İhlas, kelime anlamı itibarıyla iş, davranış ve ibadetleri her türlü gösteriş ve kişisel çıkar kaygısından arındırıp, sadece Allah rızası için yerine getirmek demektir. İslam inancının temel taşı olan bu kavram, Kur’an-ı Kerim’de peygamberlerin en belirgin niteliklerinden biri olarak zikredilmektedir.
KUR’AN-I KERİM’DE İHLASLI KİMSELERİN ÖNEMİ
Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’in pek çok ayetinde ihlaslı kullarından övgüyle bahsetmektedir. Özellikle Yûsuf Suresi'nde bu niteliğin peygamberlerin başlıca vasfı olduğu vurgulanırken; Nisâ, A’râf, Kehf ve Zümer surelerinde kulluğun ve itaatın yalnızca Âlemlerin Rabbi olan Allah’a özgü kılınması gerektiği beyan edilmektedir. İhlas, en derin anlamıyla inançta samimiyet demek olup, kullukta hiçbir şeyi Allah’a ortak koşmamayı gerektirir.
"YALNIZCA SANA İBADET EDERİZ"
Müslümanların her gün, her namazın her rekâtında okuduğu Fatiha Suresi'ndeki "Yalnızca sana ibadet eder, yalnızca senden yardım dileriz" ayeti, ihlasın en veciz ifadesidir. Ayetlerde belirtildiği üzere, her kim Rabbine kavuşmayı arzu ediyorsa, "salih amel" işlemeli ve ibadetinde Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamalıdır. Allah’a ortak koşularak veya başkalarının beğenisini kazanma amacıyla yapılan ibadetlerin, İslam dininde bir karşılığı bulunmamaktadır.
İHLASIN DÜŞMANLARI: RİYA VE SÜM’A
İhlas kavramının tam zıddı olarak kabul edilen iki büyük tehlike ise riya ve süm’a’dır.
-
Riya: Bir işi Allah rızası yerine, çevredeki insanlara gösteriş yapmak ve beğeni toplamak için yapmaktır.
-
Süm’a: Yapılan gizli bir iyiliği veya ibadeti, övünme duygusuyla veya çıkar sağlamak amacıyla başkalarına duyurmaya çalışmaktır.
HADİSLERLE İSLAM'DA SAMİMİYET
İslam kaynaklarında (Hadislerle İslam, Cilt 3) vurgulandığı üzere; samimiyetten uzak, başkalarının duyması veya görmesi için yapılan ameller, manevi değerini yitirmektedir. İhlaslı bir müminin temel hedefi, yaptığı işi kimse görmese veya takdir etmese dahi, "Allah biliyor" bilinciyle ve gönül huzuruyla yerine getirmektir.
Haber Merkezi