Paylaş

Samsun’un Sessiz Çığlığı

Bir şehri sevmek, sorunlarını da konuşabilmektir Samsun… Karadeniz’in mavisiyle yeşilinin buluştuğu, Milli Mücadele’nin ilk adımına ev sahipliği yapmış, tarihi ve doğal güzellikleriyle önemli bir şehir. Bu şehirde yaşayan herkesin Samsun’la ilgili bir anısı, bir hikâyesi vardır. Kimimizin çocukluğu bu sokaklarda geçmiş, kimimiz ekmeğini burada kazanmış, kimimiz hayatının en güzel yıllarını bu şehirde yaşamıştır. Bu nedenle Samsun bizim için sadece bir şehir değil, hayatımızın önemli bir parçasıd...

Bir şehri sevmek, sorunlarını da konuşabilmektir

Samsun… Karadeniz’in mavisiyle yeşilinin buluştuğu, Milli Mücadele’nin ilk adımına ev sahipliği yapmış, tarihi ve doğal güzellikleriyle önemli bir şehir. Bu şehirde yaşayan herkesin Samsun’la ilgili bir anısı, bir hikâyesi vardır. Kimimizin çocukluğu bu sokaklarda geçmiş, kimimiz ekmeğini burada kazanmış, kimimiz hayatının en güzel yıllarını bu şehirde yaşamıştır. Bu nedenle Samsun bizim için sadece bir şehir değil, hayatımızın önemli bir parçasıdır.

Fakat bir şehri sevmek, yalnızca güzelliklerini anlatmak değildir. Eksiklerini görmek, sorunlarını dile getirmek ve çözüm aramak da şehir sevgisinin bir gereğidir. Bugün biraz da bu nedenle Samsun’un sorunlarına bakmak istiyorum. Çünkü sorunları konuşmadan çözüm üretmek mümkün değildir.

Samsun’un en önemli sorunlarının başında trafik ve ulaşım geliyor. Özellikle sabah ve akşam saatlerinde şehir merkezinde ve ana arterlerde yaşanan yoğunluk vatandaşın günlük hayatını zorlaştırıyor. Otopark sorunu da buna eklenince ulaşım daha büyük bir mesele haline geliyor. Nüfus ve araç sayısı artarken ulaşım planlamasının da aynı hızla gelişmesi gerekiyor. Toplu taşımanın daha cazip hale getirilmesi, otoparkların doğru planlanması, kaldırımların yayalara bırakılması ve alternatif ulaşım imkânlarının artırılması artık bir tercih değil, ihtiyaçtır. Çünkü trafikte kaybedilen zaman, insanın hayatından eksilen zamandır.

Bir diğer mesele şehirleşme. Samsun büyüyor, yeni binalar ve yerleşim alanları oluşuyor. Ancak önemli olan yalnızca büyümek değil, doğru büyümektir. Bir şehir sadece beton binalardan oluşmaz. Parkları, ağaçları, meydanları, tarihi yapıları, sahili ve doğal alanları da o şehrin kimliğini oluşturur. Yeşil alanlarımızı korumalı, şehirleşme ile doğa arasındaki dengeyi gözetmeliyiz. Bugünün ihtiyaçlarını karşılarken yarının Samsun’unu da düşünmek zorundayız.

Atakum’un hızlı gelişimi de bu açıdan ayrıca değerlendirilmelidir. Sahili, sosyal yaşamı ve konumu nedeniyle büyük ilgi gören Atakum, nüfus artışıyla birlikte trafik, otopark ve altyapı gibi sorunlarla da karşı karşıya kalıyor. Atakum’un geleceğini sadece konutlarla değil; ulaşım, sosyal yaşam, kültür, sanat, spor ve çevreyle birlikte planlamak gerekiyor. Çünkü modern bir şehir, insanların sadece yaşadığı değil, kendisini ait hissettiği bir yaşam alanıdır.

Samsun’un geleceği açısından gençlerimiz de önemli bir konu. Üniversiteleri sayesinde her yıl binlerce genç şehrimize geliyor. Ancak eğitimini tamamlayan gençlerin önemli bir bölümü iş ve gelecek kaygısıyla başka şehirlere gidiyor. Asıl üzerinde düşünmemiz gereken nokta burasıdır. Gençlere “Samsun’da kalın” demek yetmez. Onlara burada çalışma, üretme ve gelecek kurma imkânı sunmak gerekir. Yeni yatırımlar, teknoloji girişimleri, girişimcilik ve nitelikli istihdam alanları artırılmalıdır. Gençlerini kaybetmeyen şehirler, geleceğini de korumuş olur.

Tarım ise Samsun’un büyük potansiyellerinden biri. Verimli topraklarımız ve üretim yapan çiftçimiz var. Ancak artan girdi maliyetleri üreticimizi zorluyor. Tarımı sadece tarlada üretim olarak görmemeliyiz. Ürettiğimiz ürünleri işleyerek katma değerli hale getirmek, kooperatifçiliği güçlendirmek ve üreticinin pazara daha güçlü ulaşmasını sağlamak gerekiyor. Tarım arazilerimizi korumak da en az üretimi artırmak kadar önemli. Çünkü toprağını kaybeden bir şehir, geleceğinin önemli bir bölümünü kaybeder.

Turizm konusunda da Samsun’un sahip olduğu potansiyelin daha iyi değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Milli Mücadele’nin ilk adımı, Bandırma Vapuru, Amisos, Kızılırmak Deltası, sahillerimiz ve ilçelerimizin kendine özgü doğal ve kültürel değerleri büyük bir zenginlik. Ancak bu değerleri daha iyi tanıtmalı ve birbirleriyle bütünleştirmeliyiz. Samsun insanların sadece uğradığı değil, konakladığı ve yeniden gelmek istediği bir şehir olmalıdır. Bunun için şehir merkeziyle ilçeleri birlikte değerlendiren kapsamlı bir turizm anlayışına ihtiyaç var.

Bir şehrin gelişmişliğini sadece yolları ve binaları belirlemez. Kültür ve sanat da şehirlerin gelişmişliğinin önemli göstergelerindendir. Samsun’un şairleri, yazarları, müzisyenleri ve sanat insanları var. Yerel sanatçılarımız daha fazla desteklenmeli, kültür merkezleri daha etkin kullanılmalı, şiirden müziğe, tiyatrodan edebiyata kadar etkinlikler artırılmalıdır. Çünkü kültür ve sanat bir şehrin süsü değil, ruhudur.

Çevreyi de unutmamalıyız. Denizimizi, sahillerimizi, derelerimizi, tarım alanlarımızı ve doğal güzelliklerimizi korumak zorundayız. Bugün çevreye verdiğimiz her zarar, yarının Samsun’undan eksilen bir parçadır. Gelişmişlik, doğayı yok ederek değil, doğayla birlikte yaşamayı başararak mümkündür.

Bir başka önemli konu ise herkes için erişilebilir bir Samsun oluşturmak. Kaldırımların araçlar tarafından işgal edilmesi, yaya geçişlerinin zorlaşması, engelli ve yaşlı vatandaşlarımızın şehir içinde hareket etmekte güçlük çekmesi sadece ulaşım sorunu değildir. Bu aynı zamanda şehir kültürü meselesidir. Şehirler araçlar için değil, insanlar için vardır. Çocuklarımızın, yaşlılarımızın, engelli vatandaşlarımızın ve yayaların güvenli ve rahat hareket edebildiği bir Samsun oluşturmalıyız.

Peki bütün bu sorunların çözümü mümkün mü? Elbette mümkün. Ancak bunun için ortak akla ve uzun vadeli bir şehir vizyonuna ihtiyacımız var. Yerel yönetimler, merkezi yönetim, üniversiteler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, iş dünyası ve vatandaşlar Samsun’un geleceği için aynı masa etrafında buluşabilmeli. Trafik, çevre, tarım, sanayi, turizm, kültür ve sanat birbirinden ayrı değil, aynı şehrin birbirini tamamlayan parçaları olarak ele alınmalıdır.

Samsun’un geleceğini sadece bugünün sorunlarını çözerek değil, yarının ihtiyaçlarını da düşünerek planlamalıyız. Bugün yaptığımız yollar, binalar ve yatırımlar kadar; koruduğumuz yeşil alanlar, yetiştirdiğimiz gençler, desteklediğimiz sanatçılar ve koruduğumuz doğal değerler de geleceğe bırakacağımız mirastır.

Ben bu yazıyı Samsun’u eleştirmek için yazmıyorum. Tam tersine, Samsun’u sevdiğim için yazıyorum. Çünkü bu şehir çok daha güzelini hak ediyor. Deniziyle, tarihiyle, doğasıyla, tarımıyla, sanayisiyle, gençleriyle ve insanıyla büyük bir potansiyele sahip.

Eksiklerimiz olabilir. Sorunlarımız olabilir. Önemli olan bunları görmezden gelmemektir. Samsun’un sorunlarını konuşmalı, ama sadece şikâyet etmekle kalmayıp çözüm yollarını da aramalıyız.

Çünkü Samsun hepimizin ortak değeridir. Bugün bize ait olan bu şehir, yarın çocuklarımıza ve torunlarımıza emanet edilecektir.

Bir şehri sevmek, onunla övünmek kadar eksiklerini görebilmek ve “Daha iyisini yapabiliriz” diyebilmektir.

Ben inanıyorum ki daha güzel, daha yaşanabilir, daha yeşil, daha kültürlü ve daha güçlü bir Samsun mümkündür.

Yeter ki günü kurtarmak yerine geleceği düşünelim, ortak akla kulak verelim ve Samsun’un geleceğini hep birlikte planlayalım.

# Bu pazar seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz? (Anketimiz 20.09.2026 pazar günü saat 23.59'da sona erecektir)

Oy kullanarak KVKK / Gizlilik Politikası'nı kabul etmiş sayılırsınız. Kişisel verileriniz yalnızca mükerrer oy kullanımını önlemek amacıyla saklanmaktadır.

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.