PANDEMİ VE OBEZİTE
Paylaş

PANDEMİ VE OBEZİTE

Ekleme: 06.08.2021 08:57 Güncelleme: 30.05.2026 21:55

Genel Cerrahi Uzmanı Opr.Dr. Yunus Öztürk, pandemi sürecinde hareketsiz kalınması nedeniyle artan obeziteye dikkati çekti. Öztürk, 21’inci yüzyılın en önemli ve yaygın sağlık sorunlarından biri olarak kabul edilen obezitenin birçok rahatsızlığa davet...

Obezite, 21’inci yüzyılın en önemli ve yaygın sağlık sorunlarından biri olarak kabul ediliyor. Dünyada hızla artan kentleşme ve beslenme sorunları obezite riskini yükseltiyor. Türkiye, yüzde 32’lik obezite yaygınlığıyla yetişkin nüfusta Avrupa’da birinci sırada yer alıyor. 

OBEZİTELİLER COVID-19'U AĞIR GEÇİRİYOR 

Genel Cerrahi Uzmanı Opr.Dr. Yunus Öztürk, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de pandemi döneminde fazla kilo ve obezite probleminin arttığını gördüklerini söyledi. Öztürk, "Tüm insanlık olarak zor bir dönemden geçtik. İnsanlar eve kapandı ve hareket azaldı. Haliyle herkesin kilosunda bir artış oldu. Obezite zaten önemli bir sorundu. Şimdi daha da ciddi hale geldi. Pandemide kişi başı ortalama 6 kilogram şişmanladık. Obeziteli bireylerin covıd-19 enfeksiyonuna yakalanma ve hastalığı daha ağır geçirme riski, normal kilolu bireylere göre daha yüksek. Covıd-19’a yakalanan bireylerin yüzde 46’sı obez. Bu bireylerin hastaneye yatma riski kilo problemi olmayan kişilere göre yaklaşık 2 kat daha fazla. Araştırmalarda 50 yaş ve altındaki obeziteli hastalarda covıd-19 nedeni ile hastaneye yatış, hastanede ölüm ve mekanik ventilasyon riskinin daha yüksek olduğu görüldü. Ayrıca obezite; diyabet, hipertansiyon, yüksek kan basıncı, kan yağlarında yükseklik, koroner arter hastalığı, inme, çeşitli kanserler, uyku-apne sendromu, karaciğer yağlanması, reflü, safra yolları hastalığı, kısırlık, depresyon, eklem ve hareket sorunları gibi pek çok ciddi sağlık sorununa yol açıyor. Türkiye'de kadınların yüzde 41’i, erkeklerin ise yüzde 20,5’i obez veya aşırı kilolu. Obeziteli bireyler koronavirüs ve virüse bağlı ölüm açısından yüksek risk altında "dedi. 

BAĞIŞIKLIĞI DÜŞÜRÜYOR 

Obezitenin bağışıklık sistemini düşürdüğünü belirten Genel Cerrahi Uzmanı Opr.Dr. Yunus Öztürk, "Covıd-19 nedeniyle hastaneye yatırılan hastalarda hipertansiyonlu bireylerden sonra ikinci sırada obeziteli bireyler gelmektedir. İngiltere’de korona virüsten etkilenip yoğun bakım ünitesine alınan 10 hastadan yaklaşık 7’si obeziteli birey. Amerika’da 5 binden fazla covıd-19 hastası arasında yapılan araştırma da, şiddetli obezitenin hastaneye yatış için yaştan sonra ikinci bir risk faktörü olduğunu ve yüzde 41.7 oranında hastanın da obeziteli birey olduğu görülmüştür. Obezite direkt olarak bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkilidir, bağışıklık sistemi obezitede baskılanır ve enfeksiyonlara eğilim artar. Obeziteli bireylerde solunum yolu disfonksiyonu olması şiddetli covıd-19 riskini artırmış olabilir. Obeziteli bireylerin hava yollarında fazla yağ birikmesine bağlı olarak daha yüksek direnç vardır ve akciğer hacimleri daha küçüktür. Ayrıca solunum kasları daha zayıftır. Bu nedenle hipoventilasyon sendromu vardır. Bu durumda derin nefes alıp vermek oldukça zor olur "ifadelerini kullandı. 

OBEZİTENİN TEDAVİSİ VAR 

"Obezite ile tek başınıza savaşmak zorunda değilsiniz "diyen Genel Cerrahi Uzmanı Opr.Dr. Yunus Öztürk, tedavi yöntemleri ile ilgili bilgi vererek şunları kaydetti; "Obezitenin birçok tedavisi var. Cerrahi tedaviler ve endoskopik işlemler en sık kullanılan yöntemler. Hastaların obezlik derecesini ve vücutlarının kilo durumunu belirleyebilmek için kullanılan vücut kitle endeksi kriterine göre cerrahi ya da endoskopik işleme karar veriyoruz. Bu değerlere göre vücut kitle endeksini 20-25 arası normal, 25-30 arası fazla kilolu, 30-35 arası obez, 35 ve üzeri ise morbid obez olarak değerlendiriyoruz.
Vücut kitle endeksi 35’in üzerinde olan ve obezite ile herhangi bir yan hastalığı olan ya da hiçbir yan hastalığı olmaksızın vücut kitle endeksi 40 üzerinde olan hastalarımıza cerrahi tedavi uygulamayı uygun görüyoruz. Bu endeksin altında kalan fazla kilolu hastalarımıza ise cerrahi olmayan, endoskopik yöntemlerle müdahale ediyoruz. Dolaşım sistemi, sindirim ve boşaltım sistemleri ve diğer unsurların tümü obezite sorunundan olumsuz etkilenmektedir. Obezite, kansere yakalanma riskini de artırır. Bunun yanında yapılan bazı çalışmalarda morbid obez gebelerde, obezite ameliyatı sonrası zayıflayarak gebe kalanlara kıyasla anneye ve bebeğe ait sorunların çok daha fazla oranda yaşandığı gösterilmiştir. Obezitenin önlenmesi ve tedavisi tüm bu hastalıklarla başa çıkmada ilk basamaktır. Cerrahi tedaviyle obezitenin sebebiyet verdiği hastalıklar büyük oranda ortadan kalkmaktadır. Obezite ameliyatlarının tüm türlerini göz önüne aldığımızda yaklaşık başarı şansı birbirine yakın. Ameliyat sonrası hipertansiyon ve diyabeti tamamen atlatan hastaların oranı yaklaşık yüzde 70. İnsülin iğnesi kullanırken hap ile tedaviye dönen hastaların oranı da oldukça fazla. Tüp mide ameliyatı toplamda diyabeti ve hipertansiyonu yüzde 90 oranında engellemektedir.
Kalp hastalıkları da şekerin, tansiyonun ve kolesterolün azalmasına bağlı olarak azalmaktadır. Böbrek hastalıkları, şeker hastalığının ortadan kalkmasına bağlı olarak ciddi oranda azalmaktadır. Uyku apnesi sendromu olan hastaların ameliyat sonrası bu hastalıklarını tamamen atlattıklarını gördük "ifadelerini kullandı. 

BU UYARILARA DİKKAT 

Uyarılarda bulunan Genel Cerrahi Uzmanı Opr.Dr. Yunus Öztürk, şunları kaydetti; "Muayene ve tetkikler sonunda uygun olan hastalarımız ameliyat edilebilir. Obezite ameliyatları; obezite tiroit bezi tembelliği, kortizon kullanımı ya da endokrin organ hastalığına bağlı ise, ilaç, alkol vb. uyarıcı maddelere bağımlılık söz konusu ise, ciddi bir psikiyatrik sorun var ise ve 1 yıl içinde gebelik planlanıyorsa uygulanmamaktadır. Tüm hastalıklara bakıldığında başarı şansı yüzde 80’in üzerinde. Cerrahi tedavi, günümüz koşullarında en etkili ve en iyi sonuç veren tedavi seçeneğidir. Fazla kilolu olduğunuz dönemde ortaya çıkan insülin direnci, diyabetin ortaya çıkma riskini arttırmaktadır. Ağırlık kaybının, diyabet gelişimini önlediğine ve geciktirdiğine dair çok güçlü kanıtlar var. Ağırlık kaybının hiperglisemi (yüksek şeker) riskini 23 kat, hiperinsülinemi (insülin fazlalığı) riskini 6 kat azalttığı gösterilmiştir. Ağırlık kaybı insülin duyarlılığını arttırarak insülin direncinin iyileşmesine yardımcı olur. Yüzde 5 ağırlık kaybı bile, insülinin etkisini iyileştirir, açlık kan glikoz düzeyini azaltır. İşin sırrı sağlıklı beslenmeyi ve hareket etmeyi bir yaşam şekli haline dönüştürmekte. Aşırı kilolu olmak ve obezite kişinin suçuymuş gibi görülüyor oysa bu suç değil hastalık! Hem de ‘çok yemek’ ya da ‘az hareket’ etmeye indirgenemeyecek kadar kompleks bir hastalık. Kişinin psikolojisi, genetiği, stres, metabolik durumu, hormonal dengeleri gibi kiloyu ortaya çıkaran birçok dinamik var "açıklamasında bulundu. 

Öztürk, 21’inci yüzyılın en önemli ve yaygın sağlık sorunlarından biri olarak kabul edilen obezitenin birçok rahatsızlığa davetiye çıkaracağına işaret ederek tedavi yöntemlerini anlattı. Feride İÇKİLLİ 

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.