Mekke’nin kalbinde, siyah örtüsüyle sade ama bir o kadar görkemli bir yapı yükselir: Beytullah, yani Allah’ın evi. Bu isim, yapının başka hiçbir faniye veya işe değil, yalnızca ve yalnızca Alemlerin Rabbi olan Allah’a ait olduğu gerçeğini simgeler. Kabe, yeryüzünde Allah adına inşa edilen ilk ev ve insanlık için tahsis edilen ilk ibadet yeridir.
Kabe; sadece bir yapı değil, aynı zamanda güvenin, hidayetin, bereketin ve dünya üzerindeki tüm Müslümanların birliğinin sembolüdür. Nerede olursanız olun, dünyanın hangi köşesinde yaşarsanız yaşayın, günde beş vakit yüzümüzü döndüğümüz ortak merkezimizdir.
HUZURUN AYNASI: MESCİD-İ HARAM
Mescid-i Haram’da, Kabe’nin karşısında kılınan o ilk namaz, ruhun en saf haline büründüğü andır. Huzurun aynası olan bu kutsal mekanda, dünyanın her bir yöresinden gelen on binlerce insanın arasında sadece bir "kul" olduğunuzu hissedersiniz. Kalabalığın içinde kaybolmuş gibi görünürken, Kabe’nin etrafında halka halka dizilen müminlerin arasında aslında gerçek varlığınızı ve yaratılış amacınızı keşfedersiniz.
PEYGAMBERLERİN İZİNDE BİR SECDE
Mescid-i Haram’da secdeye varmak, tarihin derinliklerine uzanan bir yolculuktur. Sizin bugün alnınızı koyduğunuz o mübarek toprağa, yüzyıllar boyunca kim bilir kaç milyon insan yüz sürdü? Kim bilir hangi gönüller aynı huzurla burada Allah’a yöneldi?
Bu kutsal ziyaret, yalnızca fiziksel bir yolculuk değil; Hz. İbrahim’in, Hz. İsmail’in ve son peygamber Hz. Muhammed (sas)’in sünnetine sadakatin bir göstergesidir. Allah’ın emrine uyarak Beytullah’ı ziyaret edenleri ise büyük bir müjde beklemektedir: Cennet. Hac ibadeti, günahlardan arınmış bir ruhla yeni bir başlangıç yapmanın ve ebedi kurtuluşa kapı aralamanın en kutsal yoludur.
Haber Merkezi