Okullar açıldı, eğitimde pek çok sorun yaşanırken MEB’in bu sorunları çözmek yerine, veli, öğrenci ve öğretmenleri mağdur etmeye devam ettiğini görüyoruz.
İtibardan tasarruf etmeyenler, yeterli hizmetli görevlendirmeyip çocukların sınıflarda çer çöp içinde eğitim görmesine razı olarak temizlik hizmetlerinden tasarruf ediyor!
Seçimlerden önce okullarda çocuklara ücretsiz yemek sözü verilmesine rağmen bu sözlerini tutamayıp, müteahhit paralarını sektirmeden öderken, ilkokul çocuklarına günde 3 ytl (yazıylayalnızüçlira) yemek yardımı yapacakları açıkladılar!..
Öğretmenlere ücret vermemek için iki-üç sınıf birleştiriliyor, elli öğrencinin bir arada ders işlemesi yoluna gidilerek elde edilecek tasarrufla uçulmayan havaalanlarının, geçilmeyen köprülerin parası ödenecek…!
Köy okullarını kapatıp köylüleri hocalara teslim eden anlayış, köylerdeki çocukları taşımalı eğitimle merkezi okullara aktarıyordu. Bu uygulamadan da vaz geçildiğine dair haberler geliyor. Köylerdeki çocukların ulaşımından elde edilecek tasarrufu da Diyanete aktarırlar herhalde…
Örgün eğitimin yanında yaygın eğitim yoluyla toplumun tüm kesimlerinin eğitiminden de MEB sorumludur. Bu amaçla usta öğreticiler eliyle okul çağı dışında kalanlara bugüne kadar açılan “ eğitici kurslar” kurs öğretmenlerine ücret ödememek için artık açılmayacak. Buradan elde edilecek gelir KKM yoluyla bir avuç para babasının cebine aktarılacak…
Bu bakanlık, yaklaşık 600 gündür öğretmen ataması yapmadı, ama okullara imam görevlendirmeye, tarikatlarla işbirliği yapmaya devam ediyor.
İki yıldır atama bekleyen, bütün sınavlarını başarıyla vermiş öğretmenlerin atama listeleri geçenlerde bakanlığın sitesinde “yanlışlıkla” yayınlandı, hemen kaldırıldı. Listenin değiştirileceğine dair kaygıları var bu gençlerin… Yıllar önce okuttuğum bir öğrencim aradı: Ne olur bize yardım edin diyor…Çünkü, hiç kimseye , hiçbir şeye güvenleri kalmadı. Sizin kaldı mı?
Eğitimde yaşanan bunca mağduriyetten sonra Bakanlığın adını Mağdur Etme Bakanlığı yapın bari…
Bu da tarihle kuru kuruya övünenlere gelsin:
Fatih Sultan Mehmet çocukken çok yaramaz bir öğrenciymiş. Ders esnasında yaptığı şımarıklıklarla Hocası Akşemseddin’i çileden çıkarır, Hocası kendisine kızdığı zaman hemen “Ben Padişahın oğluyum bana bir şey yapamazsın” deyip tehdit edermiş. Padişaha şikâyet etmeyi edepsizlik sayan Akşemseddin, durumu II. Murat’a anlatamıyormuş. Ancak artık küçük Mehmet’in yaptığı yaramazlıklar çekilmez hale gelince II. Murat’ın huzuruna çıkıp durumu anlatmak zorunda kalmış. II. Murat Akşemseddin’in yanına gelerek kulağına bir şeyler fısıldar, bunları duyan Akşemseddin çok şaşırır.
Ertesi gün yine derste Mehmet yaramazlık yapıyordu. Akşemseddin’in uyarısına aynı tehdit cevabını verdiği sırada Padişah ansızın kapıyı açıp içeri girdi. Bu olay karşısında Akşemseddin hiddetlenerek Padişaha bağırdı ve bu şekilde sınıfa giremeyeceğini izin istemesi gerektiğini söyleyerek derhal dışarı çıkmasını istedi. Padişah mahcup bir şekilde boynunu bükerek özür diledi ve dışarı çıktı.
Gördükleri karşısında II. Mehmet’in nutku tutulmuş, ne yapacağını şaşırmıştı. Güvendiği babası azar yemişti. Küçük Mehmet allak bullak olmuştu. Az sonra kapı vuruldu ve Padişah mahcup bir şekilde içeri özür dileyerek girdi. Plan muhteşem bir şekilde işlemiş, O günden sonra asla yaramazlık yapmamıştı...
Küçük Mehmet öyle Fatih oldu. İstanbul’a girerken hocası Akşemseddin de yanındaydı. Elini öpmeye gelenleri hocasına yönlendiriyor; “Evet Sultan Mehmet benim, ama, benim hocam odur, onun elini öpün” diyordu…
Bugün Öğretmenlik mesleğini sıradanlaştırmak için ÖMK çıkarmak isteyenlere ithaf olunur…
Öğretmenlerinize ve eğitime değer verirseniz çağ açıp çağ kapatacak bir uygarlık kurarsınız; vermezseniz…
Bakın Ortadoğu’ya, ne olacağınızı görürsünüz…