21. yüzyılda var olan eşitsizlikler arasında çocukların maruz kaldıkları eşitsizlikler en katlanılmaz ve en acımasız olanıdır. Çocuk sömürüsü eğitimden, sağlıktan ve beslenmeden mahrum olmanın yanında emek sömürüsü açısından da önemlidir.
Çocuk emeği ancak ekonomi politik bir yaklaşımla, uluslararası iş bölümü içinde anlaşılabilir. Çocuğun oyun ve kişisel gelişim hakkı yalnız uluslararası örgütlerin değil toplumun ve devletin de sorumluluğundadır.
Birçok araştırma, makale ve raporda geçen yüzyılın son çeyreğinde çevre ülkelerde artan çocuk emeğinin temel nedenleri olarak yoksulluk, gelir dağılımında eşitsizlik, bölgelerarası eşitsizlik, iç göç ve çarpık kentleşme gösterilmektedir. En önemli neden ise aile gelirindeki hızlı düşüşler karşısında tüm aile üyelerinin çalışmak zorunda kalmalarıdır.
Çocuk emeği üzerine olan araştırmalarda çocuk işçiliğinin tanımı yapılmakta, çocukların çalıştıkları sektörler saptanmakta ve çalışma biçimleri belirlenmektedir. Çocuk emeğinin kaldırılması için uluslararası hukukun işletilmesinin gerekliliğinin altı çizilmektedir.
Çocuk emeğinin ortadan kaldırılmasına yönelik uluslararası arenaya bakıldığında Çocuk Hakları Deklarasyonu (1924), Çocuk Hakları Bildirgesi (1959), Çocuk Hakları Sözleşmesi (1989), Avrupa Sosyal Şartı (1965) ve ILO kararları önemli metinlerdir.
Çocuk emeğinin önlenmesine dönük uygulamalarda önemli bir parçayı da sivil toplum kuruluşları oluşturmaktadır. Merkezi Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de bulunan Çocuk Emeğine Karşı Küresel Yürüyüş adlı kuruluşla merkezi ABD’nin başkenti Washington’da bulunan Uluslararası Çocuk Emeği ve Eğitimi Merkezi ortaklaşa çocuk emeği olmayan bir dünya mümkün sloganıyla başlatılan bir kampanyayı yürütmektedir.
Çocuk emeğinin önlenmesine yönelik araçların başlıcaları; küresel emek standartları, sosyal etiketleme ve sosyal sorumluluk standardı (SA 8000)’dır. Çokuluslu şirketlere sosyal sorumluluk kazandırılması amaçlanan bu girişimlerde hedeflenen emeğe ilişkin asgari bir küresel düzenleme yapılmasıdır.
Bu asgari küresel düzenlemeyi amaçlayan küresel emek standartları sosyal şart olarak da adlandırılır. Emek standartlarının saptanmasında ILO’nun çekirdek sözleşme olarak kabul ettiği sözleşmelerin içerdiği standartlar esas alınmaktadır.
Buna göre çocuk çalıştırmayı yasaklayan kurallara uyulması sermeyenin uluslararası dolaşımını düzenleyen sözleşmelerin sözleşme tarafları arasında göz önüne alınacak hususlar arasındadır.
Yoksulluk, eşitsizlik ve iç göç, çocuk emeğinin kullanımının nedenleri değildir bilakis görüngüsüdür. Dünya üzerinde kapitalizmin eşitsiz gelişme yasası doğrultusunda zenginliğin merkezde birikmesi ve bu zenginliğe koşut teknolojik gelişmişlik düzeyi emek verimliliğinin dünyanın diğer bölgeleri ile kıyaslanamayacak kadar artması kapitalizmin altın çağı denilen dönemdeki sosyal refah devleti uygulamaları ve bu ülkelerde yaklaşık iki yüzyıl işçi sınıfı mücadelesi, merkez ülkelerinin çocuk emeğini sınırlayıcı ve koruyucu düzenlemelere sahip olmasını sağlamıştır.
Kapitalizmin küresel emek piyasasına yaklaşımının değişmesi ve neoliberal ekonomi politikaları çocuk işçiliğini çelişik süreçler içerisinde gündeme getirmiştir.
Çocukların gelişme hakkını savunmak toplumsal olanı savunmaktır. Piyasalara karşı toplumu, sermayeye karşı emeği savunmaktır. Çocukların oyun oynama ve kişisel gelişim hakkını savunmak onların haklarını savunmaya çalışmaktadır.