Kurultayda kaybettiği koltuğuna tartışmalı bir "butlan" kararıyla yeniden oturan Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel'in arkasındaki halk desteğini görünce "Pabuç pahalı" diye mi düşündü, bilmiyorum. Ama önceki gece katıldığı bir televizyon programında, Özel'in yeni parti kurma hazırlıklarıyla ilgili, "Niye partiden ayrılıyor? Gelsin mücadelesini parti içinde yapsın. Parti içinde paralel yapı olmaz." demiş.
Pek güzel.
Ve fakat...
Aynı Kılıçdaroğlu, "FETÖ'cüler destekliyor." diyerek Özel ve arkadaşlarını FETÖ'cü olmakla suçlamayı da ihmal etmiyor.
Kılıçdaroğlu ayrıca, "Ankara'da bir belediyeye operasyon yapıldı. Belediye Başkanı gözaltına alındı ama sizden bir açıklama gelmedi." şeklindeki soruya, bir süre durakladıktan sonra, "Kuşkularım vardı." diye cevap veriyordu.
Öyle anlaşılıyor ki Kemal Kılıçdaroğlu, bir taraftan partiden ayrılıp yeni bir parti kurmaları durumunda başında bulunduğu CHP'nin tabela partisine dönüşmesinden korktuğu için mi bilinmez, diğer taraftan partiden ayrılmasını istemediği Özgür Özel'in yanı sıra muhalefete mensup siyasetçilerin neredeyse tamamının "siyasi" olarak nitelendirdiği operasyonlardan medet uman bir tavır takınıyor.
Kılıçdaroğlu, butlan kararıyla o koltuğa otururken çok şaşırmıştım aslında. İtiraf etmeliyim ki bu tavrına şaşırmakla birlikte büyük bir hayal kırıklığı da yaşamıştım.
Ve fakat...
Artık şaşırmıyorum.
Niyet okumakla hüküm vermekten hep korkmuş olsam da Kılıçdaroğlu'nun butlanla o koltuğa yeniden oturma amacının, kendi ifadesiyle "arınma" amacı taşımadığına artık inanıyorum.
Kılıçdaroğlu'nun 2023 seçimlerindeki ağır yenilgi sonrasında "Değişmeyen tek şey değişimdir." diyerek kurultay ateşini yakan çıkışı nedeniyle Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel'e kırgın olmasını bir yere kadar anlayabiliyorum.
Kurultay yenilgisi nedeniyle hayal kırıklığı da yaşamış olabilir.
Beşeriz sonuçta; bir an için kişisel hırslarımıza yenik düşebiliriz.
Ve fakat...
Devleti yönetmeye talip olmuş bir siyasetçinin, sıradan insanlar gibi hırslarına yenilme lüksü olmamalı.
Devletimizi kuran CHP'nin kuruluşunda Atatürk'le birlikte yer almış iki kişiden biri olan İnönü, 1972'deki 5. Olağanüstü Kurultay'da Ecevit'e kaybettikten sonra şapkasını alıp köşesine çekilirken sergilediği olgunluğu, Kemal Kılıçdaroğlu'ndan da beklerdim açıkçası.
Başlangıçta böyleydi aslında.
Ancak ne zaman ki kendisinin 13 seçimde yenemediği AK Parti'ye yerel seçimlerde ilk kez yenilgi yaşattılar, işte o günden sonra Özel ve arkadaşları Kılıçdaroğlu'nun hedefi hâline geldiler.
Kılıçdaroğlu'nun Özel'e kırgınlığını anladığımı söylemiştim ya; il ve ilçe örgütleri neden hedef tahtasında, işte onu hiç anlayamıyorum.
Samsun İl Başkanı Mehmet Özdağ, mesela neden görevden uzaklaştırıldı?
Ki Mehmet Özdağ'ı il başkanı seçildiği kongrede oy kullanan delegelerin yanı sıra, Kılıçdaroğlu'nu 13 yıl boyunca genel başkan olarak seçen delegelere oy verenler de CHP'nin Samsun üyeleriydi.
Sahi, Samsun il örgütünün yanı sıra görevden alınan diğer örgütlerin suçu neydi?
Ardından, Kurtuluş Savaşı'mızın kahraman komutanlarından biri olan İnönü'ye "Senin için buraya kadar." demiş CHP'liler. Bugün de Kılıçdaroğlu'na "Buraya kadar." demişler.
Ayıp mı etmişler?
Asıl böyle düşünenler ayıp ediyorlar.
Bilmem anlatabildim mi?