Havza Kaymakamlığı tarafından 08.10.2025 tarafından Afad Kurbanı hakkında bir genelge yayınlandı. Bu genelgede Dinimizde böyle bir kurban kesiminin olmadığına ve resmi olarak gerekli prosedüre uyulmadığından bahsedilerek Afad Kurbanı programları iptal edilerek yasaklandı.
Bu konu basın yayın kuruluşlarında haber niteliğinde yayınlandı ayrıca sosyal medya alanlarında birçok yerde paylaşıldı.
Vatandaşlarımız arasında farklı yorumlar yapıldı aklı başında, İslami bilgisi ve prosedürü bilenler uygulamanın tam yerinde olduğunu ve Havza Kaymakamlığına desteklerini ve teşekkürlerini belirttiler.
Ancak öyle yorumlara şahit oldum ki dinle diyanetle alakası olmayan insanların sanki fırsat bulmuşçasına saldırdıklarını gördüm ki bunlar yorum yapanlar arasında azınlıkta kalıyorlar.
Kimileri örf tür adettir gelenektir yasaklanması doğru değil diye görüşlerini beyan ettiler. Kimileri insanlar özgürdür istedikleri gibi kurban keserler dediler.
Kimileri ki bunlar haddini hukukunu dini diyaneti bilmeyenler bu uygulamayı yasaklayanları dinsizlikle inançsızlıkla suçladılar.
Kimileri fakir fukara et yüzü görüyor bu sayede fikir beyan ettiler
İslamiyet’te ne için kurban kesilir:
1.ADAK KURBANI: Adak kurbanı, bir kişinin Allah’a bir dileği gerçekleşirse kurban keseceğine dair söz vermesiyle ortaya çıkan ibadettir. Yani kişi bir şartla kurban kesmeye niyet eder ve bu şart gerçekleştiğinde kurbanını kesmekle yükümlü hale gelir.
2.AKİKA KURBANI: Akika kurbanı, yeni doğan bir çocuk için Allah’a şükür amacıyla kesilen kurban türüdür. Bu ibadet hem çocuğun rızkının genişlemesi hem de onu çeşitli kötülüklerden korumak amacı taşır.
3.ŞİFA KURBANI: Şifa kurbanı, herhangi bir fiziksel ya da ruhsal hastalığın iyileşmesi, zor bir sürecin atlatılması ya da bir yakın için sağlık ve afiyet dileğinde bulunmak amacıyla kesilen, maneviyat yüklü bir ibadet türüdür.
4.ŞÜKÜR KURBANI: Herhangi bir vesileyle Allah’a şükretmek için kesilen kurbana şükür kurbanı denir.
Değerli okuyucularım; Kurban Bayramı’nda kesilen kurban kimlere farz kimlere değildir bunun hükümleri açık ve net olarak bellidir.
Şimdi Havza Kaymakamı Sayın Mustafa Ayvat’ın Diyanet’ten bu konuda görüş almadan böyle bir kararı alması asla ve asla mümkün değildir.
Şimdi benimde bizzat şahit olduğun Afad Kurbanı programları öyle bir hal aldı ki dinle diyanetle Müslümanlıkla alakası olmaktan çıktı.
Bir bakıyorsunuz muhtarların gövde gösterisi haline gelmiş. Diğer yandan köyde muhtarların muhalefeti olan insanlardan ne yardım alınmış ne de davet edilmişler.
Kesilen Afad kurbanının eti gelenlere katılanlara ancak yetiyor. Birde gelenlere poşetler halinde kurban eti veriliyor ailesi ile afiyetle yesinler diye.
Öyle bir iddiaya giriyorlar ki; yok benim programıma şunlar bunlar geldi şu kadar kalabalık oldu, makam sahibi geldi filan beyefendi geldi gibi övünmeler.
Resmen bu işi şova dönüştürdüler.
Değerli okuyucularım yer ve gök dua ile ayakta durur. Hani o gelenektir örftür adettir diyenler var ya yapılanların bidat olduğunun farkında bile değiller.
107 yaşında vefat eden rahmetli dedem anlatırdı;
Havza’da büyük bir kuraklık yaşanıyor insanlar mahlûkat tarlalar susuz. Dönemin İmamı/Hocası Havzalılara seslenir cuma günü sabah herkes yeni doğmuş bebeğini yeni doğmuş canlı hayvanlarını alarak Kılavuz tepesine gelsin der.
Cuma sabahı Kılavuz’da toplanılır bebelerin ağlamaları canlı mahlukatların sesleri birbirine karışır.
Hoca efendi Havzalıların önünde ellerini semaya açar ve “Yarabbi bu kadar insan mahlukat bebeler senin huzuruna geldik senden yağmur istiyoruz, biz senden istiyoruz, yarabbi şanına yakışıyorsa yağmuru verme, birde yağmuru senden almadan buradan aşağıya inmeyeceğiz” diye dua eder.
Rahmetli dedem oğlum hoca efendi bunu der demez masmavi gökyüzü birden karardı biz Havza’ya inene kadar dizlerimize kadar çamura gömüldük derdi.
Afad kurbanının resmi boyutta olmaması ise tamamen ayrı bir konudur zira ortada usulsüz toplanan ve harcanan paralar mevcuttur.
Benim yıllarca dernek organizasyonlarında ve festival organizasyonlarında öncelikle Kaymakamlık makamına organizasyonla ilgili yazı yazılır. Olur, alındıktan sonra 3 kişilik yardım toplama komitesi oluşturulur.
Yardım toplamanın hangi tarihler arasında olacağı bildirilir. Gelir gider makbuzları, gelir gider işletme defteri Noterden onaylatılır, bankaya para çekmeye yatırmaya yetkili iki imza ismi bildirilir.
Dolayısıyla kim ne kadar yardım yapmış ne kadar para toplanmış nerelere harcanmış kuruşuna kadar kayıt altına girer ve verilen sürenin sonunda tüm belgeler Kaymakamlık makamına verilir.
Muhtarların yaptığı gibi başı çuvala veya güvene dayalı iş yapılamaz.
İslami açıdan ve yasal açılan neler olması gerektiğini bilmeyenler öyle ileri geri kafalarına göre atmasyon konuşup dururlar. Aslında bu tip insanların niyetleri farklıdır ama belli etmezler.
Eğer örf adet gelenek arıyorsanız bakın ne hatırlatacağım sizlere değerli okuyucularım.
Eskiden cenaze evinde tencere kaynamaz ocak yakılmazdı. 3/5 gün boyunca konu komşular cenaze evine yemek taşırlardı. Şimdilerde ise ailenin cenazesi olduğu andan itibaren yarına kaç pide yaptıralım mezarlığa ne kadar pide götürelim konuşmaları ve hazırlıkları gerçekleşir siparişler verilir.
Bakın ne kadar güzel bir geleneğimizi kaybetmişiz farkında mısınız?
Rabbim bizleri bidatlerden korusun.
Allah (C.C) yar ve yardımcımız olsun.
Saygılarımla.