Merhabalar,
1968 yılında ülkemizde öğrenci gençlik hareketleri başlamış, yollarda yürüyüşler mitingler eylemler gerçekleşiyordu. Dönemin Başbakanı eski Cumhurbaşkanımız rahmetli Süleyman Demiral Adalet Partisi il kongresinde bu durumdan şikâyetçi olan delegelere hitaben “Bırakın yürüsünler yollar yürüye yürüye aşınmaz” demiştir.
Anayasa ne diyor herkes gösteri ve yürüyüş hakkına sahiptir diyor.
Protesto, miting, gösteri, yürüyüş. Bunlar demokrasinin olmazsa olmazlarıdır. Yeter ki işin içine şiddet silah vurdu kırdı karışmasın.
Ancak ülkemizde masumane gösterilen bu yürüyüşler toplumumuzda derin ayrılıklara tezatlara yol açtı. Öyle ki insanlarımız sağcı-solcu, faşist komünist diye gruplara ayrıldı. Ve 12 Eylül 1980’e kadar Anadolu’nun en ücra yerlerinde silahlar konuştu, kardeş kardeşin katili oldu. Fabrikalar yakıldı yıkıldı insanlar sokağa çıkamaz hale geldi.
Hiç şüphe yok ki bu gelişmeler sadece ve sadece basiretsizlikten ve birtakım güçlerin ülkemiz üzerinde oynadığı oyunların neticesinde gelişmiştir.
En son kısa süren İsrail-İran savaşının başlangıcında Netanyahu İranlılara seslenerek rejime başkaldırmalarını baskıcı İran rejimine karsı isyan çıkarmalarını istemişti ama bu çağrı İran’da yemedi gerçekleşmedi. Yani açıkçası siz içeride isyanı başlatın biz gelir size özgürlük demokrasi veririz demek istediler. Bunun örneklerini Irak’ta Suriye’de Afganistan’da Libya’da vb. çok gördük.
Aynı senaryo ülkemizde de zaman zaman uygulanmaya çalışıldı. En son gezi olaylarını hatırlayın fitilin masumane bir şekilde nasıl ateşlendiğini, akabinde vatandaşlarımızın mallarına, kamu mallarına nasıl zararlar verildiğini ve bu olayları ateşleyenlerin devletten hangi konularda talepte bulunduklarını bir hatırlayın.
Az biraz daha geriye gidelim Güney Doğu’da sözde özgürlük hareketi eylemleri altında başlayan gösterilerde silahlar konuştu bombalar patladı canlar şehit oldu.
Sokak davetleri tehlikelidir, sokaklarda eylem yapmak sıkıntılıdır. Yapılan gösterilere saf masum ve iyi niyetli katılan insanların arasına provokatörler çok rahatlıkla karışmaktadırlar. Ve özellikle bu tip sokak eylemlerine katılanlar arasında ne kadar illegal örgüt sempatizanı üyesi varsa çok rahatlıkla katılıp orada bulunanları galeyana getirip isyan provası yapma gayreti içerisine girmektedirler.
Günümüzdeki eylemlere katılanların isteklerine şöyle kısaca bir bakalım,
- Sokaklarında korkmadan güvenle yürüyeceğim sokakta kesilmeyeceğim bir ülke istiyoruz.
- Hayalim daha mutlu bir gelecek, insanların özgür olabildiği, insanların konuşabildiği bir gelecek, kadınların çocukların hayvanların mutlu olabileceği bir gelecek.
- Daha özgür daha adil daha demokratik bir Türkiye istiyoruz.
- Yurt dışına çıkmak zorunda kalmayacağımız bir ülke istiyoruz.
- Biz öğrenciyiz geleceğimizi istiyoruz.
- Her şeyin aynı olmasından çok sıkıldık artık bir şeylerin değişmesini istiyoruz.
- Kendimizi özgürce ifade edebileceğimiz bir ülke istiyoruz.
- Haklarımızı çalanlara karşı olmak için buradayız.
- Gençliğimi yaşayabileceğim özgür ve huzurlu bir ülke istiyorum.
Yukarıdaki istek ve talepleri haklı bulabilirsiniz, anlayamadıklarımızda olabilir. Fakat bazı söylemler var ki, tehlike sınırlarının içerisinde her an patlamaya hazır pimi çekilmiş el bombası gibi.
Hükümeti eleştirebilirsiniz gayet doğaldır ancak eleştirilerinizin karşısına da çözüm odaklı fikirlerinizi de koyup paylaşabilmelisiniz.
Kesinlikle ve kesinlikle kurulan tuzaklara düşmeyelim, birlik ve beraberliğimizi asla bozmayalım. Bu ülke bizim, bizim için dünyada yaşanacak başka bir ülke yok.
Sevgi ve saygılarımla.
ALLAH(C.C) YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN