Bankaların maaş karşılığında sunduğu promosyon ödemeleri, İslam iktisadının temel ilkeleri ve faiz sistemine dayalı bankacılık yapısı göz önüne alındığında Müslümanlar için üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir konudur. Toplumun emeğini sömüren ve bereketi zedeleyen bu sistemlerin sunduğu maddi imkânlara karşı Müslümanların nasıl bir tavır alması gerektiği, hem vicdani hem de dini bir sorumluluktur.
ŞÜPHELİ KAZANCA KARŞI TAKVÂ DURUŞU
Faiz sistemine dayalı kurumlarla gönül bağı kurmak ve bu yapıları desteklemek, inanç esaslarımızla bağdaşmaz. Promosyon paraları, Müslümanların şahsi malı olarak değerlendirilmediği için bu tür şüpheli gelirleri doğrudan kendi ihtiyaçlarımız veya şahsi menfaatimiz için kullanmamız uygun görülmemiştir. Bir müminin, haramdan veya şüpheli kazançtan uzak durarak malını temiz tutması, Allah katındaki sorumluluğunun bir gereğidir.
MAZLUMLAR İÇİN BİR İNFAK YOLU: GAZZE'YE ULAŞTIRMAK
Peki, bu şüpheli paralar nasıl değerlendirilmelidir? Burada atılacak en isabetli adım, paranın mülkiyetini kişisel faydadan arındırıp, onu bir "temizleme" ve "yardımlaşma" aracına dönüştürmektir. Sırf Allah rızası için, hayırla anılma beklentisi taşımadan; Gazze, Sudan veya Myanmar gibi coğrafyalarda açlıkla ve zulümle mücadele eden mazlumlara yönlendirmek, bu paranın en hayırlı şekilde kullanılmasını sağlar. Bu yöntemle paranın gıda, yakacak ve barınma gibi temel ihtiyaçlara dönüştürülmesi, bereketi zedelenen bir gelirin mazlumların yarasına merhem olmasına vesile olabilir.
FAİZSİZ KREDİ ALDATMACASI
Bankaların promosyon yerine sunduğu "faizsiz kredi" gibi uygulamalar, temelinde yine aynı sistemin bir parçasıdır ve gerçek bir çözüm niteliği taşımaz. Bu tür yöntemler, yalnızca hayati tehlike veya ölüm kalım meselesi gibi çaresiz kalındığı durumlarda başvurulabilecek bir "ruhsat" alanında değerlendirilmelidir.
Haber Merkezi