Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde "e-İnsan Programı"nda açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamaları şöyle:
Fiziki alt yapı ve hizmet unsurları yetişmiş insan kaynağıdır. Bu ikisi bir araya gelmeden kalkınma gerçekleşmez. Türkiye'nin kalkınmasını sadece yollarda, köprülerde, binalarda, barajlarda aramak eksik bir yaklaşımdır. Asıl büyük kalkınma atılımını, eğitimiyle, sağlığıyla insan kaynağımızı geliştirmekte gösterdik. Vesayet dediğimiz anlayış sadece yönetim mekanizmalarından değil, insanımızı temel hak ve özgürlüklerden de mahrum etmenin adıdır.
Geçtiğimiz 20 yılda ülkemize kazandırdığımız ve asırlık kayıplarımızı telafi ettiğine inandığımız her bir eser ve hizmet işte bu eksikleri giderme amacı taşıyor. Hamdolsun bugün 81 vilayetimizdeki 85 milyon vatandaşımızın her biri eğitim öğretimden sağlığa, ulaşımdan spora tüm alanlarda belirli bir standardın üzerinde hayat kalitesine sahiptir.
Çocuğunu okutmak isteyen için anasınıfından üniversiteye kadar tüm eğitim öğretim kanalları ücretsiz olarak sonuna kadar açıktır. Sağlık hizmetlerini ilk nefesten son nefese kadar hayatın her alanını kapsayacak şekilde gelişmiş ülkelerin dahi çok üzerinde standartlarda veriyoruz.
YARALILARIMIZA ANINDA MÜDAHALE EDİP TEDAVİ ALTINA ALDIK
İşte en son malum Bartın'daki Amasra olayında 41 şehidimiz var. Şehitlerimizin dışında oradaki yaralılarımıza anında müdahale edip İstanbul'da tedavi altına aldık.
Belediye başkanlığım döneminde İstanbul'da isim vermeyeceğim, yanık için bir hastane veya hastanede böyle bir bölüm yoktu. Bir tane söylediler, orayı gezdim. Gezdiğimde maalesef paslı küvetler vardı. Ama biz şimdi bunları aştık. Şu anda şehir hastanelerimizde böyle bir sıkıntı yok.
İstanbul'daki Çam Sakura Hastanemizde tedavi gören, yanık durumları ağır olan bu hastalarımız şu anda Türkiye'de adeta bir numara konumunda olan profesörlerimiz tarafından tedavileri yapılıyor. Estetikte şu anda yine aramızda olan değerli hocalarımız, Türkiye'de çok çok ciddi operasyonlar gerçekleştiriyorlar. Nereden nereye geldiğimizi söyleme bakımından bunlar çok önemli.
BATI'DA NE VARSA DOĞU'DA DA OLACAK DEMİŞTİK, BAŞARDIK
Terörle mücadeleden sınır emniyetine ve asayişe kadar tüm alanlarda huzuru tesis ederek insanların gece gündüz güven içinde hayatlarını sürdürebilmelerini sağladık. Hatırlayın Güneydoğu'da belli saatten sonra dışarı çıkmak mümkün değildi. Ama şimdi gece saat 12-01'e kadar vatandaşlarımız dışarıda, bütün kafeteryalarda, restoranlarda gezebiliyorlar. Bu durumu gördük. Bunlar durup dururken olmadı. Büyük bir azmin kararlılığı neticesinde bunu gerçekleştirdik.
Ülkenin dört bir yanında eğer bu huzur varsa, bu konfor varsa, güvenli ulaşımı temin eden uçak seferleri başladıysa ki göreve geldiğimizde Türkiye'de 26 havalimanımız vardı ama şimdi 58 havalimanına ulaştık. Türkiye'nin dört bir yanına havalimanından indikten sonra yarım saat, bilemediniz 45 dakikada evinize ulaşabiliyorsunuz.
Göreve gelirken şunu söylemiştim. Batıda ne varsa doğuda da güneydoğuda da o olacak demiştik ve bunu başlardık.
TÜRKİYE'DE ARTIK GELİŞMİŞ ÜLKELER PROGRAMI İÇERİSİNDE
Türkiye, artık geri kalmış ülkeler silsilesi içerisinde değil, az gelişmiş de değil. Türkiye de artık gelişmiş ülkeler programı arasında yerini aldı. Türkiye, dijitalleşme sürecinde 900'den fazla kurumunun 6 bin 800'den fazla hizmetiyle 61 milyon kullanıcı sayısına ulaşan e-Devlet Kapısı uygulamasıyla dünyada ilk sıralara yerleşmiştir.
Her alanda cumhuriyet tarihinde yapılanların tamamını 5'e, 10'a katlayan benzer atılımları saymak mümkündür. Gelişen, büyüyen, modernleşen Türkiye'de, diğer alanlarda gibi özel sektörü ve kamu kesimiyle çalışma hayatı da büyük değişime uğramıştır. Kamu personel rejiminin hükümetlerimiz döneminde değiştirmekte en çok zorlandığımız, halen de istediğimiz seviyeye getiremediğimiz alan olduğunu itiraf etmek isterim.
Ülkemizde kamu, diğer hususlarda olduğu gibi insan kaynakları yönetiminde de lokomotiftir, modeldir, belirleyici role sahiptir. Bu anlayışla yeni yönetim sistemimizi tasarlarken doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı bir insan kaynakları ofisi kuralım dedik ve kurduk. Amacımız bu yapının öncülüğünde hem kamunun hem de genel olarak ülkenin insan kaynağı projeksiyonunu ve yönlendirmesini yapmaktır. Birleşmiş Milletler kalkınma hedefleriyle de uyumlu şekilde yürüttüğümüz çalışmalarımızda fırsat eşitliği, şeffaflık, hesap verebilirlik, yenilikçilik ve liyakat gibi değerleri esas alan bir insan kaynağı kültürü oluşturmanın peşindeyiz. Şu anda bunu kovalıyoruz. İnsan Kaynakları Ofisi'miz tarafından bu amaçla geliştirilerek uygulamaya konulan sistemlerin tamamı da yerli ve milli olarak hazırlanmıştır. Atılan her adımda gençlerimizin ve çalışanlarımızın umutlarını güçlendirecek, özgüvenlerini yükseltecek, becerilerini ve yetkinliklerini artıracak, devletimizi ve özel sektörümüzü başarıdan başarıya taşıyacak bir yetenek yönetim modelinin inşasını hedefliyoruz.
Özellikle işte hemen yanı başımızdaki Millet Kütüphanesi, şu anda dünyada müstesna olan kütüphanelerden bir tanesidir. 24 saat 7'den 70'e tüm insanımıza hizmet veren bu kütüphanemizde her türlü imkanları hazırladık. Çayıyla, kekiyle vs. oraya gelip dersini çalışanlar, kitap okuyanlar vs. bunları yapıp, dünyadan gelen liderlere de burayı gezdirdiğimizde, acaba bu projeyi bize de verir misiniz dediklerinde, seve seve diyerek projeleri verebileceğimizi de söylüyoruz. Çünkü ilmi ve bu tür projeleri biz kendimize has değil, tüm insanlığa has olarak düşünüyoruz, insanlığın emrindedir diyoruz.
ÜNİVERSİTE SAYISI 76'DAN 208'E ÇIKTI
Ülkemizdeki üniversite sayısını 81 ilimizin tamamına yayarak artırırken bize yöneltilen kimi eleştiriler vardı. Ne gerek var, 76 tane yetmiyor mu? 81 ile niye? Üniversite sayımız 76'dan 208 çıktı. Şimdi kimsenin söyleyecek sözü kalmadı. Iğdır'dan oradaki bir gencimiz üniversiteye gidecekse ta İstanbul'a, Ankara'ya niye gelsin? Biz de dedik ki hocalarımızı biz Iğdır'a, Muş'a Ağrı'ya gönderelim dedik. Oradaki üniversitelerimizi yaptık. Şimdi hocalarımız o üniversitelere gidip orada ders veriyor ve gencimiz Ankara, İzmir, İstanbul'a gelme meşakkatini çekmiyor. Yani biz ilmi tahsil etmek için artık hocalarımızı seferber ettik, sağ olsun hocalarımız oralarda bu dersi vermek suretiyle, gençliğimiz çok daha özgüvenle yetişme sürecine başladı.
Anaokulundan ilk, orta öğretime kadar hepsini güçlendirdik. İlmin adeta ulaşamadığı yer bırakmadık. Bazı üniversitelerimizde bazı kontenjanlar boş kalıyordu, yapılan düzenlemeyle böyle bir sorun kalmadı. Yüksek öğretime ulaşılabilirlikteki sorunu çözdük. Üniversitelerimizi belirli zümrelerin eriştiği bir alan olmaktan çıkardık. Şimdi tüm dikkatimizi, eğitimin kalitesini yükseltilmesine, mezun gençlerimizin istihdam alanlarının çoğaltılmasına veriyoruz.
Bir diğer sorunu ulusal staj programı ile aştık. Böylece herhangi bir aracıya mahal bırakmadan, stajyer insan kaynağı talebini aldık. Son 2 yılda 160 bini aşkın gencimiz ücreti ve sigortası devlet tarafından karşılanan, kamu kurumlarında staj yapma imkanı bulmuştur. Bugüne kadar 400 bini aşkın gencimizi 5 bin iş verenle bir araya getiren bölgesel kariyer fuarları düzenledik. Artık yurt dışında eğitim gören vatandaşlarını kendine çeken bir ülke olduk. Binlerce Türk vatandaşı istihdam etmek için çağrı açan şirketler mevcut.
İnsan kaynakları alanında yaptığımız düzenlemeler, liyakat, eşitlik, her gencimizin önündekiler kapıyı açıyor.
Ulusal staj başvurularının 2023 yılı başvurularını bugün itibarıyla açıyoruz. Ayrıca yaz stajları ücretinin yüzde 30'a yakın olan tutarını 2023'te asgari ücret seviyesine yükseltiyoruz. Staj sonrası öğrencilerin yarı zamanlı çalışmaya temin için geliştirilen yetenek yönetim modelini de yaygınlaştırıyoruz. Haber Global