15 Temmuz 2016 gecesi, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde “darbe girişimi” olarak kayıtlara geçti. Saatler 22.00’yi gösterdiğinde Boğaziçi Köprüsü’nün kapatılması, TBMM’nin bombalanması, TRT’nin işgali… Ve sabaha karşı “halk sokakta” manzarası. Aradan 10 yıla yakın zaman geçti. Mesafelenince bir geceyi sadece “kahramanlık” ya da sadece “travma” diye okumak eksik kalır. Bu yazımda o geceyi ve sonrasını teraziyle tartmaya çalışacağım: Olumlu ve olumsuz yönleriyle.
1. Sivil Siyasetin ve Demokrasi Algısının Tahkim Edilmesi
Türkiye’de 1960, 1971, 1980, 28 Şubat… Darbeler hep “üst akıl” ile başarıya ulaşmıştı. 15 Temmuz’da ilk kez geniş kitleler, çağrı üzerine sokağa çıktı ve tankın önüne geçti. Bu tablo, “Türkiye’de darbe artık kolay olmaz” mesajını hem içeriye hem dışarıya verdi. Siyaset kurumunun meşruiyeti güçlendi. Meclis bombalanmasına rağmen aynı gece toplanıp bildiri yayınlaması, “temsili demokrasi ayakta” görüntüsü verdi.
2. Toplumsal Refleks ve Birlik Anı
O gece siyasi parti ayrımı olmadan CHP, MHP, AK Parti liderleri ortak açıklama yaptı. Camilerden sela okundu, belediye hoparlörleri kullanıldı. Uzun zamandır görülmeyen “milli refleks” ortaya çıktı. Toplumun önemli bir kesimi için bu, “devlete sahip çıkma” pratiği oldu. 15 Temmuz sonrası “Demokrasi ve Milli Birlik Günü” resmîleşti.
3. Devlet Yapısında FETÖ Tasfiyesi
Darbenin failleri arasında FETÖ mensubu asker ve bürokratların olduğu yargı kararlarıyla tespit edildi. Bu süreçte TSK, Emniyet, Yargı, MEB başta olmak üzere devlet kadrolarında geniş bir temizlik yapıldı. Savunanlara göre bu, “devletin paralel yapıdan arınması” için tarihi bir fırsattı. Harp okulları kapatıldı, Milli Savunma Üniversitesi kuruldu. İstihbarat ve komuta zinciri yeniden dizayn edildi.
4. Savunma Sanayi ve Dış Politika Özerkliği Vurgusu
Darbe girişimi sonrası “dışarıya bağımlı ordumuz olmasın” tezi güç kazandı. İHA-SİHA, yerli gemi, tank projeleri hızlandı. “Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz” söylemi, kamuoyunda daha geniş destek buldu.
“Ne Kaybettik?”
1. Can Kayıpları ve Travma
Resmî rakamlara göre 252 vatandaş ve darbeci olmayan 24 asker hayatını kaybetti. 2 binden fazla kişi yaralandı. 15 Temmuz’un en ağır faturası bu. Boğaziçi Köprüsü, Ankara’da Kızılay, Gölbaşı’nda Özel Harekat… Bu görüntüler toplumsal hafızada derin travma bıraktı. “Kendi uçağımız bizi bombaladı” gerçeği kolay unutulacak bir şey değil.
2. OHAL ve Hak İhlali Tartışmaları
Darbe sonrası 20 Temmuz’da OHAL ilan edildi. 2 yıl sürdü. Bu dönemde 130 binden fazla kamu görevlisi ihraç edildi, 70 binden fazla kişi tutuklandı. KHK ile kapatılan kurumlar, medya kuruluşları oldu. İktidar “devletin bekası için gerekliydi” dedi. Muhalefet ve insan hakları kuruluşları ise “masum-güvenli ayrımı yapılmadan genişledi, mağduriyetler oldu” eleştirisi yaptı. AYM ve AİHM’e giden on binlerce dosya, bu dönemin hukuki yükünü gösteriyor.
3. Kurumlarda Güvensizlik ve Liyakat Tartışması
Toplu tasfiyelerle birlikte TSK, yargı, akademi ve bürokraside tecrübe kaybı yaşandı. “FETÖ’cü değil ama torpille gitti” iddiaları, “akrabamı işe aldırdım” söylemleri, kurum içi güveni sarstı. “Kim kimin arkasında” sorusu uzun süre kurumsal aidiyetin önüne geçti.
4. Dış Politika ve Ekonomi Üzerindeki Şok Etkisi
Darbe gecesi ekonomi piyasaları sarsıldı. Turizm, doğrudan yatırım, kredi notu olumsuz etkilendi. Darbe girişiminin “dış bağlantısı” tartışmaları, Türkiye-ABD, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni güvensizlik katmanları ekledi. İncirlik krizi, vize krizi,vs. gibi.
15 Temmuz hem “kazanım” hem “kayıp” içeren bir kırılma. Tarihçi gibi bakınca 3 ders çıkar:
1. Demokrasi savunulmazsa kaybedilir: O gece sokağa çıkan milyonlar olmasaydı tablo çok farklı olurdu. Bu, “siyaset sandıktan ibaret değil” dersidir.
2. Devlet, şeffaf olmazsa içi boşaltılır: FETÖ’nün devlete sızması yıllar aldı. Denetim mekanizmaları zayıf olunca, “cemaat-devlet” içe geçti.
3. Acil dönem kalıcı olmamalı: OHAL bir “yangın söndürme” aracıydı. Ama yangın söndükten sonra normalleşmeye dönülmezse, araç kendisi sorun olur.
15 Temmuz’u sadece “destan” diye anlatırsan, mağduriyetleri ve hataları görmezden gelirsin. Sadece “kaos” diye anlatırsan, o gece demokrasi için risk alan insanlara haksızlık edersin.
Gerçekçi bakış şudur: 15 Temmuz, Türkiye’nin hem gücünü hem kırılganlığını aynı anda gösterdi. Gücü: Halkın darbe karşısında direnme kapasitesi. Kırılganlığı: Kurumların içten çürütülebilir olması.
Bir millet için en hayırlısı, böyle geceleri bir daha yaşamamak. Bunun yolu da “daha güçlü ordu”dan önce “daha güçlü kurumlar, daha güçlü hukuk, daha güçlü diyalog”tan geçiyor.
Saygı ve Sevgilerimle
Günümüzün hayrı ve bereketi üzerinize olsun.
ALLAH (C.C) YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN