Elbette. Konuyu komplo iddiaları ile doğrulanmış tarihsel gerçekleri birbirinden ayırarak,
Türkiye'nin jeopolitik çıkarları, ABD'nin Büyük
Ortadoğu/Genişletilmiş Ortadoğu politikaları,
Irak-Suriye-Libya süreçleri, Kürt meselesi, İsrail
ve günümüzde Türkiye'nin izlediği bölgesel politika üzerinden ele almamız lazım ki değerlendirmeleri ona göre yapalım.
TÜRKİYE BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ'NİN
KARŞISINDA MI?
Ortadoğu'da Asıl Mücadele Haritalar Üzerinden Değil, Güç Üzerinden Yürütülüyor
Ortadoğu'ya baktığımızda gördüğümüz manzara yalnızca savaşlardan, darbelerden, terör örgütlerinden, enerji kaynaklarından ve mezhep
çatışmalarından ibaret değildir. Bütün bunların
arkasında çok daha büyük bir güç mücadelesi vardır.
Bu mücadelede Türkiye'nin konumu ise her
zamankinden daha kritik hale gelmiştir.
Çünkü Türkiye yalnızca Ortadoğu ülkelerinden biri değildir.
Türkiye; Balkanlar, Kaaslar, Karadeniz,
Akdeniz ve Ortadoğu'nun kesişme noktasında bulunan, NATO üyesi, güçlü ordusu,
büyük ekonomisi, tarihsel ve kültürel bağları bulunan bölgesel bir güçtür.
Dolayısıyla Ortadoğu'nun yeniden şekillendirilmesi üzerine geliştirilen her proje, doğrudan
veya dolaylı olarak Türkiye'yi de ilgilendirmektedir.
Burada en fazla tartışılan başlıklardan
biri ise Büyük Ortadoğu Projesi, yani
BOP'tur.
Peki Türkiye gerçekten BOP'un karşısında mıdır?
Yoksa Türkiye yıllar boyunca bu projenin bazı
unsurlarıyla birlikte hareket etmiş, bazı unsurlarına ise karşı çıkmış mıdır?Asıl soru belki de
budur.
Çünkü Türkiye'nin Ortadoğu politikasını
"BOP'un içinde" veya "BOP'un tamamen karşısında" şeklinde iki kelimelik bir denklemle
açıklamak, bölgedeki gerçekleri anlamamıza
yetmez. Türkiye’nin hikâyesi çok daha karmaşıktır.
BOP NEDİR?
Büyük Ortadoğu Projesi ifadesi özellikle
2000'li yılların başından itibaren Türk siyasetinin en fazla tartışılan kavramlarından
biri haline geldi.
ABD'nin 11 Eylül saldırıları sonrasında Ortadoğu'ya yönelik politikası önemli ölçüde değişti.
George W. Bush yönetimi, terörle mücadele, demokratikleşme, ekonomik reformlar ve bölgesel
dönüşüm başlıklarını öne çıkardı.
2004 yılında G8 çerçevesinde ortaya konulan Greater Middle East yaklaşımı da bu tartışmaların önemli parçalarından biri oldu. Ancak
burada önemli bir ayrım yapmak gerekir:
Türkiye'de kamuoyunda "Büyük Ortadoğu Projesi" olarak konuşulan şey ile
ABD'nin çeşitli dönemlerde ortaya koyduğu
resmi bölgesel girişimler aynı şey değildir.
Dolayısıyla "ABD'nin gizli bir BOP haritası vardır ve bu haritada Türkiye kesin olarak parçalanacaktır" şeklindeki iddiaları,
doğrulanmış resmi belgelerden bağımsız şekilde kesin gerçek olarak sunmak doğru değildir.
Fakat bundan, ABD'nin Ortadoğu'da kendi çıkarları doğrultusunda bölgesel dönüşümler istemediği sonucu da çıkmaz.
Tam tersine.
ABD'nin Irak işgali, Afganistan savaşı, Suriye
politikası, enerji güvenliği, İsrail'in güvenliği,
İran'ı çevreleme politikası ve bölgesel ortaklıkları, Washington'un Ortadoğu'da aktif bir jeopolitik strateji izlediğini açıkça göstermektedir.
Dolayısıyla tartışılması gereken konu
"BOP diye tek parça bir gizli harita var mı?"
sorusundan çok daha büyüktür.
Asıl mesele şudur:
Ortadoğu'yu kim şekillendirecek?
Ve daha önemlisi:
Türkiye bu şekillendirme sürecinde aktör
mü olacak, yoksa başkalarının çizdiği sınırlar içerisinde hareket eden bir ülke mi?
TÜRKİYE'NİN BOP İLE İLİŞKİSİ NEDEN
TARTIŞMALI HALE GELDİ?
2000'li yılların ortasında dönemin Başbakanı
Recep Tayyip Erdoğan'ın "Büyük Ortadoğu ve
Kuzey Afrika Projesi" bağlamında Türkiye'nin rolüne ilişkin açıklamaları, yıllarca sürecek siyasi
tartışmaların temelini oluşturdu.
Erdoğan 2009 yılında yaptığı açıklamada
BOP'un artık "doğmadan ölen bir proje" durumuna geldiğini ve Türkiye'yi bağlayan hukuki bir imza bulunmadığını söyledi.
Fakat Türkiye'deki muhalefet, iktidarın o dönemdeki söylemlerini BOP'la ilişkilendirmeye
devam etti. TBMM tutanaklarında da BOP tartışmasının yıllar boyunca Türk siyasetinde nasıl
yoğun biçimde kullanıldığı görülmektedir.
Buradan çıkarılması gereken önemli sonuç
şudur:
Türkiye'nin BOP'la ilişkisi konusunda siyasi söylem ile hukuki gerçekliği birbirine
karıştırmamak gerekir.
Türkiye'nin ABD tarafından hazırlanmış bir
"BOP sözleşmesinin ortağı" olduğunu gösteren
açık ve bağlayıcı bir belge ortaya konulmadan
böyle bir hüküm vermek doğru değildir.
Türkiye'nin politikası zaman zaman ortaklık, zaman zaman rekabet, zaman zaman
da açık çatışma şeklinde gelişmiştir.
Değerli okuyucularım
BOP ile ilgili yazı serim devam edecektir.
Bundan sonraki yazılarımda Kırılma Noktası,
En kritik noktalar, Türkiye’nin asıl çekincesi,
BOP’un en büyük sorunu, Türkiye’nin önündeki büyük tehlike, Türkiye’nin Kırmızı çizgisi, Türkiye’nin tarihi dersi, Türkiye’nin
yeni dış politikası ve bölgedeki çok yönlü
dengelerle ilgi fazla uzun olmayan ama tüm
verileri ve bilgileri de içerisinde bulunduran seri
ile devam edeceğim.
Sevgi ve Saygılarımla…
Günümüzün Hayrı ve Berekerti üzerinize
olsun.
ALLAH (C.C) YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN
Paylaş