Bu zamana kadar şan, şöhret, ün ve kahramanlıklarıyla tanıdığımız Oğuzları şimdi de başka bir boyutuyla tanımaya ne dersiniz? Oğuz uykusu.
Oğuzların bıçağın kemiğe dayanmasına kadar uyanmamasını ya da gafil avlanmasını ifade etmek için kullanılan Oğuz uykusu, Dede Korkut Kitabı’nda "o zamanda Oğuz yiğitlerine ne belâ gelse uykudan gelirdi" biçiminde yer bulmaktadır.
Oğuz uykusu, Türk destanlarında ve hikâyelerinde özellikle de Dede Korkut’ta karşımıza çıkmaktadır. Anadolu’da bazı yerlerde çok derin uyku için “Oğuz uykusu”, “Oğuz uykusuna yatmak”, “Oğuz uykusu mu uyudun” gibi deyimlere rastlanıldığı görülmektedir.
Uyku, küçük ölüm olarak nitelendirilmiş ve Oğuzlardaki gibi yorgunluk nedeniyle yedi gün sürerse sonu felaketlere ve tutsaklığa varabileceği anlatılmıştır. Yapı ve içerik itibariyle Türk edebiyatında mitoloji, masal, destan, halk hikâyesi, efsane ve menkıbe gibi edebî türlerde uykuya dalma motifi önemli bir yer tutar.
Oğuz uykusu ifadesinde uykunun küçük ölüm sayılması Eski Oğuz’da yaşayan bir gelenektir. Günlerce sürdüğü için küçük ölüm Oğuz yiğitlerinin çoğu kez tutsak olmasına yol açtığından söz edilmektedir.
Uygurlarda ise derin uyku, süt uykusu biçiminde ifade bulmaktadır. Düşmanın, kahramanı uykuda basıp onu ele geçirmesi teması başta Dede Korkut olmak üzere Manas, Battal Gazi ve Köroğlu gibi destan ve halk hikayelerinde işlenmiştir.
Konuyla ilgili destan ve halk hikâyelerine göz atmak gerekirse;
“Alp Manas, Ak Kağan ile savaştayken yorgunluktan uyuyakalır. Düşman onu zincirlerle bağlayıp bir kuyuya atar. Alp Manas, kuyuda dokuz ay uyur ve uyandığında bağlı olduğunu görünce hayıflanır.”
“Dede Korkut Kitabı’nda Kanturalı derin uykuya dalınca Selcen Hatun, başına belâ geleceğini tahmin ettiğinden atının koşumlarını takar. Giyimini kuşanıp mızrağını eline alır ve yüksek bir yere çıkar. Yine Dede Korkut Kitabı’nda Uşun Koca Oğlu Seğrek düşman elindeki ağabeyi Eğrek’i kurtarmak için yola düşer. Uzun bir yolculuktan sonra yorgun düşer ve uyuyakalır. Bunu fark eden bir casus bunu Tekür’e bildirir. Tekür, Seğrek’in üstüne altmış kâfir gönderir. Atı, Seğrek’i uyandırır. Seğrek altmış kâfiri tepeler, kaleye sokar. Tekrar uykuya dalar. Tekür bu defa yüz atlı gönderir. Atı, yine Seğrek’i uyandırır. Seğrek bu yüz kâfiri de tepeler. Tekür, son çare Eğrek’i Segrek’in karşısına çıkarır. Eğrek, uyumakta olan Seğrek’in kopuzunu alır ve kopuz çalarak onu uyandırır. Karşılıklı söyleşirler. Sonunda birbirlerinin kardeş olduklarını anlarlar. Dede Korkut Kitabı’nda yine Salur Kazan’ın gözünü uyku bürür. Casus gelip bunu Tekür’e bildirir. Tekür de hemen askerini toplayarak üzerine gelir. Yirmi beş yiğidini şehit eder. Kazan Han’ı da yakalayıp elini ayağını bağlayarak götürürler.”
“Köroğlu Destanı’nda Ayvaz girdiği bahçelerin birinde yorgunluktan uyuyakalır. Uyuduğu bahçe Bolu Beyi’nin olup yakalanır. Bir seferinde de Köroğlu yorgun olduğundan Nigar’ın dizinde uyuyakalır. Aradan bir zaman geçtikten sonra Kırat ayaklarını yere vurarak Köroğlu’nu uyandırır.”
“Şah İsmail Hikâyesi’nde de Arabüzengi, Şah İsmail ile Gülizar’ın uyuyup dinlenmeleri söyler. Yorgun olan iki sevgili uyur. Onların ardına düşen Hint askerleri gelir ancak aşıkları uyandırmaya kıyamayan Arabüzengi, düşmanlarla tek başına savaşır ve askerleri öldürür. Şah İsmail uyandığında meydanın Hint askerlerinin ölüsüyle dolduğunu görür.”
Efsanelerin, destanların, halk hikâyelerinin ve masalların aslî teması uyarmak, ders çıkarmak ve öğüt vermek olduğundan aslımız Oğuz olsa da uykumuz Oğuz uykusu olmasın. Tarihimiz o kadar ayrıntılı ve güzel temalarla dolu ki günü geldikçe böyle ilginç konularla buluşmak üzere.