TÜİK, işsizlik verisini yüzde 11 olarak açıkladı.
Bu şu demek:
TÜİK verilerine göre her 10 gençten biri işsiz.
TÜİK verileri çok tartışılıyor biliyorsunuz.
Buna rağmen artan genç nüfus oranını göz önünde bulunduracak olursak, gençlerin iş bulma şansı her geçen gün zorlaştığını gösteriyor ki; bağımsız araştırma kuruluşları bu oranın daha fazla olduğunu ileri süren veriler açıklıyor.
Tıpkı enflasyon verilerindeki farklı açıklamalar gibi.
Doğurgan bir nüfusa sahip olduğumuz bir gerçek.
Yine TÜİK'e göre nüfusumuz 85 milyonu aştı.
Toplam nüfusumuzun yüzde 50,1'i erkeklerden, yüzde 49,9'u ise kadınlardan oluşturuyor.
Kadın istihdamımın zaten gelişmiş ülkelerin çok gerisinde olduğu biliniyor ama genç erkekler de iş bulmakta çok zorlanıyor.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeni evlenen çiftlere en az üç çocuk yapmalarını tavsiyelerde bulunduğuna ait görüntüleri defalarca haber bültenlerinde izlemiştik.
Zor bir coğrafyada yaşadığımız bir gerçek.
Nüfuz yapımız bakımından etnik çeşitliliğin bilinmesi nedeniyle, Cumhurbaşkanı'nın demografik yapının korunması bakımından nüfusumuzun artmasını istemesi elbette eleştirilmez.
Ve fakat.
Yeni evli çiftlere, ''En az üç çocuk yapın'' diye tavsiyede bulunurken, gençlere iş olanaklarının da hazırlanması gerektiği gerçeğinden yola çıkarak, TÜİK'e göre bile günümüzdeki işsizlik oranının yüzde 11 olması bir durum da ortadayken, yeni iş alanlarının açılamamış olması konusu üzerinden, Cumhurbaşkanına eleştiri yöneltilmesini de doğru karşılamak gerekir diye düşünüyorum.
Adriyatik denizinden, Çin Seddi’ne kadar üretim yapılan tek ülke olmakla övünürüz haklı olarak.
Doğrudur, bu coğrafya da üretmeye çalışan belki de tek ülkeyiz.
Ama yetmiyor.
Daha fazlası gerekiyor yani.
''Daha fazla üretmeliyiz'' derken bir taraftan da yanlış politikalara yöneliyoruz maalesef.
Ülkemizde hayatın çok pahalı olduğu biliniyor.
Enflasyondaki artış hızı bir türlü durdurulamıyor.
Yanlış politikaların sonucunda paramız, dolar karşısında sürekli değer kaybediyor.
Yazının hazırlandığı sıralarda serbest piyasada bir dolar 32.30 TL' en satılıyordu.
Doları tutmak için faizleri yükselttik.
Merkez bankası mevduat faiz oranını yüzde 50 ile sınırlandırdığını duyursa da, hacimli mevduatlar için bankaların mudilerle faiz pazarlığı yaptıkları da konuşuluyor.
Mevduat faizleri yüzde 50 ile sınırlanmış olsa bile arabasını ve evini satıp bankaya yatıranlar var ülkemizde.
Bu durumda yatırımların artmasını beklemek de çok iyimser bir yaklaşım olur.
Nitekim son yıllarda yeni bir yere çivi çakıldığına şahit olan varsa beri gelsin.
Mevduat faizlerinde taban yüzde 50 ile sınırlanmış olsa bile kredi faizlerine yetişmek imkansız.
Yüzde 60-70'le para kullananlar var mı bilmem ama varsa da böyle bir para kullananın aklına şaşarım.
Nüfusumuz artarken, iş arayan gençlerin sayısı da artıyor haliyle.
İşsizlik oranı TÜİK'e rağmen yüzde 11 olduğuna göre, mevcut iş alanları gençlerimizin istihdamına yetişemiyor demektir.
Faizler bu kadar yüksekken yeni iş alanlarının çoğalmasını beklemek fazlaca hayalcilik olduğuna göre, işsiz sayımızın artma ihtimalini de göz önünde bulundurmalıyız.