Trabzonspor, Samsunspor'un iki oyuncusuna; takım kaptanlarından Rick van Drongelen ile Marius Mouandilmadji'ye talip olmuş.
Marius Mouandilmadji'nin durumu henüz netlik kazanmış değil ama Rick van Drongelen'in takımdan ayrılacağı kesin gibi.
Sosyal medya yıkılıyor.
Özellikle Drongelen'in Trabzonspor'a olası transferi üzerinden Başkan Yüksel Yıldırım ağır şekilde eleştiriliyor.
Yıldırım'ı eleştirmekle de kalmayanlar var.
"Samsun'un görsel ve yazılı basını neden bu konuya sessiz kalıyor?" diyerek Samsun spor medyasını da hedef tahtasına koyanlar olmuş.
Bu konudaki eleştirilere "Taraftar psikolojisidir." diyerek anlayış gösterebilirim. Ancak "Samsun basını neden sessiz?" şeklindeki eleştirilere cevap vermek amacıyla olmasa da, geçmişte yaşananları hatırlatmak bakımından birkaç kelam etmek gerekiyor galiba.
Beşeriz malum; insan evladıyız yani.
Rahmetli Adnan Menderes'in söylemesiyle hatırlanır ama "Hafıza-i beşer, nisyan ile maluldür." demişti Muallim Naci.
Balık hafızalı değiliz ama insanın yaşananları ortalama 27 günde unuttuğu söyleniyor.
Yaklaşık 10 yıl kadar önceydi.
Bir pazartesi günü Samsunspor'un kapısına kilit vurulacaktı.
O kara pazartesiyi beklerken, bir cumartesi günü Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası'nın salonundaki toplantıda kürsüye çıkan Tahsin Kosif, efsane başkan İsmail Uyanık ile Yüksel Yıldırım'ın el ele vererek Samsunspor'u bataktan kurtaracağını müjdelerken salon alkış sesleriyle çalkalanıyordu.
Herkes rahat bir nefes almıştı.
İsmail Uyanık ile Yüksel Yıldırım'ın Samsunspor'u kurtaracağını, aslında o toplantıdan günler önce bu fakir köşesinden duyurmuştu ama neyse.
Samsunspor borç batağında yüzerken, kapısına bakkalın, manavın, esnafın icra memurları gelirken de bu fakir, "Samsunspor Düşerken" başlığı altında günler süren dizi yazılar kaleme alıyordu.
Bugün sosyal medyada Drongelen'in satışı üzerinden eleştiriler yönelten klavye kahramanları, bilet ve kombine fiyatları üzerinden de Yüksel Yıldırım'ı suçlarken, geçmişin o karanlık günlerinde ortalıklarda görünmüyorlardı.
Sorarım size; o günlerde neredeydiniz, kardeşler?
Bugün de yoksunuz aslında.
En azından tribünlerde değilsiniz.
Birileri de yangına benzin bidonuyla koşuyor. Marifetmiş gibi, "Ben maçlara gitmiyorum." diyor. Yani, "Siz de gitmeyin." demek istiyor.
Ama unutuyor ki PSG'nin sahibi bir Arap yatırım fonudur ve PSG hep dolu tribünlere oynuyor.
Daha yeni sezon sonunda takımının yıldızı Mohamed Salah ile sözleşme yenilemeyen Liverpool'un sahibi de Amerikalı. Buna rağmen, Türkçesi "Asla yalnız yürümeyeceksin." anlamına gelen "You'll Never Walk Alone" marşı her maçta 50 bin kişi tarafından hep bir ağızdan söyleniyor.
33 bin 919 kişilik stadımız var ama Samsunspor maçlarını ortalama 7-8 bin seyirci önünde oynuyor.
Keşke o durum hiç yaşanmasaydı ama Samsunspor'un futbol takımı satıldı, kardeşler.
Samsunspor gönlümüzün sultanıdır ve hep öyle kalacaktır ama Samsunspor'un artık bir sahibi var.
Sanırım birileri bu gerçeği görmezden geliyor.
200 milyon dolardan söz ediliyor. Bunun TL karşılığı yaklaşık 9 milyar 400 milyon liradır.
"Kombine ve bilet fiyatlarını neden bu kadar pahalı?" diye eleştiriyoruz ya; Samsunspor'un bugün tek kuruş borcu yoksa, bunu Yüksel Yıldırım'ın cüzdanına borçluyuz maalesef.
Drongelen'i neden satıyor?
Çünkü parasını o verdi.
Drongelen'i ve diğer bütün oyuncuları keşke Samsunspor Kulübü satın alabilseydi. Keşke bunu Yüksel Yıldırım'a bırakmak zorunda kalmasaydık.
Benim de zoruma gidiyor ama gerçek bu:
Parayı veren düdüğü çalar, kardeş.
Yaklaşık 2 bin 300 yıl önce yaşamış Aristo'nun şu sözü de aklımıza gelsin:
"Gerçek acıdır, biber de acıdır. Öyleyse gerçek biberdir."
Şu gerçekle yüzleşelim artık:
Eğer Samsunspor konusunda ortada bir suç ya da kusur varsa, bunun en büyük sorumluluğu Samsunspor satılırken ortada görünmeyen Samsun halkınındır.