Alman Sol Parti öncülüğünde ‘parçalanmış ama birleşik; dört ayrı ülkede ancak bir bütün olan’ sloganıyla Almanya Parlamentosunda toplantı düzenlendi. Türkiye, Kürt devleti kurma aşamasındaki PKK ve uzantılarıyla değil; onlara engel teşkil eden, Türkiye’nin doğrudan veya dolaylı müttefikleriyle savaşa sürükleniyor.
PKK ve uzantılarıyla işbirliği yaparak, IŞİD’le savaştığı ve PKK’ya savaşmadan sosyal itibar ve toprak kazandırdığı gibi; Türkiye bugün doğal müttefiki, rejim muhalifi, HTŞ ile savaştırılarak PKK veya Rejim güçlerine toprak kazandırmayla karşı karşıya bırakılıyor. Çaresizlik en büyük erdemdir. Birçok çare varken Türkiye önce çaresiz bırakılıyor, sonra ‘her şey mübahtır; denize düşen yılana sarılır’ deniliyor ve sürekli tekrarlanıyor.
‘Yürüyüş kararı öv’ denilince öven, ‘söv’ denilince söven, dünya masalcıları Ezop, La Fontaine, Grimm Kardeşler’e taş çıkartan, FETÖ sevici, sözde bilim gerçekte film adamları, PKK ve türevlerinin önünü açmak için, Türkiye’yi IŞİD’le savaştırdılar, ‘Amerikan postalı yere değmeden, 30 yılda bitmez dedikleri IŞİD’i bitirdik’ diye TV ‘den TV’ye övünüyorlar. Sadece IŞİD’i değil Türkiye’yi de bitirdiklerini ya göremiyor ya da gördükleri halde ihanet ediyorlar. ‘Türkiye’nin güvenliği IŞİD’le savaştan geçer’ dedikleri gibi şimdi de ‘HTŞ ile savaştan geçer’ diyorlar. IŞİD yerine HTŞ’yi koyarak İdlib’de aynı oyunu sinsice sahnelemeye çalışıyorlar. İdlib PKK veya Rejim güçlerine, milyonlarca sığınmacı ve silahlı cihatçının yanında verilecek şehitler Türkiye’ye düşüyor.
Rusya iki farklı zamanda yaptığı hava saldırısında 50’den fazla askerimizi şehit etti, Müttefiklerimizle birlikte ele geçirdiğimiz stratejik öneme sahip Serakib de dahil olmak üzere üç ilçeyi Rus Paramiliter Wagnerler’le geri aldı. Esad’ın hakimiyet alanı genişledi. Gözlem noktalarımızın bulunduğu alanlar da Rejim güçlerinin eline geçti, bir milyondan fazla İdlibli yerinden, yurdundan oldu.
Bu saldırıları Rusya’nın yaptığı, imzaladığı antlaşmalara bağlı kalmadığı açık, seçik görülürken; bir taraftan ‘Esad kimdir? Gücü mü var? Suriye’ye nasıl hakim olacak?’ sorularını yönelten, diğer taraftan ‘askerlerimizi Esad şehit etti, elimizdeki ilçeleri Rejim güçleri geri aldı’ diyen sözde profesörler, güvenlik uzmanları, gazeteciler ya kendilerini ya da dinleyenlerini salak yerine koyuyor.
Türkiye’yi yalnızlığa iten politikalar sonucu ne düşmanımıza (Rusya’ya) ‘düşman’ ne de dostlarımıza ‘Rejim karşıtlarına) ‘dost diyebiliyoruz. Maaşlarını Türkiye’nin ödediği, silahlarını verdiği Suriye Milli Ordusu ve Ulusal Kurtuluş Cephesi, HTŞ başta olmak üzere çeşitli savaşçı gruplar birlikte Rejim güçlerine karşı savaşarak, Rusya’nın insanlık dışı hava saldırılarına karşı birlikte direndi ve 4,5 milyon nüfuslu İdlib’i bugüne kadar Rejim güçlerine teslim etmedi. Türkiye müttefikleri sayesinde bugüne kadar Rusya’nın kalleşçe yaptığı iki hava saldırısı dışında Rusya ile karşı karşıya gelmedi. İhanet şebekeleri Türkiye’yi ya Rusya ya da müttefikleriyle savaş seçeneği sunarak ‘birini tercih et’ diyecekler.
Moskava’daki Ateşkes’e göre; en güçlü silah ve savaşçıları barındıran, ABD’den de silah ve destek alan HTŞ başta olmak üzere birçok savaşçı grup ya savaşmadan ya da Türkiye ile savaşarak İdlib’i terk edecek. Bu iki yol da çözüm değil; Türkiye için ikisi de felakettir. Ancak ateşkesin anlamı da bu iki ihtimaldir. Ateşkes şartları yerine getirilinse her durumda İdlib ya Esad’ın ya da daha yüksek ihtimal PKK ve türevlerinin eline geçecektir. Türkiye yazı da tura da gelse kaybedecektir. Kararı Türkiye değil; Rusya verecektir. Mutlaka üçüncü ihtimal; yeni bir yol ya bulunacak ya da yapılacak.
