelirli aileler için uygun fiyatlı belediye marketleri kurulabilir. Bu marketlerde temel gıda ve temizlik ürünleri piyasa koşullarına göre daha erişilebilir fiyatlarla sunulabilir.
Emekliler, öğrenciler ve dar gelirli vatandaşlar için uygun fiyatlı yemek hizmetleri geliştirilebilir.
Belediyeye ait sosyal tesislerde vatandaşın ekonomik durumuna göre erişebileceği fiyat politikaları uygulanabilir.
Özellikle büyükşehirlerde vatandaşın en önemli giderlerinden biri olan ulaşım konusunda öğrencilere, emeklilere ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara yönelik destekler artırılabilir.
Ancak burada önemli olan, sosyal yardımların siyasi bir lütuf gibi sunulmamasıdır.
Vatandaşın belediyeden aldığı destek, bir siyasi partinin bağışı değildir. Sosyal belediyecilik, vatandaşın onurunu koruyarak ihtiyaçlarını karşılamasına yardımcı olmayı gerektirir.
Yardım alan vatandaşın kimliği, siyasi görüşü, dünya görüşü veya belediye yönetimine yakınlığı hiçbir şekilde ölçüt olmamalıdır.
Belediye önce açın karnını doyurur, sonra yol yapar.
Sosyal belediyecilik, insanın ihtiyacına bakar; siyasi düşüncesine değil.
Değerli okuyucularım;
Ekonomik belediyecilik nasıl olur, Belediye bütçesinde vatandaşın hakkı olan konular hususunda, Şehri değil insanı merkez alan Belediyecilik anlayışı noktalarında da açık ve net çözüm önerilerimizi projelerimizi anlatmaya ve sizleri bilgilendirmeye devam edeceğim.
Sevgi ve Saygılarımla…
Günümüzün Hayrı ve Bereketi Üzerinize olsun…
ALLAH
(C.C) YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN
Yorumlar (0)
Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.




