Paylaş

Stratejik Özerklik mi? (3)

Ekleme: 17.08.2026 10:00

EN BÜYÜK RİSK: TÜRKİYE'NİN BAŞKALARININ SAVAŞINA SÜRÜKLENMESİ Türkiye'nin dış politika tarihinde en acı derslerden biri şudur: Bir ülke coğrafi konumu nedeniyle birçok krizin tam ortasında bulunabilir. Türkiye'nin çevresine baktığımızda bunu görmek mümkündür. Karadeniz… Kafkasya… Balkanlar… Suriye… Irak… Doğu Akdeniz… Kızıldeniz…Körfez…Güney Asya… Türkiye'nin güvenlik kuşağı zaten yeterince geniş. Mekke Anlaşması bu kuşağı daha da genişletebilir. Suudi Arabistan ile İran arasında bir kriz çıktığ...

EN BÜYÜK RİSK: TÜRKİYE'NİN BAŞKALARININ SAVAŞINA SÜRÜKLENMESİ

      Türkiye'nin dış politika tarihinde en acı derslerden biri şudur:

      Bir ülke coğrafi konumu nedeniyle birçok krizin tam ortasında bulunabilir.

      Türkiye'nin çevresine baktığımızda bunu görmek mümkündür.

      Karadeniz… Kafkasya… Balkanlar… Suriye… Irak… Doğu Akdeniz… Kızıldeniz…Körfez…Güney Asya…

      Türkiye'nin güvenlik kuşağı zaten yeterince geniş.

      Mekke Anlaşması bu kuşağı daha da genişletebilir.

      Suudi Arabistan ile İran arasında bir kriz çıktığında ne olacak?

      Pakistan ile Hindistan arasında büyük bir savaş başladığında Türkiye'nin pozisyonu ne olacak?

      Körfez'de bir saldırı gerçekleştiğinde Türkiye ne ölçüde müdahil olacak?

      Anlaşmanın hangi maddesi hangi durumda Türkiye'yi bağlayacak?

      Türkiye asker göndermek zorunda kalacak mı?

      Yoksa diplomatik destek ve lojistik yardımla mı yetinecek?

      Bunlar kamuoyunun açık şekilde bilmesi gereken sorulardır.

Çünkü savunma ittifakı ile savaşa ortak olmak arasında çok ince bir çizgi vardır.

İRAN FAKTÖRÜ: ANLAŞMANIN EN HASSAS NOKTASI

Mekke Anlaşması'nın Türkiye açısından en hassas boyutlarından biri İran'dır.

Çünkü Suudi Arabistan ile İran'ın tarihsel rekabeti bilinmektedir.

Türkiye ise İran'la hem rekabet hem iş birliği ilişkisini aynı anda sürdüren bir ülkedir.

Ankara'nın İran'la:

Enerji ilişkileri,

Ticaret ilişkileri,

Sınır güvenliği,

Terörle mücadele,

Suriye dosyası

Gibi çok sayıda ortak çıkar alanı bulunuyor.

       Dolayısıyla Türkiye'nin Suudi Arabistan-Pakistan eksenindeki güvenlik mekanizmasına dahil olması, İran tarafından nasıl okunacak?

       İran bunu kuşatma girişimi olarak görürse Türkiye-İran ilişkileri bundan nasıl etkilenir? Türkiye'nin burada son derece hassas bir diplomasi yürütmesi gerekir.

Mekke Anlaşması İran karşıtı bir ittifaka dönüşmemelidir.

      Çünkü Türkiye'nin çıkarı yeni bir mezhep savaşının parçası olmak değil, bölgesel güç dengelerinde kendi ağırlığını artırmaktır.

      İSRAİL VE ABD BOYUTU DA UNUTULMAMALI

      Anlaşmanın bir başka önemli boyutu İsrail ve ABD'dir.

      Türkiye'nin NATO üyesi olması, Suudi Arabistan'ın ABD ile stratejik ilişkileri ve Pakistan'ın hem Batı hem Çin'le ilişkileri düşünüldüğünde ortaya son derece karmaşık bir denklem çıkmaktadır.

      Mekke Anlaşması'nın hedefinin belirli bir ülke olmadığı yönündeki açıklamalar bu açıdan önemlidir.

      Çünkü Türkiye açısından anlaşmanın;

      “İsrail'e karşı askeri ittifak

      Veya “ABD'ye karşı yeni blok”

Şeklinde tanımlanması Türkiye'nin hareket alanını daraltır.

Türkiye'nin ihtiyacı bloklaşmak değil, denge kurmaktır.

            Ankara'nın başarısı, Washington'la ilişkilerini korurken Riyad'la, İslamabad'la, Pekin'le, Moskova'yla ve diğer bölgesel aktörlerle de ilişkilerini sürdürebilmesine bağlıdır.

            NATO'YA ALTERNATİF Mİ?

Hayır. En azından bugünkü haliyle değil.

Bu anlaşmanın NATO'nun yerine geçeceğini düşünmek gerçekçi değildir.

  Türkiye'nin NATO üyeliği Türkiye'nin askeri planlamasının, savunma altyapısının ve dış politika gerçekliğinin önemli bir parçasıdır.

  Mekke Anlaşması'nın asıl anlamı başka yerde aranmalıdır:

Türkiye'nin NATO üyeliğini koruyarak NATO dışındaki stratejik ortaklıklarını artırması.

Bu, Türkiye'ye çok daha geniş bir diplomatik manevra alanı sağlayabilir.

Türkiye'nin “ya Batı ya Doğu” ikilemine sıkıştırılması yerine;

“Türkiye hem Batı ile hem Doğu ile kendi çıkarları doğrultusunda ilişki kurabilen bağımsız bir güçtür. Anlayışı daha doğru olur.

  Mekke Anlaşması Türkiye için yeni bir güvenlik şemsiyesi değil, Türkiye'nin kendi güvenlik mimarisini kurma yolunda kullanabileceği bir araç olmalıdır.

Ankara'nın yapması gereken ise açıktır: Ne yalnız Batı'ya yaslanmak, ne yalnız Doğu'ya dönmek…Türkiye'nin kendi eksenini oluşturmak.

Mekke Anlaşması başarılı olacaksa, Türkiye'nin bu anlaşmadaki rolü de tam olarak burada yatmaktadır.

Türkiye başkasının oyununda figüran değil, kendi oyununu kuran başrol oyuncusu olmak zorundadır.

    Sevgi ve Saygılarımla…

    Günümüzün Hayrı ve Bereketi Üzerinize olsun…

    ALLAH (C.C) YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN..

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.